1 Kasım 2023 Çarşamba

Dedikodular

Dedikodu gerçekten çok kafa karıştırıcı bir şey. Ulan birilerini arkalarından çekip çevirdiğin zaman alınan haz ve hemen ardından gelen pişmanlık, kutlama için 2 tane büyük boy pizzayı mideye indirip sonra tartıda 80 kilo olduğunu görmek gibi bir şey (yaşandı). 

Pişmanlık hissi herkeste olmuyor tabii ki ancak pişman olanın da neden olduğunu tahmin etmek zor değil. Birisinin arkasından konuşmak özellikle sevdiğin bir kişi ise kişiye rahatsızlık verebilir ve doğaldır fakat insan düşünüyor neden bu kadar tatlı bu zıkkımı yapması diye. Başkalarını aşağı çekerek kendini yukarı çıkarma çabası kulağa en mantıklı açıklama gibi geliyor şimdilik ama o kadar basit olabileceğini sanmıyorum. 

Herneyse. Tam yanımdan geçen muavinin yan koltuklarda oturan Rus ablalar ile ikram alıp almama mücadelesini izledikten sonra devam ediyorum.

Asıl konumuz "Dedikodumuz yapılacak" düşüncesi ile hareket eden veya direkt dedikodusu yapılan insanların yaşadığı gereksiz stres. Hem kendi neslim hem de benden önce gelen neslin şükür ki artık eskisi kadar etkili olmayan problemi "Elalem ne der?" düşüncesidir.

Elalem ne der ile yaşayan kişilerin yaptıkları her hareketin üzerinde bir gölge bulunur. Bu gölgenin kimlere ait olduğu da kişinin yaşadığı toplulukta dedikoduyu spor haline getirmiş bir grup insana aittir. Bu insanlar herkesi eleştirir ve inceler, gözlemleyip çevrelerinde olan insanların kendi istediği şekilde olup olmadığını analiz eder.

Bu da oldukça can sıkıcı bir şeydir. Düşünsenize evinizde sizi izleyen bir kamera var. Ne kadar huzur bulabilirsiniz ki o evde?

Bu huzur bulamamayı bütün hayatınıza yayın şimdi. Yaptığınız hareketlerden giydiğiniz kıyafete, çalıştığınız işten yaşadığınız şehre kadar her şeye laf eden birisi olduğunu düşünün. Belki aklınızda birisi canlanmıştır bile. Veya canlanmamıştır ancak öyle birisi vardır. Belki de o kişi şu an sizinle aynı ev veya odadadır.

Eğer hiç ama hiç kimse yoksa bile eminim ki herkes çevresinde kişinin belirli bir davranış sergilemesi durumunda arkasından onu çekip çevirecek bir kişi biliyordur. Yaşlı bir tanıdığınızın yanında açık giyinmeniz veya dinlere düşman birisinin yanında saçınızı kapatmanız sonucunda o kişilerin sizi tanıyan başka insanlar ile en azından laf arasında bir iğneleme yapmaları muhtemeldir. Kişilerin bakışlarından ve ses tonlarından bunu sezmek mümkündür. 

Geçmiş zamanlarda olsa insanların dedikodularının yapılmasından korkmalarını ve o dedikoduyu getirecek olan davranıştan uzak durmalarını anlardım. Eskiden bir dedikodu insanın canına ve malına zarar gelmesine sebep olabiliyordu çünkü. İstediğin kadar özgür bir şekilde hareket etmeye çalış kaç yazar? O yüzden o zamanlar yaşamış olan ve dedikoduların baskısına boyun eğmiş olan insanlara anlayış göstermeliyiz. 

Gelelim günümüze. Günümüzde cahillerin bıçağı köreldi. Artık insanlar başka insanların alanına girene kadar nasıl davranacaklarına karar verme ve ne düşündüklerini ifade etme haklarına sahipler. 

Kültürlerin, geleneklerin ve göreneklerin zamanında kişinin üzerine zorladığı düşünce ve davranış şekilleri meydanda taşlanma tehdidiyle dikte edilemiyor. Onu yapmaya yeltenen insan bile şöyle veya böyle çalışan bir adalet sistemi ile karşılaşıyor. 

Bütün bunlar iyi güzel evet fakat sistemin hala çözemediği kısım yine bu yazının başrolü yani dedikodular. 

Adalet sistemi şu an olduğu halinin 3 kat daha sistematik ve etkili haline getirilsin yine de insanlar dedikodu yapacak. İstediğin kadar kısmaya çalış başkalarını aşağı çekerek alınan zevk insanlara fazla tatlı gelecek. Çünkü hiç bir efor sarfetmeden kişiye gelen yapay da olsa bir ilerleme ve başarı hissi. Vücuda bir kaç söz ile giren hızlı bir dopamin ve endorfin etkisi.

İnsanlar bu yüzden her zaman dedikodu yapacak. Ancak işte günümüzde o dedikodu orada kalıyor. Sadece dedikodu. Yapılan dedikodu sözü geçen insanın ölümüne sebep olmuyor. Yapılan dedikodular, elalem ne der düşüncesi, kişilerin çekip çevirmeleri ne kadar doğru veya yanlış olsun fark etmez değer teşkil etmiyor . 

Hatta düzelteyim dedikodular değer teşkil ediyor ancak teşkil ettikleri değer tamamiyle kişinin dedikoduya verdiği tepkiye bağlıdır aslında. Eğer yapılan dedikodulara önem verip dedikodunun sahibi ile kavga etmeye, uğraşmaya veya düşman olmaya çalışırsanız sizin umursamadan hayatınıza devam etmeniz durumunda bir zaman sonra yapılan dedikoduyu unutacak insanlar dönüp bakarlar ne oluyor burada diye. İşte o zaman dört duvar arasında dönen muhabbet çok daha büyümüştür ve önem teşkil etmeye başlamıştır. Kişinin dedikoduya reaksiyonu bu yüzden önemlidir.

Sanırım Game of Thrones'un en ünlü ve akılda kalıcı karakterlerinden olan Tywin Lannister'ın o efsane sözünü yazmazsam olmaz:

"Aslan, koyunların düşüncelerini kendine dert etmez." 

Ve böylelikle bu yazının da sonuna geldik. Kayıtlara geçsin Antalya'dan yola çıkalı 1 saat kadar oldu. Hava güzel. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Elimizdeki Tek Şey Tecrübe

Hayatta ne yaparsak yapalım ve nereye giderse gidelim, neler yaşarsak yaşayalım, hangi rollere bürünürsek bürünelim, elimizde gerçekten var ...