Sigmund Freud reisin akrabası Edward Bernays sağolsun Amerika ülkesi medya ve özellikle reklamlar aracılığıyla tam bir tüketim topluluğuna çevirildikten sonra bu tüketim düzeni diğer ülkelerde çalışan şirketlerin de dikkatini çekmişti.
Sorun basitti: Şirketler ürettikleri ürünleri satamıyorlardı. İnsanlar bir eşyayı aldıktan sonra bir daha alma ihtiyacı duymuyordu. Neden duysun ki? Zaten elinde onun ihtiyacını karşılayan bir eşya var.
İşte bu yüzden satışlarını sürdüremeyen şirketler önce faydayı sattıkları eşyaların kalitesini düşürmekte buldu. Fazla sürmeden kalite düşüşünü fark eden toplumdan tepki gelince psikanalizcilerden tavsiye ve bilgi alan reklam uzmanları yeni sistemler geliştirmeye başladılar.
Şu an tarih 2022 yılının Şubat ayının 21'i. Saat 01:12.
Geçmişte olan reklamlara falan bakınca ne kadar pragmatik bakış açısına sahip bir toplumdan sürekli tüketime kafayı takmış bir dünyaya dönüştüğümüzü görmek mümkün.
1950-1990 arasında yapılan reklamlar daha çok satılan ürünün özelliklerini, ne kadar dayanıklı olduğunu ve ne kadar uzun süre çalışabildiğini gösterirken şu an olan reklamlarda iki yıl sonra ismi hatırlamayacak bir şarkıcı çıkıp arabası ile hızlıca yollarda ilerliyor. Adam yüzünde kararlı bir ifade ile gazlarken kamera da uzak açılardan arabanın trafiğe kapatılmış yolda dümdüz ilerlemesini çekiyor. Bütün bunlar olurken arka planda gaza getirici bir müzik eşliğinde kalın ve maskülen bir ses bize neden insanın asla pes etmemesi konusunda bir ders veriyor.
Bunu izleyen binlerce insan da o arabayı almaya ikna oluyor. Hem de 2 yıl kredi çekmek zorunda kalmasına rağmen.
Bunun sebebi şu: İnsanların ne derece mantıksız ve saçma davranabilecekleri Nazi Almanya'sı savaşta yenildikten sonra yapılan toplama kamplarında sürdürülmüş canavarca işkenceleri yapan kişilerin gerçekten daha 40 yıl önceye kadar (birinci dünya savaşarı öncesi) böyle şeyler yapacakları kimsenin aklına bile gelmeyen Alman halkının yapmış olması herkese bir ders vermişti:
İnsanlar düşünüldüğü kadar akıllı değildi.
Hatta tam tersine, dünyanın devasa bir kısmı içgüdüler, anlık enerji patlamaları ve duygular ile yönlendiriliyordu.
Sigmund Freud bilinçaltı terimini de ortaya koyunca her şey oturdu.
Ve artık reklamlar ile insanların sürekli olarak şirketlere daha çok para kazandırmasını sağlamak için tüketim toplumunun yaratılması yavaş yavaş başlanmış oldu.
Artık her reklam sizin bir duygunuz veya bir eksikliğiniz hedef alınarak yapılıyor.
Özellikle böyle zamanlarda kendimize şunu sormalıyız: Ben bu eşyaya gerçekten ihtiyaç duyuyor muyum?
Yoksa bilin ki sizin iyiliğinizi en ufak şekilde önemsemeyen insanların cebinizden paranızı sürekli olarak almasına izin verme riskindesiniz.
Ha tabi yine de karar sizin. İlla hiç bir şey almayın harcamayın demiyorum, bilinçli olun yeter.