17 Şubat 2023 Cuma

Düşmanı Olmayan Tembelleşir

İnsanın bu kadar canlı içerisinde en tepeye çıkıp oradan (henüz) indirilememiş olması ne kadar şaşırılmayacak bir gerçektir değil mi?

Biz insanlar olarak sahip olduğumuz zehir zemberek zekamızı kullanarak kendimize alet edevat yaparak diğer canlıların üstesinden gelmeyi başarmış ve besin zincirinin en tepesine kas gücü yerine zeka ve bu zekanın bir ürünü olarak ortaya çıkardığımız silah gücü ile yerleşmiş konumdayızdır yüzyıllardır. 

Çoğu insana göre bunun aksinin olması gibi bir şey asla teklif dahi edilemez. En zeki varlık biziz çünkü. 

Ve bu demir yumruk misali otorite ve rakipsizlik görünüşe göre uzaydan farklı bir varlık grubunun belirmemesi koşulu ile tamamen rakipsiz kalacak gibi görünüyor.

Ancak insanoğlunun dünya üzerinde en tepeye çıkmasının zekadan daha önemli bir sebebi var: Ölüm korkusu.

İnsanoğlu her ne kadar farklı bir şey gibi davranmaya çalışsa da kendi hareketlerinin devasa bir kısmı halen hayvani içgüdüler tarafından kontrol edilmektedir.

Bu hayvani içgüdüler kötülenecek veya küçümsenecek şeyler değildirler. Tam tersine insanlık bu konuma geldiyse zaten şimdiye kadar bu hayvani içgüdülerin insanı tehlikelere karşı korumasından, gereği geldiği zaman kaçmak veya savaşmak arasında kaldığı zaman karar vermesini sağlaması sayesinde buradadır insan.

İçgüdülerimiz yaptıkları pek çok şeyin yanısıra en önemli görevleri olarak bizleri tehlikelere karşı korurlar. Bunun canlı versiyonunu hepimiz binlerce kez gördük. Atlayın vahşi ve saldırgan bir hayvanın arasına ve hissetiğiniz korkunun ve kaçma veya kendinizi savunmak için bir silah bulma hissinin yoğunluğuna bakın. İçgüdüleriniz sizi tehlike karşısında korku hissi ile hayatta tutmaya çalışır. 

Ve bu korku o kadar büyüyebilir ki insan sadece kendi hayatını düşünür ve akıl almaz ve o zamana kadar asla düşünülmemiş şeyleri kullanarak büyük tehlikeler atlatabilir.

Bu büyük tehlikeler insanları gelişmeye zorlar, adapte olmaya ve her zaman gelişmeye açık olmak zorunda kılar.

Adapte olamayan varlıkların yeryüzünden nasıl silindiğini burada anlatmama gerek yok diye umuyorum.

Şimdiye kadar hep genel ve makro düzey gitmiş olsak bile ne zaman doğa içerisinde oluşmuş düzen veya tekrar eden paternleri gözlemlesem tekrar tekrar fark ettiğim gibi bunun da mikro düzeyinin olduğundan hiç bir şüphem yok. Genel insanoğlundan bu insanoğlunun tek tek üyelerine, bireye inmekten bahsediyorum yani.

İnsan hayat içerisinde seyahat ettikçe pek çok farklı birey ile karşılaşır. Bunu ben de şu an içinde olduğum Antalya otobüsünde yanımda oturan 40'lı yaşlarında telefonundan iddia oynayan abiye bakarak yapmaya devam ediyorum ve siz de kendi hayatınızda devam ediyorsunuz. 

Peki dikkat ettiniz mi?

Bazı insanların size anlattıkları kendileri için yaptıkları gelecek planları aslında tamamen anlamdan yoksun ve bariz hata ve saçmalıklarla dolu. Sizin önceden yaşadığınız bir hatayı yapacakları açık açık ortada ve siz bunu görebiliyorsunuz ancak onlar bunları nasıl oluyorsa bir türlü göremiyorlar.

İşte bu kişinin hayatında yeterince tehdit, yeterince problem, yeterince düşman olmamış demektir. 

Düşman dediğim illa bir insan olmak zorunda değildir. Günümüzde insan normal şartlarda genel itibariyle öldürülme tehlikesi içerisinde değildir. Günümüzde olan tehlikeler daha çok sosyal anlamdadır. Herhangi bir girişim ve eylemde potansiyel bir yenilgi korkusu bile bir düşmandır insana karşı.

Bir düşmanın varlığı insanı diri tutar, zihni tembel ve konfor içerisinde yaşayan birine göre daha hızlı çalışır ve o kişi canlı olduğunu hisseder. Belki o an hissettiği duygu ve stres onun bunu hissetmesine engel olur ancak insan bir problem karşısında her zaman daha hayattadır.

Bir bakıma düşmanlarınız sizi hayata bağlı tutar ve rutinin ölümcüllüğünü biraz olsun hafifletir. Düşman ve problemleriniz sizin için sert bir antrenördür aslında. Tek farkı çoğunda bir seçme hakkınız olmamasıdır. Olası bir atlama tahtası gibi düşünün onları. Üzerlerine gidin ve değerlendirin. Zira düşmanı olmayan insan tembelleşir ve hepimizde bulunan savaşçı ruhunu kaybeder. 

Elimizdeki Tek Şey Tecrübe

Hayatta ne yaparsak yapalım ve nereye giderse gidelim, neler yaşarsak yaşayalım, hangi rollere bürünürsek bürünelim, elimizde gerçekten var ...