Kwai Köprüsü filmi 1957 yılında yapılmış, Alec Guinness abimizin baş rol oynadığı, esir düşmüş İngiliz askerlerinin Japonlar için bir köprü yapmaya zorlanmasını konu alan bir film. Bu yazıda bolca spoiler var demedi demeyin.
Filmi çok basit bir şekilde özetlemek gerekirse Alec Guinness'in karakteri Albay Nicholson'ın ilk başta ideal bir lider görüntüsü vermesine rağmen sonradan Japonlara İngiltere'nin büyüklüğünü ve kabiliyetini göstermek amacıyla onlardan daha iyi bir köprü yapma hevesinin sonunda aslında tam da onların istediğini yaptığını ancak filmin sonunda köprüyü havaya uçurmaya gelen diğer İngiliz askerlerinden birisini öldürmesi ile fark edişini konu alıyor.
Filmin ilk yarısında İngiliz insanını kötüleyen Japon kumandanına cevap olarak haksız olduğunu göstermek için stratejik ve yapısal olarak çok daha iyi bir köprüyü yapıyor. Japonlarla ters gitmemek için iyi geçinmeye çalışıyor. Askerleri ona çok saygı duyduğu için kesin bir planı vardır diye düşünüyor ancak Albay Nicholas'ın aklından geçen tek şey halkının dehasını Japonlara kanıtlama çabasından ibaret kalıyor.
Kendi halkının ne kadar üstün olduğunu kanıtlama çabası ona köprünün üzerinden geçecek trenin başka İngiliz askerlerinin ölmesine yol açacağını unutturuyor ve sonunda köprüyü patlatmaya gelen kendi halkından olan bir askerin ölmesine sebep oluyor.
"Ne yaptım ben?" diye kendi kendine sorsa bile iş işten geçmiş oluyor. Ayağı takılıp patlayıcıları ateşleyerek köprüyü yok etse de yapmış olduğu hainliğe diğer askerler çoktan şahit olmuş oluyor.
Milliyetçilik güzel bir şey. İnsanların kendi halkları ile gurur duyması iyi bir şey. Neden duymayalım ki?
Ancak her şey gibi bunun da fazlası kötü. Hiç bir insan, hiç bir halk her şey de en iyi olamaz. Bunu kanıtlama çabası tamamen boşuna ve anlamsızdır.
Aşırı milliyetçilik insanlara pek çok şey yaptırır ancak bugün bahsettiğim şey aşırı milliyetçiliğin kendi halkını kör bir şekilde göklere çıkaran, kendi kendine yalan söyleyip anlamsızca böbürlenen tarafı.
Aşırı milliyetçilik ile gelen bu kendini kandırma olayı hiç bir milleti ileriye götürmez, zaten mükemmel olduğunu düşünen bir halk daha ileriye gitmeye çabalar mı?
Bu filmde Albay Nicholson kendi halkının üstünlüğünü düşmana yardımcı olacağını unuttuğu bir köprüyü yaparak kanıtlamaya çalışıyor. Şu an bir İngiliz olarak onların esiri olduğunu kendi üstünlüğünü kanıtlamaya çalışırken yaptığı köprü ile unutuyor.
İşte bu yüzden kendimize dürüst olmalı ve negatif ve pozitif yönlerimizin farkına varmalıyız. Şayet varmayıp zaten her şeyimizin mükemmel olduğunu düşünürsek bunun sonuçları bizi nereye sürükleyebilir kimse bilemez.