Ergenlik döneminde insanlar neden bu derece her şeye ters gitme ihtiyacı duyarlar, neden bu kadar inatçı olurlar şimdiye kadar ne kadar araştırsam da hiç tam olarak kavrayamamışımdır.
Evet, ergen yaşta olan insanlar kendilerini bir birey olarak göstermek istiyorlar, evet haklarını savunmak istiyorlar, evet kişiliklerini belirlemek istiyorlar ve bunun gibi binlerce başka sebep.
Fakat bu geçici asilik döneminin sonunda eğer ki herhangi bir otorite figürü yeterince dikkatli olmazsa yetişkinliğe adım atmaya yeni başlamış kişinin hayatı, karakterin ve davranışları sonsuza kadar değişebilir.
Eğer ki kişinin fıtratında veya kanında asilik zaten varsa, babası (bu seferlik örnek otoriite figürü olarak baba figürünü vereceğim ancak bu anne de olabilir, bir öğretmen de olabilir, genel olarak kişinin değer verip düşüncelerini önemsediği yaşça büyük kişi) ona yeterince sevgi aşılayamazsa, çocukluğunda yeterince değer verilmez ve önemsenmezse, doğru yerde doğru bir cümleyi işitirse bütün her şey değişebilir.
Kişinin karakteri tamamiyle kafasında belirlediği otorite figürünün fikir ve düşüncelerinin zıttını benimsemeye başlar.
Çocuk yaşlarda başlayan asilik bir hedefe odaklanmış öfke ve önemsenmeme hissi ile birleşirse, kişide takıntılı ve inatçı olmaya da eğilim varsa bu yazdıklarım herkeste aynı olmasa da belirli düzeylerde geçerli olabilir.
Kişi 50 yaşına gelmiştir ve fark bile edemese de aslında yarım yüzyıl boyunca tek yaptığı onu umursamayan birisinin tam zıttı olması olur.
Çoğu kişi bunun farkına bile varamaz ender olsa bile bu duruma eğilimi olan insanlarla karşılaşmak hep heyecan verici olmuştur benim için.
İnsan oturup bir sigara yapıp düşünmeli, fikirlerim gerçekten deneyler ve hislerim üzerine mi kurulu yoksa başkasının ödevini biraz değiştirip öğretmene veren bir öğrenciden farkım yok mu diye.