Sorumluluklarım yerine yıllar önce okuduğum bir gazetede geçen sıradan bir cümleye kafa yoran ve alkol alınca daha derin düşünmeye başlayan bir beynim olduğu için uyumakta genelde güçlük çekiyorum. Konuların birbirinden alakasızlığından ve hatalardan bellidir zaten. Ayrıca yazıda içerik ve samimiyete önem veriyorum. İmla kurallarına çok dikkat ediyorsanız beni boğmak isteyebilirsiniz haklı olarak.
17 Kasım 2023 Cuma
Herkes Cümle Kurabilir, Herkes Konuşamaz
14 Kasım 2023 Salı
Kopuk Bir Dünya
13 Kasım 2023 Pazartesi
Kendini Kandırmak
Duyguların bastırılması, başarıların öne çıkarılması, eksikliklerin görmezden gelinmesi, yapılan hatalara karşı verilen cezalar, yüksek beklentiler, edinilmesi zor yetenekler ve tarihte görülmemiş kadar çoğalmış bir insan nüfusu.
Bütün bunlar bir insanın içerisine doğduğu fıtratın yani dünyaya gelirken getirdiği sebebi ve nereden geldiği açıklanması imkansız olan özellikleri kişiliğinin en diplerine kadar bastırarak yok sayması için yeter de artar bile. Dışarıdan gelen beklentilerin artık bir zorunluluğa dönmüş olması kişileri belirli zamanlarda belirli şeyleri elde etmeye ve yapmaya iterken hata yapılması durumunda insanın çevresinde olan herkes tarafından saldırıya uğraması gerçeğinin etkisi ile insanlar yapmak istemedikleri işlere ve yollara sokulur. Çoğu insan ne istediğini bile bilemeden ve kendisinin kim olduğunu çözme zahmetine girmeden ve girse bile vakit kalmadığı için kendisine yabancı bir şekilde ölmesine sebep olan bu sistem insandan kısacık ömrünün aslında her şeyini almakta.
Kişi kaptan rolünde değil ve hatalarını göstermesi durumunda herkesin dikkatini çekeceği için dışarıya elinden geldiği kadar hata ve eksikliklerini kendi içerisine hapseder. Artık ne kadar kendini kabul etmek ve eksikliklerimizi kucaklamak popüler bir terim olsa da iş pratiğe en ufak şekilde dökülmüş değil. Hala insan negatif ve hoş sayılamayacak olan özelliklerinden bahsettiği zaman insanların garip bakışlarını üzerine çekmekte.
Bütün bu faktörler bir araya geldiği zaman size soruyorum bir insan nasıl gerçek şahsiyetini dışarıya güvenli hissetmeden apaçık bir şekilde ortaya koysun ki?
Koyamaz. Ne yaparsa yapsın toplumda her zaman rol oynamak zorunda kalırız. İçimizde zenginliğinden fazlaca hoşnut olan kibirli birisi olsa bile dışarıya bunu göstermek negatif tepkileri çeker diye göstermeyiz. İçimizde bir meslek grubuna önyargılıysak yanlarına gittiğimiz zaman çenemizi kapatıp gülümseyerek konuşuruz işimizi görsünler diye. Güzellik algımıza uymasa ve normal hayatımızda salaş giyinmeyi sevsek bile kadınlar tak tak diye yeri titreten topuklularını ve erkekler de boğazlarından nefes geçirtmeyecek kadar sıktıkları kravatları ile giderler resmi ortamlara.
Bütün bunlar sosyal ortamlara uyum sağlamak için yaptığımız beyaz yalanlardır sadece. Ne var canım altı üstü 5 dakikalığına fakir birisi ile konuştum ve ondan ne kadar tiksindiğimi belirtmedim. Ne var canım altı üstü bir işim olduğu için gelip adamın yüzüne gülümsedim hemen yanından gideyim diye. Ne var canım normalde sevmem ama patron beni düzgün giyinmiş görürse belki daha çok etkinliğe çağırır böyle. Bunlar aklıma 30 saniyede falan gelen örneklerden ibaret. Daha yüzlercesini sıralayabiliriz ve hala geriye binlerce başka örnek kalır.
