19 Mayıs 2021 Çarşamba

İkili İlişkilerde Manipülasyon: Ayrılıkla Tehdit Etmek

Yazının ismi oldukça açık olsa gerek.

İtiraf edeyim bunun yapıldığına bir süre inanmadım bile. Bir kişinin güya sevdiği insanı istediği bir şeyi yapmadığı zaman ayrılmakla tehdit etmesi durumunda nasıl hala bir arada kalabilirler, nasıl manipüle edilen taraf ayrılmaz çözememiştim.

Ardından arkadaşlarımla yollarda uzun uzun yapılan sohbetlerin arasında sessiz sessiz dinlerken aslında böyle ilişkilerin olduğunu anladım. Algıda seçicilik de devreye girince aslında etrafta böyle tehditkar insanların bayağı çok olduğunu fark ettim. 

Sonra ismini vermeyeceğim ancak gördüğüm en aptalca dizilerden biri olmasına rağmen ancak bu hafta final yapma kararı almış olan bir dizide sevgilisini ayrılmakla tehdit eden bir karakter karşıma çıktı. 

Dizinin devasa bir kısmı iki insanın evlenmesi üzerine kurulmuş bir dram/komedi tarzı ilerledi. Ardından evlendiler. Evliliklerinin ikinci gününde biri diğerini ciddi bir şekilde ayrılmakla tehdit etti. 

Diziler içerisinden çıktığı toplumun hayalgücü seviyeleri, ilgilendikleri konular ve psikolojik durumlarını gösterir. Ülkemizde dizilerin aynı olmasından şikayet etmek yerine belki de farklı şeylerle ilgilenmeye başlamalıyızdır. Film yapımcıları bunun farkına varacak ve değişim başlayacaktır. 

Neyse, bunun üzerine biraz düşünüp araştırınca ilk başta dalgayla başlayan durumun zamanla ne kadar şiddetlendiğini fark ettim.

Birinci elden gözlemleme fırsatım olduğu zaman da tam olarak anladım.

Bir kişi gerçek anlamda ve basit konularda bile ayrılmakla tehdit ediyorsa o ilişki aylar belki yıllar önce bitmiştir. Devam etmek için bir sebep bulmuş ve ilerliyorlardır.

Bir taraf istediği şeyi yaptırmak için uzun uzun yapılmış o kadar çaba, zaman ve maziyi çöpe atmayı göze alır.

Böyle bir şeyin yapılmasından etkilenmeyecek insan hemen hemen hiç yoktur. Çok insan "Ne olacak krdşm hemen bırakır giderim." demesine rağmen kabul edelim, o iş zor. 

Kişi biraz bağımlı kişilikse, sevgi duyuyorsa, iradesi eksikse, çocukluğunda birisi tarafından terk edildiyse, önceden reddedildiyse, başka fırsatı olacağından şüpheliyse, başka birini bulmaya üşeniyorsa, partnerinden aşağıda hissediyorsa, ayaklarının üzerinde duramıyorsa, veya uğraşmaya üşenip tamam diyip geçme eğilimindeyse, bu işe yarar. 

Liste bundan daha uzun ama arkadaşların sesinden artık düşünemiyorum. 

Bu insanlarla ilişkimizi tamamen kesmeliyiz fikrindeyim. 

Tatlı geceler, iyi sigaralar. 


Duyabilmek

Dinlemek.

Duymak. 

Sanırım bu yazıyı bulup da en azından bir kere başka birisine herhangi bir şey anlatıp o kişinin sadece dinlemesini istemeyen yoktur.

Hadi o olmadıysa bile bir başka insan sizden dert tasa falan dinlemenizi istemiştir heralde.

İşinde en iyi psikiyatristlerin videolarını izleyip çalışmaları hakkında araştırma falan yaparken dikkat etmiştim de aslında tek yaptıkları hastalarını dinleyip onların söyledikleri cümlelerden, yaptıkları hareketlerden çıkarımlarda bulunmaktı. 

Çoğu insan kendilerini ifade etmekte zorlanır. Kelimelere dökmekte güçlük çekerler ve sonunda bir şeyler söylemeyi başardıkları zaman bile aslında her şeyi anlatabilmiş olamazlar. 

Karşılarında olan insanın yani dinleyicinin görevi de aslında kendini ifade edemeyen insanın söyleyemediği şeyleri söyleyebildiği cümlelerden anlayıp ona söylemektir. 

Tek yapması gereken bu. Çözüm bulmasına bile gerek yok. 

Herkesin bir başkası tarafından anlaşıldığını hissetmesi gerekir. İstisna yok. 

Tekrar diyorum bakın çözüm sunmasına bile gerek yok, sadece onu anladığını, probleminin ne olduğunu ifade etmesi bile sıkıntı çeken kişiyi öyle iyi hissettirir ki.

Önemli olan anlaşıldığını hissetmek. 

Ve inanıyorum ki insanlar birbirlerini gerçekten dinlemeyi denese, sözlerin şekline bakmak yerine alttan alttan verilmek istenen mesajlara odaklansa, gerçekten dinlediği kişinin bulunduğu durumu algılayıp farkına varabilir. 

