Hayır, burada babama hakaret falan etmiyorum. Cevabınızı aldıysanız sizi başka sayfalara yönlendirelim lütfen veya devam edin.
2017 yılında David Deida'nın ''Üstün Erkeğin Yolu'' kitabını okumuştum. Adı çok klişe gelebilir ancak bir erkeğe toksik olmaması ve aynı zamanda modern hayatta sahip olması gereken özelliklerden bahsetmekteydi. İlk 20 sayfasından birinde ''Baban Ölmüş Gibi Yaşa'' kısmına denk gelmiştim. Çok kışkırtıcı bir başlık olduğu için dikkatimi çekmişti sizin de bu sayfayı merak etmeniz gibi.
Yıllar geçti o sayfayı okumamın üzerinden. Ancak ne derece doğru ve her insan için geçerli bir düşünce tarzı olduğunu artık tamamen içselleştirmiş bir durumdayım diyebilirim. Çok basittir aslında fakat inanılmaz derecede az insan tarafından benimsenmiş bir düşünce şeklidir.
Bu düşünce şekli insanın sadece kendi ayakları üzerinde durması ve zorluklara kendi gücü ile karşı koyması gerektiğini savunur. Kişi anne ve babasının varlığından mutlu olmakla birlikte onların güç ve desteğini kendi gücü gibi görmemesi gerekir. Çünkü bu güce fazla bağlılık bireyi sonunda zayıflaştırır ve gelişmesinin önüne geçer.
Hayır, birey yardım istemekten de çekinmemelidir. Sadece zorluklara karşı ilk yaptığı şeyin anne ve babasının kucağına gitmemesi gerektiği anlamına gelir. Çünkü bir gün ebeveynleri hayatta olmayacaktır. O zamana kadar ailesinden gelen güce bağlı kalan kişi uzun vadede sadece kendi kişisel gelişimini durdurur ve eninde sonunda yalnız kaldığı zaman aslında ne kadar zayıf olduğunun farkına varır. Hayat da onun üzerinden tır gibi geçer. Çünkü artık dayanabileceği bir duvar yoktur arkasında.
Onun yerine kişi babası ölmüş gibi yaşamalıdır. Sürekli olarak kişisel mücadeleleri ile kendisi başa çıkarak yükselmeli ve anne ve babasının zamanında kendi çektikleri zorluklar aracılığıyla eriştikleri kişisel güç seviyesine erişmeli ve hatta bunun daha da üzerine koymalıdır.
Kalenin burçları arasında en zayıf olan burç olarak kalmayı kabullenmek ve olası bir saldırı esnasında diğer burçlardan destek almak yerine diğer burçlara destek gönderecek kadar güçlü bir burç olmayı hedeflemelidir.
Kişi bunu yapmak istemeyebilir. Hak veriyorum da. Neden bunu yapmak zorunda olalım ki?
Maalesef hayat bu kurallara göre işlemiyor. Gerçek hayatta gerçek kurallar ve savaşlar vardır. Kişisel savaşlarınız ile kendiniz yüzleşmelisiniz ve ancak ve ancak hiç bir çözüm getiremezseniz çevrenizdeki kişilerden yardım istemelisiniz. Bu bir problem değildir. Yardım isterken ezilip büzülmeye gerek yoktur.
Hatta tam tersine başınızı dik tutun. Çünkü siz dilencilik yapmaya gelmediniz oraya. Elinizden geleni yaptığınızdan eminseniz dilenci değilsinizdir. Karşınızdaki kişiye eşitsinizdir. Görünüş öyle olmasa bile eşitsinizdir. Çünkü insanlar sosyal varlıklardır ve hiç birimiz sonsuza kadar yalnız hayatta kalamayız. Herkes yardıma ihtiyaç duyar.
En ufak problemde yardım istemeye ve başkaları aracılığı ile kendi problemlerini çözmeye çalışan kişiler ise benim gözümde asalaktan farksızdırlar. Başkalarının üzerine sorumluluklarını yıkarak kendi keyiflerini ve memnuniyetlerini sürdürmeye ve bu şekilde yaşamlarını devam ettirmeye çalışırlar.
Ancak babası ölmüş gibi yaşayan bir insan bir gün hem kendisine hem de babasına yardım edecek ve problemleri çözecek kadar kabiliyetli bir insana dönüşür. İşte bu insanlar da başka insanların yollarını bulmak için ilham alacağı deniz fenerlerinden farksızdırlar. Çünkü diğer insanların da bireyleşmelerine ve kendilerine has bir insan olmaları için bir örnek oluştururlar.
Son bir yazı daha sonra uyku.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder