Çevrenize, bulunduğunuz yere bakın.
Etrafınızda gördüğünüz teknolojik aletlere, yaşadığınız sisteme, ailenizin şekline, ve size öğretilmiş olan bilgilere. Genel olarak soyut somut fark etmez her şeyi şöyle bir gözden geçirin.
Etrafınızda insan elinin değmiş olduğu her şeyin altında bir fikir vardır. İlk başta öyle görünmeyebilir ancak her şey ama her şeyin altında bir fikir yatıyor.
Bütün hayatımız adını görsek dönüp bakmayacağımız insanların akıllarına düşen fikir parçalarının büyümesi ve ortaya bir ürün çıkarmaları ile şekillenmiştir.
Gerçekten ilk düşüncede aklımıza bile gelmeyen ancak yıllardır yaptığımız alışkanlıkların altında da zamanında sadece bir fikir vardı, bütün hayatımızın devasa bir kısmını etiketleyen sistemlerin de altında bir fikir vardı.
Hadi bu fikirlerin öncülerini biraz yad edelim ve çevremizdeki hayatı şekillendiren şeylerin daha bebekliklerine yani fikir oldukları hallerde hangi beyinlere düştüğünü öğrenelim.
1- Karl Marx Komunizm fikrini ortaya atan kişi olarak ikonik sakalları ile heryerde tanınsa ve Das Kapital ile ünlü olsa da dünyayı daha bile çok etkilediği kanaatinde olduğum Kapitalizmin fikir babasının Adam Smith diye İskoçyalı bir filozof ve ekonomist olduğunu biliyor muydunuz? Bu kişi 1776 yılında yazdığı "Yaratılışın Sorgulanması ve Ulusların Zenginliğinin Nedenleri" isimli kitap ile ilk kez Kapitalizmin kapılarını aramıştır ve bu Kapitalizm şu an parayı kullanma şeklinizin tamamını şekillendirmiştir.
2- Milattan önce 500 yıl civarı bir süre önce Antik Yunan'da refahın zirve yapması ile insanların ihtiyaçlarının giderilmesinden dolayı yüzlerce değerli fikir ortaya çıkmıştır ve bunun sonucu olarak değişimler yaşanmıştır. Bunlardan birisi de şu an en iyi yönetim şekli olarak görülen Demokrasi'dir. Modern Demokrasi'nin ilk uygulamasını da tarihçiler arasında "Demokrası'nin Babası" olarak bilinen Cleisthenes' dir. Cleisthenes Antik Yunanistan'da asillerin gücünü azaltarak halkın gücünü yükseltmiş ve en önemlisi ilk Demokratik yönetimin temelini atmıştır.
3- Sigmund Freud 1893 yılında ilk kez ''bilinçaltı'' terimini ortaya atarak insanların neden yapmak istemedikleri şeyleri yaptıklarını açıklamaya çalışmıştır. Bu terimin ortaya atılması ile kişilerin bilinçleri dışında yaptıkları şeylerin ve neyi neden yaptıklarının keşfedilmek istenmesine ve bu fikirden önce psikolojik hastalıklara sahip insanların görünmez bir sebepten ötürü veya lanetlendikleri için akıllarını kaçırdıklarına dair olan düşüncelerin çöpe atılmasına ve gerçekten bu kişilerin hastalıklarının çözülmeye başlanmasına sebep olmuştur. Sadece bir tane fikir insanların düşünüldüğü kadar basit varlıklar olmadıkları gerçeğini reddedilemez bir şekilde ortaya koymuştur.
4- Felsefe derslerinde sürekli olarak gördüğümüz fakat tam olarak kavrayamadığımız Alman Filozof Immanuel Kant 1781 yılında çıkardığı ''Pratik Aklın Eleştirisi'' kitabı ile modern felsefeyi kurmuştur ve abartısız bir şekilde söylenebilir ki bu tarihten sonra gelen bütün düşünce şekil ve sistemlerinin yaratılmasında katkıda bulunmuştur. İlk hali 850 sayfa civarı bir şeydir. Bu 850 sayfa içerisinde Kant bütün filozofların dünyaya bakış açılarının farklı olması gerektiğini göstererek burada özetleme ve tam olarak anlama yeteneğine henüz sahip olmadığım kadar derin ve bambaşka bir bakış açısı sunar. Sadece bir kişi, bir eleştiri, bir fikir ve o tarihten beri gelen her filozofu etkileyen 850 sayfa.