Ancak yazının başlığı insanları değil kendini kandırmak ve bunlar tam olarak da kendini kandırmak sayılmaz fark ettiyseniz. Bir insan kendisinin aslında kim olduğunu bilerek yaparsa bu eylemleri o zaman sıkıntı kalmaz değil mi? Sadece işine geldiği için bir süre dışarıya olduğu kişiyi yansıtmadı o kadar. Ne var ki bunda?
Gerçek ve bu sıkıntıya yakalanmış bir kişinin hemen hemen hiç bir zaman fark edemediği sorun uzun bir süre boyunca hayatını sözlü olmasa bile davranışsal olarak kendi iç dünyasını ve gerçek fikirlerini gizleyerek, dışarıya yansıtmayarak yaşayan insanın sonunda kendi hatalarını ve hatta kimliğini bile reddedecek konuma gelmesidir.
Bu kişiler büyürken sosyal ortamlarda rol yapması gerektiğini anlamış ancak özel hayatlarında yakın olup kendilerini özgürce açabilecek bir insanın varlığından mahrum kalmış olurlar genellikle. Hiç olmazsa bir kişiye kendilerini rahatça açabildikleri bir fırsatları olsaydı dışarıda sosyal olarak çevrelerine uyum sağlayıp iç dünyalarında da kendileri ile olan bağlantılarını koparmadan yetişkinliğe erişebilirlerdi.
Bu kişiler kendilerini o kadar kandırırlar ki yaptıkları hatalar her zaman başkalarının sorumluluğu ve başka sebeplerin sonucudur. O kadar kandırırlar ki kendilerine bugün rahat olmak için yaptıkları planların hepsini ileride bir tarihte belirli şartların gerçekleşmesinin ardından yapacaklarını söylerler. O kadar kandırırlar ki kör bile öyle olmadığını görse de kendilerini sahip olmadıkları özelliklere sahipmiş gibi görüp tanıtırlar. O kadar kandırırlar ki kendileri bile yapmadıkları tavsiyeleri başkalarına yapmaları için öğüt verirler. O kadar kandırırlar ki başarısızlıklarına binbir çeşit bahane bulup asla ben denedim ve başaramadım demezler.
Bu kişiler kendilerini öylesine kandırırlar ki yaptıkları işlere şeytanın hayranlığını kazanacak kadar kötülük karıştırsalar bile yine de kötülük yapmak yerine başkalarının iyiliğini düşündüklerine veya bir amaç uğruna yaptıklarına inanırlar.
Asla ve asla aptal bir insan olduklarına inanmazlar. Asla ve asla tembel bir insan olduklarına inanmazlar. Asla ve asla yalancı bir insan olduklarına inanmazlar. Asla ve asla gereksiz dramatik bir insan olduklarına inanmazlar. Asla ve asla kabiliyetsiz olduklarına inanmazlar. Asla ve asla narsist olduklarına inanmazlar. Asla ve asla geri kafalı olduklarına inanmazlar. Asla ve asla sıradan olduklarına inanmazlar. Asla ve asla düşüncesiz olduklarına inanmazlar. Asla ve asla bencil olduklarına inanmazlar. Asla ve asla yeteneksiz olduklarına inanmazlar. Asla ve asla hatalı olduklarına inanmazlar. Asla ve asla zayıf olduklarına inanmazlar. Asla ve asla hayalperest olduklarına inanmazlar. Asla ve asla hedefsiz olduklarına inanmazlar. Asla ve asla cesaretsiz olduklarına inanmazlar. Asla ve asla azimsiz olduklarına inanmazlar.
