8 Eylül 2021 Çarşamba

Kale ve Burç Hipotezi

Uzun süredir bulunduğum şehirden ayrılacağım için içimde olan garip üzüntü duygusunu bastırarak gecenin son sigarasını yakma vakti.

Günümüzde yaşadığımız dünyanın her geçen gün zorlaşmakta olduğunu düşünmeden edemiyorum. 

Başta sıradan insanlar için yaşam şartları zorlaşırken ayakta durmak hem psikolojik hem fiziksel açıdan giderek zorlaşıyor ancak özellikle karantina döneminde yaşadığım bazı olaylardan sonra artık kafamda oluşturduğum şeyi yazıya dökme vakti.

Şimdiye kadar canı gönülden güvenecek kadar yakın gördüğüm ve iletişimimin kopmadığı sadece bir kaç arkadaşım oldu.

Karantina döneminde zaten herkesin toplumsal olarak değişen psikoloji sayesinde çevresi hakkında bir aydınlanma yaşadığını düşünüyorum.

Ben de minik bir aydınlanma yaşadım.

Dünya üzerinde ciddi anlamda güvenecek ve saygı duyacak insan sayısı gerçekten ama gerçekten çok az.

Çıkarlara dayanmayan ilişkileri kökünden kessek yalnız kalacak insan sayısı milyarlar seviyesinde resmen.

Özellikle psikoloji ve gözlem yeteneğinizi geliştirince çevrenizde olan kişilerin gerçek niyetleri kolaylıkla anlaşılabiliyor. Genelde üzüntü verici ancak gerekli bir farkındalık.

Ben de bunu iliklerime kadar yaşadım maalesef.

O yüzden genel olarak gerçekten yakınınıza alıp endişe etmeyeceğiniz bir insan bulduğunuz zaman saçma sapan şeylerden dolayı kavga etmeyin lütfen.

Herneyse. Bahsedeceğim teori de tam olarak böyle insanlar ile hayata karşı nasıl dimdik durabileceğinizin bir yolu. Baştan söylemek gerekirse özveri ve çaba gerektiriyor ancak değer bilen insan için fazlasıyla basit.

Orta çağda belirli insanların diğerlerinden üstün olmasının bir numaralı sebebi kendilerini uzun ve yıkılamayan duvarlar ardında korumalarıydı.

Dışarıda olan insanlar hastalıktan, açlıktan ölürken onlar kale kapılarının ardında yaşamlarını zevkle idame ettirmekteydi.

Ve kalelerin üzerine güçlü bir ordu geldiği zaman savunulması için çeşitli yöntemlere başvuruluyordu.

Genel ve en basit strateji de şuydu: Eğer düşman bir kalenin batı duvarından saldırıyorsa doğu, kuzey ve güney duvarlarında bulunan askerler batı yakasını savunmaya koşarlardı. 

Şayet duvarda bir delik açılırsa hemen duvarı kapatarak dışarıdan girmeye çalışan askerlere engel olunurdu. 

Böylelikle yüzyıllar boyunca bir yığın taşın ardından nice krallıklar yönetildi.

Şimdi bu savunma taktiğini yakın arkadaşlıklarınıza uyguladığınızı düşünün. 

Eğer bir arkadaşınız zor duruma düşerse ki hayatın düzenli olarak bizi farklı yönlerden törpülemek için her türlü şeyi üzerimize fırlattığını düşünürsek bu fazlasıyla muhtemel, ailesinden bile önce destek isteyebileceği ilk duvar siz olmalısınız.

Gerekirse kendi duvarınızda tek bir asker bırakacaksınız ancak sadece gerekli olan kadarı kalacak ve gerisini arkadaşınızın duvarını korumaya göndereceksiniz. Belki gönderdiğiniz askerler ile birlikte hepsi birden yenilecek ancak bunun önemi yok. Siz yapmanız gerekeni yaptınız.

Dünya üzerinde ölüm hariç her problemin bir çözümü şöyle veya böyle var. Arkadaşınızın duvarı yardımlarınıza rağmen yıkıldıysa tekrar inşa etmesi için yardım edeceksiniz.

Onlar da sizin duvarınıza saldırı olduğu zaman desteğinize koşacak ve mümkün olduğu kadar dimdik ayakta duracaksınız.

Bu savaş sırasında yapılacak şeydir. Peki ya barış?

Tarih boyunca barış dönemlerinde en uzun ömürlü olan krallıklar hiç bir zaman durmayarak zamana ayak uydurup savunmalarını geliştirmeye devam ederlerdi.

Şimdi bir duvarda ellerinde tüfekli askerlerin olduğunu ve bir diğer duvarda ellerinde yayları ile ok fırlatan askerler olduğunu düşünün. Burada saçma bir düzen olduğu gayet bariz.

Yapılacak şey basit: Teknolojisi ileri silahları kullanan duvar diğer duvarda bulunan askerlerin ilerlemesini beklemek yerine onların gelişmelerini sağlayacak.

En basit örnekle gidersek size piyangodan 1 milyon lira çıkarsa çekip en az yüz bin lirasını dost gördüğünüz insana vereceksiniz ki o da kendi parası ile gelişime ve zenginleşmeye odaklansın ve yarın siz yanlış yaptığınız bir yatırım esnasında para kaybettiğiniz zaman elini uzatarak sizi tekrar kaldırabilsin.

Çünkü kalenin bir burcu düşdüğü zaman diğerinin destek verebilmesi için her burcun kendini savunabilecek kadar güçlü olması gerekli.