5- 1928 yılında Alexander Fleming çıktığı tatilden döndükten sonra laboratuvarında unuttuğu adı gereksiz derecede uzun bir bakterinin etrafının ''penicillium'' adlı bir küf tarafından çevrelendiğinin ve bu durumun bakterinin büyümesini engellediğini gördü. Başka bir insan belki bunu fark bile etmeden hayatına devam edebilirdi. Ancak Fleming bu durumu araştırdı ve bunun ardından seri üretime geçene kadar sürecek 20 yıllık bir macera başladı. Alexander Fleming gördüğü bakterinin sonrasında aklına düşen bir fikrin dünyaya bir ürün vermesini sağlayarak antibiyotik çağını başlattı ve kağıt kesiğinden bile ölecek kadar zayıf olan vücudumuza bu silahı verdi ve tahminlere göre türünün ilk örneği olan penisilin tek başına 200 milyondan fazla insanı ölümden kurtardı.
6- Vincent de Gournay 1745 yılında Fransa'da ticaret bakanlığı yaptığı sırada Bürokrasi fikrini ortaya attı ve 1921 yılında Alman Sosyolojist Max Weber modernleştirdiği Bürokrasi sistemini dünyaya sundu. Sonuç ne mi oldu? Bütün bürokrasi sistemi devletin kendi içerisinde bölümlere ve bu bölümler kendi içlerinde alt bölümlere ve bu bölümler de yine kendi içlerine farklı bölümlere ayrılarak işlerin daha da bölünmesine ve şu bakanlığı bu başkanlığı şu müdürlüğü bu şubesi gibi gibi isimler ile sizin devlet ile işlerinizin hepsinin nasıl yaptığınızı etkiledi. Dalge geçiyorum tabii ki bu sistem birey ile devlet arasında olabilecek şimdiye kadar görülmüş en düzenli sistemi getirdi. Bürokrasi ile iş bölümler, otoriteler, kurallar, faaliyetlerin dosyalanması ve kayıt edilmesi gibi sistemler yerine oturdu ve normal bir hayat yaşayan herkesi etkiledi. Üstelik Vincent de Gournay'in halkını giderek daha çok yasalara boğan Fransa'yı eleştirmek için bu terimi oluşturduğunu söyleyenler de var. Zira Bürokrasi'nin kelime anlamı Fransızca'da ''Büroların İktidarı'' veya ''Masaların İktidarı'' anlamına geliyor. Bir eleştiri veya espiri olarak ortaya çıkan bir kelimenin hayatımızı böylesine etkilemiş olabileceğini düşünmek garip gerçekten.
7 - Ve son olarak fikrini kimin attığı bilinmese de hepimizin bildiği bir fikir var ortada: Para. Milattan önce 7. yüzyılda Lidyalı Kral Gigges döneminde ve bugünlerde ülkemizin Manisa ilinde ufak bir kasabanın yakınlarında kalan zamanında Lidya'ya başkentlik yapmış olan Sardes şehrinde altın, gümüş, nikel ve bunun gibi madenlerin karışımı ile ortaya çıkmıştır ilk paralar. Peki neden buna bir fikir gözüyle bakıyorum? Çünkü bu da o zamanlar yaşayan birisi tarafından düşünüldü ve ortaya çıkan sonuç bu oldu. Takas sistemi bitti ve Anadolu'dan bütün dünyaya yayılarak yüzyıllar sonra cebimize giren aslında değer teşkil etmese de üzerine kitaplar yazılıp sistemler kurulan bu değer değiş tokuş aracı ortaya çıkmış oldu.
Burada bunları yazmamın dışında aslında insan yapımı olan her şey ama her şey bir zamanlar yeni döllenmiş bir yumurta gibi hareketsiz, etkisiz ancak görünüşünden çok daha farklı şeylere evrilebilecek potansiyele sahip bir düşünceydi. Kişinin beynine düşmüş bir fikirdi ve insanların o fikirleri besleyip üzerlerine gitmesinden dolayı bütün hayatımıza işlemiş bir ürün olarak tecelli etmiş oldu.
İçinde bulunduğunuz odayı aydınlatan lambadan kapattığınız kapıya kadar oturduğunuz koltuktan baktığınız kağıt veya ekrana kadar her şey bir zamanlar fikirdi. Bu yüzden fikirler dünyayı döndürür. Umalım da bir fikir gelmesin de dünyayı sonsuza kadar durdurmasın. Veya durdursun. İzlemesi eğlenceli olur.