Gibi ve daha pek çok fazlası. Bu insanların bazıları dışarıya yansıttıkları yalanın bir yalan olduğunu bile görmekten korkarlar çünkü gerçek olan o kadar içeriye gömülmüştür ki yalanın ortadan kalkması durumunda özlerinde ne kadar var olmadıklarını göreceklerdir. İşte özellikle bu kişiler eleştiri karşısında aşırı tepki veren ve patlayan kişilerdir. Bu yalan onlar için her şeydir ve ölüm pahasına koruyacaklardır. Bu kişilerin bu durumdan kurtarılması neredeyse imkansız hale gelmiştir. Dışarıya yansıttıkları kimlik onların kişiliği olmuştur ve doğarken getirdikleri fıtrat ve büyürken edindikleri özellikler yerin 2 metre dibine gömülmüştür.
Bu insanlar heryerdeler. Düşündüğümüzden daha çoklar ve modern hayatın aralıksız çalışmayı empoze etmesinin sonucu olarak bu kendisinden bihaber ve yürüyen kabir diyebileceğimiz insanlar maalesef çoğalmaya da devam edecek.
Yıllar önce okuduğum Richard Eugene Nisbett adlı Amerikalı psikolog ve yazarın ''Düşüncenin Coğrafyası'' isimli kitabında batı medeniyetlerinin doğu medeniyetlerine göre daha elle tutular olana odağına ve doğu medeniyetlerinde iç dünyaya yönelimin daha çok olduğundan bahsediyordu. Şimdi bunun bariz bir örneğine bakalım.
Kintsugi sanatı Japonya'da ortaya çıkmış ve kırılmış porselen eşyaların parçalarının toplanarak içlerine altın, gümüş veya platin gibi madenlerin tozlarının karıştırılarak renklendirilen tutkallar ile birleştirilmesidir. Bu tutkallar ile tekrar birleştirilip ortaya çıkan porselen eşya genelde maddi olarak ürünün orijinalinden daha yüksek bir değere ulaşmış olur.
Bu sanatın altında yatan felsefe Wabi Sabi denen ve merkezinde insanların kendi kusur ve eksikliklerini oldukları gibi benimseyerek kusurlarından kaçmaktansa yüzleşmesi ve kendi parçası olarak kabul etmesi olan felsefedir. Bu kendisini kandıran bir insanın yapamadığı şeyin ta kendisidir. Gerçekte olduğu kişiyi bastırmak veya görmezden gelmek Kintsugi sanatının vermek istediği mesajın tam tersidir ve maalesef milyonlarca insan kusurlarını bastırmakta ve eksik yönlerini bahaneler üreterek, başkalarına suç atarak veya görmezden gelerek kendilerini kandırmakta.
Eğer ki kendimizi kandırdığımız şeyler ve kusurlarımız ile arada hiç bir perde olmadan yüzleşebilirsek onları kabullenebilir, çözüm üretebilir ve sonunda kendi benliğimize altın renkli bir tutkal ile yapıştırabiliriz. Yapıştırmak yerine kendimiz hakkında inkar ettiğimiz şeylerin hepsi bizden eksilmiş olan bir parçadır ve bu parçalar çok büyürse kişiliğimizde olan boşluk da büyüyecek ve mezara giren bedenimiz ile ruhumuzun kapladığı yer arasında o boşluk kadar büyük bir yer olacak.
Bu yüzden hepimizin sık sık kendimize karşı olabildiğimiz en dürüst halimizle konuşmalar yaparak neyi kabul edip neyde kendimizi kandırdığımızı görmemiz bu hayatta yürüyen bir boşluk olmamamız için reddedilemez bir ihtiyaçtır.
Elimizdeki Tek Şey Tecrübe
Hayatta ne yaparsak yapalım ve nereye giderse gidelim, neler yaşarsak yaşayalım, hangi rollere bürünürsek bürünelim, elimizde gerçekten var ...
-
Hayatta ne yaparsak yapalım ve nereye giderse gidelim, neler yaşarsak yaşayalım, hangi rollere bürünürsek bürünelim, elimizde gerçekten var ...
-
Her insanın aynı şekilde düşünmediğini biliyordum ancak dün Russell Hurlburt diye adını ilk kez duyduğum 90lı yıllarda çalışmalar yapan bir...
-
Kesinlikle mümkün değil. Geçen gün eve dönerken köprü üzerinden geçiyordum derken kollarım dikkatimi çekti. Şöyle bir baktım. Bir süredir s...