Bu düşmanın bütün insanlık tarafından yenilmesinin sağlanabilmesi imkansız. Ciddi ciddi ne kadar düşünürsem düşüneyim ancak kişi kendi farkına varıp inisiyatif alıp gerekirse yalnızlığı göze aldıysa belki yenebilir bu düşmanı ki o da çok uzun zaman geçmeden yapıldıysa. Kanseri erken tespit etmek gibi düşünebiliriz yani. Bu düşman sosyal medyadır.
Zaten sosyal medyaya çok bayılan biri değilim ancak bugün bir anda beynimde şimşekler çaktı ve sosyal medyanın sadece bağımlılık yapması haricinde daha da büyük bir zarar verdiğini fark ettim.
Ama diyeceksiniz ki sosyal medya bir insanın gelişimini nasıl etkilesin?
İki şekilde etkiliyor. Birincisi basit. Gördükleri iki kuruş etmeyen influencer bozmalarını ve diğer kişileri taklit ederek bir gruba aitmiş gibi davranarak kendi kimliklerini unutuyorlar ve kabullenilmişlik hissi sayesinde eksikliklerini çözmeye çalışmıyorlar. Zaten öyle kabullenilmişler yani sonuçta, neden gelişmeye çalışsınlar ki?
İkincisi ve benim daha yeni farkına vardığım şey ise birinci yöntem ve sosyal medyanın bağımlılık yapıcılığının aynı zamanda odaklanma yeteneğimizi bozmasının sonucu olarak ortaya çıkan bir durum.
Bu durum hepsinin kombinasyonu olduğu için teker teker anlatacağım. Gelin başlayalım.
Öncelikle insanların odaklanma yeteneği giderek daha az efor sarf ederek farklı içerikler görmelerinin sonucu olarak yerin dibine girmiştir. Araştırmasını falan okumadım ancak odaklanma yeteneğimizin tüm zamanların en düşük seviyesinde olduğundan eminim. Bilgisayarlar önceden sadece yazılara ev sahipliği yapabilirken yayınlayabildikleri şeylere zamanla resimler, sesler, videolar ve daha bir sürü farklı şey eklendi. Bir bilgisayar çok fazla içeriği içinde tutamıyordu ve bu yüzden görebileceğimiz şeyler azdı. Usb flaş belleklerin 1 gb olduğu günler daha 15 yıl önceydi ve o zamanlar 4 gb büyük sayılıyordu.
Sonradan bilgisayarlar ceplerimize girmeye başladılar. Akıllı telefon öncesinde odaklanma yetimizi çok kaybetmemiştik o kısmı geçin fakat akıllı telefonların ve sonrasında internetin cebimize girmesinin ardından sosyal medyanın hızla ilerlemesi durdurulamaz oldu. Sosyal medya platformlatı sadece mesajlaşma aracı olarak kullanılıyordu hani MSN falan hatırlarsınız belki. Şimdi ise aşağı kaydırmalı zaman akışlı sosyal medya uygulamalarına reklamların entegrasyonu ile mesajlaşma, görüntülü konuşma ve iş hayatının da sosyal medyaya gelmesi ile birlikte insanlar her şeyi sosyal medyadan yapar oldu. Bütün bunları yaparken kendi hayatımız dışında başkalarının da hayatlarına maruz kalıyoruz ve başkaları dediğim kişiler bildiğiniz milyarlarca insan. Beynimiz patlamak üzere. Odaklanma yeteneğimiz yok oldu. Sürekli olarak gördüğümüz her şeyi parmağımızı bir kere sürüklememiz ile geçiştiriyoruz.
Bunun ardından sosyal medyanın beğeni ve yorum sistemleri ile kişiye verdiği dopamin ve serotonin hormonlarının deyim yerindeyse kısa devre yapması sonucu sürekli olarak beğeni alma isteğinin merkezde olduğu beğenilme ve en olma ihtiyacının zirve yapması ile kişi gerçek hayatta herhangi bir şey yapma isteğini kaybetti. Çünkü insanlığın herhangi bir şey yapmasının yegane sebebi eylemin sonucunda iyi hissetmektir. Dopamin yani bir şeyi yapınca tatmin olmuş hissettiren hormonunun salgılanması yani. Birisi sizi övdüğü zaman mutlu hissediyorsanız sebebi bu hormondur övülmek değil.
