Daha iki gün önce dayanamayıp "Tanrı'ya İsyan" diye bir yazı yazıp şimdi bahsedeceğim konuya geçmek çok garip bir deneyim olacak ama napalım. Bir kaç tahta eksik doğmuşum yeryüzüne.
Panenteizm konusunu hocam ilk anlattığı ve Tanrı'nın aslında görülen görünmeyen her şeyin varlığını kapsadığını, her vücutta ve maddede kendi kendisini deneyimlediğini söylediği zaman içimden saçmaladığını düşünüp küfür etmeyi bıraktığım saniye ilk sorularımdan biri bu olmuştu diye hatırlıyorum:
"Yahu Tanrı zaten her şeyi kapsıyorsa neden ibadet ediyor insanlar?"
Dün olduğum covid aşısı yüzünden biraz halsizim ama elden geldiği kadar öğrendiklerimi yazayım bakalım.
Süper basit özet: Hani en bilinen dinlere göre ibadetler öldükten sonra cennet veya cehenneme gitmemizi belirliyor ya, ibadetleri yapınca sevap kazanıyoz ya, ölünce de o sevaplarla deyim yerindeyse Tanrı ile ticaret yapıp arsa satın alıyoz ya?
Panenteist düşünceye göre insan belirli ibadetleri yaparak kötü huylarından arınıyor, kafasında yarattığı ve gerçek olmayan egosunu yavaş yavaş eriterek vücuduna Tanrı'nın dolmasını sağlıyor. Sonunda her maddenin özünü görerek aslında sadece Tanrı'nın olduğunu görüyor. Matrix finalini hatırlayan?
Hani Ömer Hayyam'ın şarap iç dediği şiirler var ya? O şarabın ne olduğunu sanarsınız be kardeşim?
ŞARAP İÇ, BİRE BİRDİR DERDE TASAYA;
NE BU DÜNYA KALIR, NE ÖTEKİ DÜNYA,
NE SERİN ATEŞTİR O, NE CAN DOLU SU;
ÇABUK OL, BULUP İÇEMEZSİN MEZARDA.
- Ömer Hayyam
Adamın yapttığı sembolizmi bu anlattıklarımdan sonra bile göremiyorsanız tanıdığım optikçiler var bu arada.
Meditasyon / Namaz
Bunun neden yapıldığını tamamen yazmaya kalksam sanırım ufak çaplı bir ansiklopedi olur.
Ancak en bilinen faydası, yani insanın dünya hayatından kısa bir süreliğine uzaklaştırılması en yüzeysel yararıdır.
Asıl bahsetmek istediğim faydası ise insanın içe dönmesini sağlamasıdır.
İnsan Tanrı'yı içinde bulacaktır. O'nu dışarıda araması, cennette bir tahtta oturduğunu falan hayal etmesi saçmadır.
Hem sonsuz, hem doğurmamış, hem bölünmeyen bir şey olacak, hem de bir bedenin içine sığacak. Yahu bu denklemin saçmalığını neden göremiyor insanlar?
Dışarıda aramak kafaları karıştırmaktan başka bir şey yapmaz.
Tanrı'nın krallığı içinizdedir.
-Luka 17:21
Ben, kainata, yere, göğe sığmadım, mümin kulumun kalbine sığdım.
-Kutsi Hadis
İnsan gerekirse meditasyonunu çıplak yapsın, gerekirse amuda kalksın, içine dönüp düşüncelerinden uzaklaştığı sürece o ibadet boşa olmayacaktır.
Meditasyon veya namaz uygulandıkça insanın yavaş yavaş düşüncelerinin arasından sıyrılıp bir çeşit trans haline geçmesi amaçlanır.
İslami literatür buna "Vecd" hali der. Vecd halinin en üst noktasına ise "Vücud". Çünkü sürekli içine dönerek vecd halini deneyimleyen insanın artık egosu tamamen yok olmuştur ve gerçek vücuduna, evrenin ta kendisine erişmiştir. Egosu yok olduğu için deyim yerindeyse kendisini öldürerek bu hali deneyimleyene "Müntehi" yani sona gelen, nihayete ermiş kişi denir. "Müntehir" yani intihar etmiş kişi kelimesine benzerlik boşuna değildir.
Vecd haline girmeye sebep olan faktörlerin en önemlilerinden biri alnımızın tam ortasında bulunan epifiz bezinde üretilen DMT molekülüdür.
Meditasyon esnasında bolca üretilir. Bu kısmı unutmayın.
Aslında meditasyonda olan her hareketin, her sözün özetini bildiğim kadarıyla geçmek isterdim ancak bu sayfa aşırı uzun olacağı için belki başka sefere.
Oruç
Ne kadar gariptir, neredeyse bütün ileri gelen dinler takipçilerinden bir süre besin ve sıkı tüketimini kesmelerini ister.