Ama malesef kendi yaşamlarımıza o kadar odaklanmış ve kendi sıkıntılarımızın dünyanın en büyük sıkıntısı olduğu düşüncesine koparılmaz bir şekilde bağlanmış olduğumuz için başkalarını duyamıyoruz. 

İşte dinlemekle duymak arasında olan fark bu. 

Taksi Şoförü 1976 yılında Martin Scorsese reisin yaptığı yalnız ve sosyal olarak uyum sağlamakta güçlük çeken birisinin psikolojisini anlatan, izlediğim en iyi film olmamasına rağmen favorim olan film. 

Bir sahnesinde ana karakter yani Travis Bickle iş arkadaşıyla konuşurken gerçekten dinleyen birisi için açık açık psikolojik destek istediğini söylemesine rağmen arkadaşı bunu anlamayıp kendi sıkıntıları ile bir şeyler söyleyip yoluna gönderiyor. 

Sonra Travis gidip 3 kişiyi öldürüyor.

Binlerce gerçek iletişimin kurulmadığı sohbetten birinin daha sonucu. 

İnanın bana bir kişinin konuşurken belli bir yerde sadece gözünü kaçırması bile çok şey ifade edebilir. 

Psikoloji, fizyonomi, parapsikoloji ve psikanaliz pek çok bilgi verebilir insanların iç dünyası hakkında. 

Fakat bunların hiç birine bakmayıp sadece konuşan kişinin ilgilendiği konuları bilmenin ve 6. hissi kullanmanın bile yeterli olabileceğini düşünüyorum. 

Her insandan çok iyi çıkarımlarda bulunmasını ve detaylara dikkat etmesini bekleyemeyiz. Ancak her insan dinlemeyi biraz daha iyi bilse aslında ne kadar çok problem büyümeden çözülür kim bilir. 

Görüşmek üzere. 





18 Mayıs 2021 Salı

Vatanseverlik ve Fanatiklik

Vatanseverlik vatanını desteklemektir. Bir başkanı ya da devlet yetkilisini desteklemek değil.
- Theodore Roosevelt

Milyoner falan olsaydım 26. Amerikan başkanının söylediği bu sözü ülkelerde seçimler yapılmadan önce uçakların arkasına bağlayıp herkese göstermek isterdim sanırım.

Çok değil bakın internette siyasetle azıcık ilgisi olan bir konuyu herhangi bir platformda şöyle bir araştırın.

Yorumlarda 3. Dünya savaşının olduğunu ve herkesin bir şeyler hakkında tartıştığını gözlemleyebilirsiniz. Bayağı komik oluyor ciddiyim. Bazıları tamamen dalga geçip karşısındakini sinirlendirmek için konuşuyor ama anlamayanlar paragraf paragraf cevaplar atıyor falan. 

Ancak ciddi bir gözle okuyunca fark ettim ki normal tartışmaların çoğunluğunda insanlar ülkeleri ve politikaları değil, kişileri savunuyorlar. 

Hem de gözleri dönmüş bir şekilde. 

Daha da düzgün açıklamak gerekirse bir insan düşünün, o güne kadar siyaset falan hiç bir şeyle alakası olmamış ve ilk kez adım atıyor. Amacı ülkesine en çok faydayı sağlayacak politikalara sahip olan insanı bulup ona destek olmak. Eğer ki desteklediği kişi sonradan onun düşüncelerine ters bir şey yaparsa 4-5 yıl sonra oy vermeyi keser, bu kadar basit. 

Günümüzde aradan 4-5 yıl sonra bu abimizi tekrar bulduğunuz zaman desteklediği kişi dediği şeylerin tam tersini yapmış olsa da gözleri kapalı bir şekilde arkasında durmaya devam edebilir.

Önceden konuştuk zaten, toplum nereye giderse insanların huyu ona çekiliyor ister istemez. Bu da onun sonuçlarından biri ve yine bir gruba ait hissetme isteği. 

Malesef bunun dünya üzerinde olmadığı bir ülke hemen hemen hiç yok. Belli yerlerde daha az, belli yerlerde daha çok ancak genel olarak dünya giderek uç noktalara gidiyor. Her şey aşırı uç noktalarda yapıldığı için sevgi ve öfkenin de en uçlarına gidebiliyoruz.

Ancak unutmamalıyız ki yönetimle ilgili karar vereceğimiz zaman bu oylamaların ve seçimlerin amacının ne olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız. 

Fanatiklik yerine desteklemek istediğimiz kişilerin önce geçmişine, sonra eylemlerine, sonra çevresine ve en son olarak da sözlerine bakmamız gerekli. 

Diyelim desteklediğimiz kişi bir başkan veya devlet yetkilisi oldu. Önceden söylediği sözleri unutmamalıyız ki yalan söyleyip söylemediğinin farkına varalım. 

Belki böylelikle fanatikliğin yönettiği insanların içinde ufak da olsa bir fark yaratabiliriz. 


