Hani huzurlu olmaması için bir sebep olmasa bile yine de her gördüğünüzde şikayet edecek bir şey bulabilen o sinir bozucu şahıslar.
Maalesef bu özelliği sanki ekstra sigara parası çıksın diye yapılan part time bir iş gibi ara sıra ben de sergilediğimi fark ettiğim zaman sebebini araştırmaya başladığım bir durumdu bu. Bazı kişiler kabus gibi bir dönemden kurtulup huzurlu bir hayat düzenine erişseler bile yine de bulundukları yeni durumda oluşan minicik sorunları kafaya aşırı takıp olay yaratabiliyorlardı.
Bu bana çok ilginç geliyor. Dünya mükemmelin erişilebileceği bir yer zaten değil ve hiç birimiz kusursuz hayatlar yaşamak için gelmedik buraya. En kusursuz hayata sahip varlık bile ölüm gerçeği ile yüzleşip kusursuzluğu kaybetmenin korkusu ile mükemmelliğini kaybedecektir. Bunun kaçarı yok.
Buna rağmen zor bir süreci atlatıp hayata yeniden pozitif bakmaya başlayan bir insanın en azından hayata karşı müteşekkir olmasını bekleriz değil mi? Maalesef ki yediği önünde yemediği arkasında olan bir insan bile bu bugün bahsettiğim huzuru iten kronik stresli kişiliklere sahip olabiliyorlar.
Yaşam şartları ve genel olarak hayata bakış açısı bir kişiyi göğe de erdirir, yerin dibine de gömer. Bunun dışında genetiğimiz bile stres ile ilişkimize etki eder. Annesi babası gamsız olan birisinin dünyayı pek takmamasına şaşırmayın yani.
Ancak işin psikolojik kısmını düşünürken etkisinin büyüklüğünü hala kestiremediğim bir şey fark ettim:
İnsanlar çoğunlukla çocukluklarında yaşadıkları ortamları yetişkin hayatlarında tekrar etmeye çalışırlar. Mesela anne ve babasından tecrübe ettiği yetiştirilme tarzını çocuğuna uyarlamaya çalışan kişi profili özellikle bizim ülkemizde tipiktir. Kendisini modern görüp öyle olmadığını düşünen bir kişi bile şöyle veya böyle kendi ailesinin ona olan davranışlarının izini taşır.
Afrika kıtasında varlığını sürdüren bir hayvanı Afrika'yı andıran bir çevreye koyarsanız ölmese bile yaşama ihtimali adapte olma zorluğundan dolayı düşecektir. Ya o yeni yerde su bulamazsa? Avlanacak hayvan veya yiyecek bitki bulamazsa? Bu yüzden hayvan tecrübesi olduğu yerden uzaklaşmak istemez ve farkında olmadan oradan uzaklaşır. Siz hiç bilinçli bir şekilde denizden uzaklaşan bir balık gördünüz mü?
Aynı durum bizim bilinçaltımız için de geçerlidir. Kişi çocukluğunda yaşadığı ortamı tekrar yaratarak alışkan ve tecrübeli olduğu sahaya geri dönmeye çalışır. Tecrübeli olduğu alan negatif ve kaotik bir ortam olsa bile.
Yani çocukluğunda ailesi sürekli tartışmalı, her an her şeyin olabileceği ve güvende hissetmediği bir ortamda yaşayan insan kendi hayatında yine bu şartları yaratmaya çalışır fark bile etmeden.
Huzursuz olmaya o kadar alışmıştır ki ne zaman huzura kavuşsa bir şeyler yine canını sıkar ve memnuniyeti elde edemez.
Bu can sıkıcı şeyler "Her şey çok rutin ve sıkıcı" demek kadar küçük ve sebep bile olmadan sadece uzaktan gördüğü bir kişiye sinir olmak kadar saçma olabilir (ikisini de yaptım ve yapmaktayım).
Huzurun olması durumunda nasıl yaşanır bilmeyen kişi düzenli bir hayata girdiği zaman ne yapacağını bilmez ve bu hissiyattan kaçmak için bir şeylere başvurur.
Kimisi fark bile etmeden herkesi eleştirmeye başlar ve kimisi gelecek ne kadar umut dolu olsa da alakasız bir şekilde geçmişi özleyerek hayatın gidişine üzülmeye başlar. Bazıları görünüşüne takmaya başlayıp aynalara küser ve bazıları da ilişkisinde kendi kafasında senaryolar üretip paranoyaklaşır.
Ve böylelikle ona huzur veren şeylerden birini bir huzursuzluk kaynağına çevirerek yine kafa yoracak bir şeye sahip olmuş olur.
Açık söylemek gerekirse yazdığım yazıların içerisinde yanlış olmasını en çok istediğim yazı bu. Psikoloji tamamiyle kanıtlanabilir bir alan olmadığı için asla doğruluğunu bilemeyeceğiz ancak kanıtlanmasına gerek yok. Sadece eğitim görmemiş iki kişinin sırf kısa süreli bir sevgi / takıntı / cinsel istek patlaması yaşaması sonucunda düşünmeden bir araya gelip toplumun evlenen insanlardan çocuk yapmaları beklentisini karşılamak ve "bebek sevmek" için dünyaya yeni bir ruh getirip ardından aralarında problemler çıkınca ortaya çıkan rahatsız soğuk savaş ortamında büyütülen çocuğun hayatı boyunca hep biraz bile olsa huzursuz yaşamaya mahkum edilmiş olması ihtimalinin varlığı bile oldukça olumsuz hissettiriyor.
En kötüsü de ne biliyor musunuz? Şu an otobüsün pencerinden bakıp düşünüyorum da aslında ilk başta sandığımın aksine bu durumdan muzdarip olan insan sayısı beklediğimden daha çok olabilir aslında. Çevrenizde olan ve gerçekten huzurlu bir aileden çıkma kaç kişi tanıyorsunuz? Düşünün siz ben bekliyorum. Sayının azlığına şaşıracaksınız.
Neyse. İnsanların sürekli olarak sebepsiz yere huzursuz olmalarının aslında çocukluklarında sürekli tartışmalı bir ortamda büyümelerinden dolayı yine öyle bir ortamı yaratmaya çalışmaları olduğunu düşünüyorum özetle.
Bir insanın bugün olan mutluluğu geçmişe bakınca hissettiği huzur ve geleceğe dönünce hissettiği umuttan ibarettir (şu an uydurdum). Dolayısıyla eğer geçmişimiz huzur doluysa bugün yaşadığımız mutluluğun yarısını elde etmiş oluruz.