Böylelikle hem sürekli gelişim, hem de olabilecek en optimal savunma gerçekleştirilmiş olur. Tek bir duvarın koruduğu kalenin etrafından düşmanlar nasıl elini kolunu sallaya sallaya geçecekse her duvarının son derece güçlü ve desteklenmiş olduğu bir kaleyi de o kadar zor geçecektir.

İnsanlar en yakınında olan kişilerin bile arkasından olabilecek en basit çıkarlar uğruna iş çevirirken siz insanlığın bu kadar uzun süre hayatta kalmasının en büyük sebebi sayesinde her problemi çok daha kolay bir şekilde atlatacaksınız: Dayanışma. 

6 Eylül 2021 Pazartesi

Ted Kaczynski ve Mobbing

Çok büyük bir kesime göre Amerika tarihinin en bilinen suçlusu büyüklü küçüklü bombalar yaparak kurbanları arasında hemen hemen hiç bağlantı bulunamadığı ve çok dikkatli olduğu için 17 yıl boyunca aranan "Unabomber" ismi ile bilinen Ted Kaczynski abimizdir.

Kendisi hala hapiste hayatını sürdürmektedir.

Peki mobbing ne alaka diyeceksiniz bir bombacının hayatı ile. 

Ted Kaczynski fotoğraflarına falan bakarsanız gençlik yıllarında karizmatik şekil şukul biri olsa bile sonraki hayatında tek başına kulübede yaşayan, yüzüne gözüne dikkat etmeyen bir orman adamına dönüşmüştür (hayatının sonra ki kısmı muhtemelen benim de sonum olucak).

Bunun neden böyle olduğuna dair pek çok uzman yorum getirse bile kestirmek tam olarak mümkün değil. Kaczynski için şizofreni teşhisi de koyulduğu için ona da soramayız maalesef. 

Ancak neden bu adamın böyle kafayı sıyırdığına dair bilinen teorilerin içerisinde en destek toplamış olanlarından biri üniversite günlerinde üzerinde uygulanan mobbingdir.

Üstelik deneyle yapılmış bir mobbing. 

CIA tarafından sorgulama konusunda çalışmalarından faydalanılan Dr. Henry Murray IQ testi 163 yani dahi seviyesinde çıktığı için daha 16 yaşında Harvard Üniversitesine giren genç Ted Kaczynski kardeşimizin üzerinde insanların stres altında nasıl tepki vereceğini öğrenebilmesini sağlayacak olan bir araştırma yapmaya başlar. 

Deneyler 3 yıl boyunca devam eder ve basit anlatırsam Dr. Henry sizden herhangi bir konuda yazı yazmanızı ister ve sonra masaya oturtup yazdığınız yazıyı, fikirlerinizi, karakterinizi ve davranışlarınızı yerden yer vurur. 

Bir annenize küfür edilmediğiniz kalır yani öyle bir aşağılamadan bahsediyorum. 

Ted'in hayatı hakkında izlediğim belgesellerden birinde bu deneyler hakkında eski bir CIA çalışanı Doktor Henry'nin çalışmalarının sorgulanan El Kaide yandaşları üzerinde olan etkilerini anlattığı zaman tüylerim diken diken oldu resmen. 

Sorgulama teknikleri kişinin zihnini ve karakter biçimini yıkarak sorgulayan insana her türlü bilgiyi verecek şekilde yeniden inşa ediliyordu. 

Bambaşka birine dönüştürmek gibi yani.

O yaşa kadar biraz içine kapanık olsa bile normal bir insan olan Ted Kaczynski kimsenin haberi olmadan girmişti bu deneylere. 

3 yıl boyunca hakarete uğrayıp sürekli stres altında tutulmuştu. Dersten bırakılmakla tehdit edilmişti ve nefes bile aldırılmamıştı. Bu yaşadıklarının üzerine önce arkadaşlarından tamamen uzaklaştı ve kısa bir süre sonra medeniyeti tamamen terk edip bombalar yaparak önüne gelene yollamaya başladı. O zamana kadar şiddete eğilimi hiç gözlemlenmemiş bir adam kimya kitapları okuyup bomba yapmaya başladı. 

Şu mobbing kelimesini her yerde duyuyoruz ve ne anlama geldiğini bence bunu okuyan herkes biliyordur zaten. 

Herkesin dilinde olduğu için değeri ve anlamı azaldı ancak doğru kişiye yanlış zamanda (Ted daha ergenlik çağındaydı) yanlış kişiye (Ted annesinden bir dönem ilgi göremediği için empati kurmakta zaten zorlanan birisiydi) yapılırsa nasıl bir etki yaratabileceğini görmenizi istedim. Daha 2 gün önce intihar eden bir öğretmen gördüm mobbing yüzünden. İntihar ettiği için o mobbing uygulayanların pek vicdan azabı çekeceğini sanmıyorum. Peki kadın soyadını Kacynzski olarak değiştirip sizin ailenizi ve çocuklarınızı bombalasaydı? Bunun da dolaylı sebebi siz olsaydınız nasıl hissederdiniz acaba? (Böyle yazınca sanki çok sinirliymişim gibi gelmesin diş çektirdim onun ağrısından gözlerim yarı açık yazabiliyorum) 

İnsanlarla iletişim kurmak yerine tehdit etmek falan bir işe yaramaz. Korku ile kurulan düzen uzun ömürlü ve faydalı olmaz. Bunu kafanıza sokun ve çıkarmayın lütfen. 




Elimizdeki Tek Şey Tecrübe

Hayatta ne yaparsak yapalım ve nereye giderse gidelim, neler yaşarsak yaşayalım, hangi rollere bürünürsek bürünelim, elimizde gerçekten var ...