Her din aynı yola çıkıyor ve şöyle veya böyle oruç mutlaka şart gibi. Peki neden?
Öncelikle söyleyeyim en basit sebep olan insanların açlık ile nefslerini terbiye etme ve kendilerinden aşağıda olan kişiler ile empati kurma yeteneklerini arttırarak toplum içinde daha adil ve sevgi dolu bir düzen kurma amacı kesinlikle geçerli.
Onun derinine inince ise az önce bahsettiğim epifiz bezi ve DMT hormonu geliyor.
Son araştırmalar ile DMT aslında sadece epifiz bezinde değil beynin pek çok bölgesinde üretilen bir madde olduğu artık kanıtlanmış olsa bile 2000 yılında Rick Strassman'ın "DMT: Ruh Molekülü" isimli kitabının popülerliği sayesinde görmezden gelinen bir gerçek. Kitapta epifiz bezinde üretiliyor denildiği için artık bu bilginin yanlış olduğunu kanıtlamak neredeyse imkansız.
Neyse konudan sapmayayım.
DMT insanın farklı bir bilinç seviyesine geçmesinde önemli bir rol oynar. Kimisi ona "Ruhun kapısı" adını verir fiziksel evren ile ruhsal evreni bağladığı için.
Ve bilin bakalım DMT ne zaman üretilmez?
Sabah, güneş açtığı zamanlarda.
Peki bilin bakalım sabah bile DMT üretilmesini ne sağlar?
Midenin tamamiyle boş olması.
Evet saçma gelebilir ancak hem su hem yemek orucu birleşince DMT hormonu üretilmeye devam ediyor beyinde.
Şimdi şunu düşünün:
Ramazan ayında 30 gün boyunca günışığında yemek yemeyi bırakıp güneş battıktan sonra hayatına devam eden ve bu DMT'nin üzerine bir de bilinçli bir şekilde meditasyonla içine dönen insanın hakikati bulma olasılığı ne kadar yüksektir farkında mısınız?
Bunun üzerine bir de peygamberlerin gece namazını ne çok dile getirdiğini ve aydınlanmışların gece karanlıkta meditasyona olan düşkünlüğünü hesaba katın. Her şey bir hedefe yönelmiş gibi değil mi?
Kurban
Kurban hakkında geçen Kurban bayramında yazmıştım "Panenteizm ve Kurban" yazısında ancak yine de özet geçeyim.
Hemen hemen her medeniyetin uzak veya yakın tarihinde kurban ibadeti gerçekleştirilmiştir. Azteklerde insan kurban etmeye kadar ilerlemiştir.
Kurban belki de en yanlış anlaşılmış ibadet olabilir.
İnsanın kurban etmesi gereken bir şey varsa o da kendi içindeki hayvani duygu ve hisleridir.
Düşük frekanslı olan ne varsa her şeyden kurtulmaktır. Bunu cennet ve cehennem konuları hakkında yazarken daha çok bahsedeceğim.
Daha çok bilgi almak için "Panenteizm ve Kurban" yazısını okuyabilirsiniz. Ellerim acımaya başladı yazarken.
Zekat
İsim olarak direkt bir ibadet olmasa da elinizde olan mal ve mülkten insanlara vermek Hıristiyanlıkta da mevcuttur.
İslam'da var olduğunu da biliyoruz.
Ve daha sayamayacağım kadar çok din başkalarına mal ve mülk ile yardım etmeyi emrettiğini biliyoruz.
Ancak zekat sıradan bir insan için belirli kişilere para vermek.
Peh.
Semazenlerin dönerken el hizalarına hiç dikkat ettiniz mi? Sağ el yukarıya sol el aşağıya dönüktür. Hakk'tan alıp halka vermek anlamına gelir.
İnsan zekat verirken hesabı yapıp birine para verip geçebilir.
Veya para verdiği kişinin yüzünde halk yerine Tanrı'yı görebilir. Verdiği paranın maddesel olarak önemsizliğini görebilir. Hem verenin, hem alanın, hem de verilenin aslında Tanrı olduğunu anlayabilir. Bu bilinçle eylemi gerçekleştirebilir.
Zekat vermemek de insanın içinde bulunan Tanrı'nın varlığından bihaber olmaktır.
Her biri bağlantılı ve bir amaca hizmet ediyor.
Eğer bu yazıda aradığınız şeyi bulamadıysanız aramaya devam edin. Şahsen mantık insanı olduğum için her hareketin, her kelimenin bir sebep ile ilgili olduğunu görene kadar araştırdım. Gerçekten sebepsiz bir tek şey bile yok. Cevaplanması imkansız olan tek bir soru buldum onun dışında her şeyin bir sebebi var. Araştırmaktan asla bıkmayın. Bilenle bilmeyen asla bir değildir.
O cevaplanamayan soruyu belki bir ara yazarım.