Son olarak da az önce bahsettiğim kişinin bir gruba ait olma ihtiyacının kolaylıkla giderilmesini sağladığı illüzyonunu verdiği için sosyal medya içerisinde kişi zaten kendisini bir yere ait hissediyor. Orada olan insanların hiç biri ile gerçek bir bağı olmamasına rağmen sanki zaten çevresinde güvenilir insanlarla dolu güvenli bir alan varmış gibi hissediyor.
Peki bütün bunlar nereye çıkıyor? İnsan bunlardan nasıl etkileniyor ve beni bu kadar üzen şey ne?
Uzun vadeli sosyal medya kullanımının sonucunda saydığım 3 şeyin 2 tanesi bir insanda varsa fark bile etmeden kendisini her türlü içsel gelişime kapatmış olma olasılığı.
Üzmesinin sebebi ise bunu yakın olduğum bir insan ile otururken fark etmiş olmam.
Dışarıdan kişi hareket ediyor, bir şeyler yaşıyor ve hayatında ileriye gidiyor olabilir. Ancak kendisini istese dahi geliştirmeyecek felç edici bir şartlar silsilesine takılmış olma ihtimali çok yüksek.
Çünkü öncelikle kişi bir gruba dahil olduğunu veya başka insanlar tarafından (takipçiler, "arkadaşlar" vs.) kabul edildiğini hissettiği için kendisini içsel olarak geliştirme ihtiyacı zaten çoktan düşmüştür. Çünkü önemli olan dışarısıdır. Dışarıdan gelen kabullenilmiş hissi ile sahte bir yeterlilik hissi gelir ve kişi kendisini geliştirme ihtiyacı duymaz. Gelişim süreci başlamadan biter.
Ardından sosyal medyanın kendisine çeken ve sürekli ama sürekli olarak daha da ilgi çekici hale getirilmeye çalışan kısa videolar, trendler, fotoğraflar ve ilgiyi tutmaya çalışan binbir tane farklı silah ile insanın ekrana dalıp bir daha çıkamaması ve bu dikkat çekici araçların dikkat çekici kalabilmeleri için daima daha da geliştirilmeleri. Giren bir daha çıkamıyor ve gerçek dünyada tecrübeler yaşamıyor.
Sonuncusu olarak da kişi bir şekilde kendisine bir şeyler katarak zihinsel ve ruhsal yolculuğuna çıkmayı istese bile çoktan bunu başaramayacak hale gelmiş oluyor. Sebebi de kişinin odaklanamaması oluyor. Düşünsenize 15 saniyelik videoyu ileriye almaya çalışan ve bunu her gün yapan bir insan çaba ve disiplin gerektiren herhangi bir işi yapmakta ne kadar etkili olabilir? Asla ve asla o zorlu yolculuğa giremez ve girse bile devam ettiremez. Zorluklara katlanamayıp yine mutluluğu her zaman bulduğu yerde yani hangisini kullanıyorsa o sosyal medya platformuna gider.
Sonucunda gerçek hayatta oturduğu zaman karşısında olan kişiye söyleyebileceği hiç bir şeyi olmayan, sadece dedikodu yapabilen ve soyut konulara yorum yapamayıp merak da etmeyen insanlar ile baş başa kalırsınız. Bunu demek bana ne kadar üzüntü veriyor anlatamam gerçekten.
Bunun ne kadar fazla olduğunun farkına varmalıyız. Mükemmel bir şekilde insanın bütün motivasyonunu elinden alıp bir şekilde o motivasyon gelirse de yine başarısız olması için bilinçli veya bilinçsiz olarak düzenlenmiş olan korkunç bir sistem.
Gerçekten insanın gelişimini tamamen durduran bir şey olduğunu fark ettiğim an dalıp gittim kendi kafamın içerisinde. Çünkü toplumun bu durumdan kurtuluşunun sadece elektriği çekmek veya interneti kapatmakla olacağını biliyorum. Neredeyse imkansız gibi bir şey yani.
Ancak bireysel olarak ne kadar değişim yaşanabileceğini kestirmek gerçekten çok güç. Umarım bazı sevdiklerim adına çok zor olan bir süreç değildir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder