Bunu kendinize sorun ve cevabını verin.
Sonra da soralım bakalım insanlar sizi nasıl görüyor?
Şöyle yakın arkadaşlarınızın sizin hakkınızda söyleyeceklerini bir düşünün. Böyle sizinle yıllar geçirmiş olan insanlara sorsak sizi nasıl betimlerler mesela şöyle bir tahmin etmeye çalışın.
Sizin kendiniz hakkında olan düşünceleriniz ile çevrenizin sizin hakkınızda olan düşünceleri arasında aşırı derece bir fark olmadığını düşünüyorum. Yakınınızdaki insanlar iç dünyanızı bilemezler fakat kör bile olsalar nasıl davrandığınızı bilirler.
Peki geçmişe bir bakın, hiç kendiniz hakkında olan düşüncelerin aksine davrandığınız, hiç yapmam dediğiniz şeyleri yaptığınız oldu mu?
Şahsen çevremde neşeli ve çok konuşkan birisi olarak bilinen ben kimsenin çözemediği bir sebepten ötürü ilk dersten bize küfür etmeyi öğretmeye kalkışan o mükemmel hocanın bulunduğu İspanyolca kursuna gittiğim zaman nedense hiç konuşkan ve çenesi düşük biri değildim.
Hatta tam tersine suspus oturup kitap okuyan birisiydim.
Bunu o zamanlar anlayamamıştım ancak bir kaç ay sonra davranışları etkileyen faktörleri yavaş yavaş çözmeye başladığım zaman kafamda bir şeyler şekillenmişti.
Karakterim ve sahip olmaya eğilimli olduğum tavırlar bazen tamamen çöpe gidiyordu ve bambaşka bir kimliğe bürünüyordum.
KİMLİĞE bürünüyordum.
Karakterim genel hatlarıyla belliydi fakat aynı günde sanki bir tiyatro sahnesindeymiş gibi farklı yerlerde farklı KİMLİKLERE bürünüyordum. KARAKTERE değil.
Şimdi anlıyorum ki zaman zaman karakterime aykırı şeyler yapan kimliklere bürünmemin sebebi içine girdiğim çevre.
Şimdi, suyu bir bardağa doldurursan, su bardak olur. Onu çay demliğine doldur, o zaman su çay demliği olur... Su gibi ol dostum.
-Bruce Lee
Bu yukarıda gördüğünüz sözü anlamayıp geçiştirmiştim yıllar önce. Saygısız züppe bir çocuk olarak başkalarının yardımı olmadan her şeyi kendim bulabilir ve yapabilirim diye düşünüyordum. Bu yüzden bu çevre olayını anlamam için 5 yıl fazla zaman kaybetmiş oldum. Baya iyi.
Olay çok basit: Çevre ve bulunduğunuz ortamda insanlar bizi nasıl görüyorsa o kimliğe bürünürüz.
Eğer çok neşeli biri olarak görüyorlarsa hoplayıp zıplamaya eğilim gösteririz.
Eğer sessiz ve suspus biri olarak görüyorlarsa sessiz davranmaya eğilim gösteririz.
Eğer komik biri olarak görüyorlarsa espirileri havada uçurmaya eğilim gösteririz.
Bunu engellemek gerçekten çok zor. Bir damga basıldığı zaman artık öyle biliniriz ve sebebini çözemediğim bir şekilde bize verilen bu damgayı üzerimize bir ceket gibi giyer ve çıkartamayız.
Karakterimizde bir değişiklik olmaz, sadece o ortamda öyle davranırız. O ortamdan çıkıp başka bir ortama girince de orada üzerimizde bulunan yargıların verdiği rolü oynamaya başlarız.
Hani derler ya arkadaşlarınız karakter olarak sizi etkiler diye, bu öyle değil. Bu girdiğimiz her ortam için geçerli. Her ortamda farklı bir rol oynarız. Bu az veya çok fark etmez bir şekilde kendini fark ettirir insana.
Gerçek karakterimizi yalnızca kendi iç dünyamızda yaşarız. Olaylara olan bakışımızı ve içimizdeki duygusal tepkileri incelersek asıl karakterimiz belli olur.
Mesela bir ortamda siz çok soğukkanlı olarak biliniyorsunuz. Zorluklar karşısında dimdik duran, panik yapmayan birisi. Siz de bunu öyle kabul edip kendinizle gurur duyuyorsunuz.
Ancak bir şey ters gitme riskinde olduğu zaman içten içe panik atak geçiriyorsanız sizi tebrik ederim. Soğukkanlı olan insan böyle bir durumda strese girmez ve mental olarak rahatını korurdu. Karakteriniz panik olan birisi değilse bile soğukkanlı da değil. Soğukkanlı sıfatı size o ortamda verilen bir roldü o kadar.
Kısaca çevre ve toplum sizi nasıl görmek istiyorsa öyle görüyor. Bunu biz de başka insanlara yapıyoruz ve böylelikle dünya üzerinde bundan etkilenmeyen hemen hemen kimse kalmıyor.
Çok az sayıda bir kesim çevresine aldırış etmeden tamamen oldukları gibi yaşayabiliyor.
Kendi kendimiz gibi olabilmek için girdiğimiz her ortamda kendi kendimizi nasıl görüyorsak öyle davranmalı ve o imajı çizerek bizim hakkımızda başka fikirler oluşturup üzerimize damga yapıştırmalarını engellemeliyiz.
Hatta eğer biraz oyunculuk yeteneğiniz varsa istediğiniz damganın yapıştırılması için o karaktere uygun rol yapabilirsiniz. Bir süre sonra o rol üstünüze yapışır ve rol yapmanıza bile gerek kalmaz. Veya bir başkasına istediğiniz damgayı vurup onun öyle davranmasına yol açabilirsiniz. Ancak bunların ikisi de manipülasyona girer ve bu konu hakkında Duygusal İlişkilerde Manipülasyon serisinde bahsedeceğim.
İnanıyorum ki insanların bize yapıştırdığı damgalar (bardak) yüzünden kendi karakterimiz (su) o damgaların içerisinde hapis olmak yerine kendi istediği yöne akmaya devam eder.
Sabah beşi beş geçiyor. Herkese iyi sabahlar.