Panenteizm

Son 3 yıldır hiç şüphe etmeden doğru kabul ettiğim ve 4 yıl önce olan halime söyleseniz asla inanmayacak olduğum inancın ismi Panenteizm'dir.

Panteizm değil, Panenteizm.

Panteizm inancında evrenin ve içindekilerin tanrı olduğuna inanılır.

Panenteizm inancında Tanrı evrenin içindekileri, evrenin kendisini ve evrenin dışında sonsuza kadar uzanan her şeyi kapsar. Onlardan ayrı değil ancak onların kendisi de değildir. 

Tanrı kelimesi özünde insandan ayrı ve tapılan bir varlık olarak görüldüğü için doğru kelime değildir fakat anlaşılması daha kolay olduğu için onu kullanacağım. 

Panenteizm inancına göre tek olan Tanrı kendi içerisinde olan gücün farkındayken buna şahit olmak istemiş. 

Ben gizli bir hazineydim, bilinmek istedim. 
-Kutsi Hadis

Ve ardından kendi içerisinde zaten bulunan varlıkları açığa çıkarmış. 

Her biri kendi içerisinde bizzat tanrının ruhunu, bilincini taşıyan varlıklar (aklınıza gelebilecek görünen görünmeyen her varlık) ortaya çıkmış. 

Fakat altını çizerim, Tanrı kendi varlığından ayrı bir şey yaratmamıştır. Kendi varlığını, yine kendi içerisinde açığa çıkarmıştır. 

Var olan her şey Tanrıdır. 
-Ernest Holmes

Ve bu varlıklar gerçek kimliklerini unutarak evrene dağılmışlardır.

Hiç bir ama hiç bir varlık Tanrının kendisi değildir, ancak Tanrıdan ayrı da değildir. 

Ferisiler İsa'ya, “Tanrı'nın Egemenliği ne zaman gelecek?” diye sordular. İsa onlara şöyle yanıt verdi: “Tanrı'nın Egemenliği göze görünür bir şekilde gelmez. İnsanlar da, "İşte burada" ya da, "İşte şurada" demeyecekler. Çünkü Tanrı`nın Egemenliği içinizdedir.”
-Luka 17:20-21

Sizin vücudunuzdan bir hücre alınsa ve bu hücre tek başına siz olduğunuzu iddia etse güler geçersiniz değil mi? Ancak bu hücre sizden ayrı da değildir.

O yüzden etrafınıza, bulunduğunuz ortama bir bakın. Nereye bakarsanız O'nu göreceksiniz. Uzakta aradığınız şey aslında her an size bakıyor. Aynaya baktığınız an bile. 

Her şey Brahman'dır. 
- Çandogya Upanişad 3:14:1

Nereye dönerseniz Allah'ın yüzü işte oradadır. 
- Kuran-ı Kerim 2:115

Tanrının tapınağı olduğunuzu, Tanrının Ruhunun sizde yaşadığını bilmiyor musunuz?
- İncil, Korintliler 13:16

Panenteizmde tanrıya herhangi bir isim verilmez. Ona sadece "O" denir. Çünkü herhangi bir isim O'na sınır koyar. İslami anlayışta da "Hu" yani "O" anlamına gelen ismin Sufilerce "Allah" isminden önce kullanılan tek isim olmasına şaşırmamalı. ("YaHu bu da geçer" cümlesi aslında orijinal anlamı kaybolmuş bir cümledir) 

İnsan bütün varlıkların içerisinde tek ve her yeri kuşatmış olan O'nun sonsuzluğunu daha dünya üzerindeyken tecrübe edebilecek varlık olduğu için özeldir. 

Evet, aslında panenteizm inancında insanlar her dinde farklı şekillerde adlandırılan ve genel bilinen anlamıyla "aydınlanma" denen tecrübenin gerçekliğini kabul eder. 

İslam - Fenafillah
Budizm - Nirvana
Hristiyanlık - Göğe yükseliş 
Taoism - De Dao
Hinduizm - Moksha 
Jainizm - Kevala Jnana
Teotl - Yolteotl 

Farklı dinler, farklı kültürler, farklı insanlar, farklı kelimeler, aynı anlamlar. 

Çünkü kaynak tek, prensipler aynı. Sadece o tecrübeyi yaşamaya götüren yollar farklı. İbadetler, yapılan aktiviteler, isimler ve tarihi figürler yani. 

Eğer tanrıyı bilmek isterseniz, bilmece çözmeye girişmeyin. Onun yerine çevrenize bakın, O'nu çocuklarınızla oynarken göreceksiniz. 
-Halil Cibran

Evet bu tanımlar neredeyse sayısız sorunun kapısını araladı fakat yavaş yavaş vakit buldukça Panenteizm'in farklı yönleri ile ilgili yazmaya devam edeceğim. 

Pek iyi yazamadıysam kusura bakmayın. Son iki sigaram kaldığı için içemiyorum yani gücümün yarısı gitmiş durumda. 

Elimizdeki Tek Şey Tecrübe

Hayatta ne yaparsak yapalım ve nereye giderse gidelim, neler yaşarsak yaşayalım, hangi rollere bürünürsek bürünelim, elimizde gerçekten var ...