7 Mayıs 2021 Cuma

Hiperenflasyon Çanları

Bundan yüzyıllar önce Çin hükümeti para birimini akıllı ve dikkatli bir şekilde kullanarak uzun bir süre halkına refah ve huzur dolu bir yaşam sunuyordu.

Her şey gayet güzeldi ve insanlar mutluydu.

Ta ki Orta Asya içinde ortaya çıkan ve dünya tarihini derinden etkileyecek olan o kişi ortaya çıkana kadar:

Cengiz Han.

Cengiz Han ve daha az bilinen çocukluk ismi ile Timuçin, tahmin etmesi zor savaş taktikleri ve inanılmaz çevik ordusu ile hiç durmayarak önüne kattığı her şeyi yakıp kül ediyordu.

O öldükten sonra geriye kalan torunlarından en büyük ve en başarılısı olarak bilinen Kubilay Han tıpkı dedesi gibi askeri zekası çok yüksek bir generaldi.

Kubilay Han dedesinin hayalini gerçekleştirerek Çin imparatorluğunu ortadan kaldırıp Yuan Hanedanlığını kurdu. 

Çin o zamana kadar kendi para birimi ile gayet güzel geçiniyordu demiştik değil mi? Şimdi o Çin isim değiştirdi ve yönetim şekli biraz daha farklılaştı diyelim.

Çin, ekonomi konusunda Moğollara kıyasla daha bilgili ve tecrübeliydiler. Neyin ne sonuçlar doğuracağını biliyorlar ve ona göre hareket ediyorlardı.

Buna karşıt Moğollar hani "Madem borcumuz var para basıp ödeyelim niye bunu kimse düşünemiyor yiaaaa." diyen, sorsan zeka seviyesinde Stephen Hawking ile yarışan kesim var ya, aynı onlar gibi mantık yürütüyordu. 

Bundan sonra askeri bir halk olan Moğollar saldırı ve fetihlerine devam etmek için istedikleri kadar para basabileceklerini düşünüp sabah akşam piyasaya para sürmeye başladı.

Bir süre her şey çok iyi gitti. Para sınırsız olduğu için her şey kolaylıkla hallediliyordu. Moğollar cennete düşmüş gibiydi. Hem halk refah içinde yaşıyor hem de askeri hedeflerde peş peşe ilerleme kat ediliyordu.

Peki para basarsanız ne olur?

E N F L A S Y O N.

Harcadıkları onca para ve doğal felaketlere karşı insanlara yardım edemeyen Yuan Hanedanlığı 1368 yılında kepenkleri kapattı.

Çünkü yaptıkları şeylerin ve para basarken yaşadıkları güzel günlerin faturası %80 enflasyon olarak kapılarında belirmişti.

Bugün 10 liraya aldığınız şeyin yarın 18 lira olduğunu ve bunun almanız gereken her ürüne yansıdığını hesap edip işin içine sizin gelirinizin geçen yıla göre taş çatlasa 1 lira yükseldiğini düşünün.

Sonuç olarak Yuan Hanedanlığı 1271 yılında başladığı yola 1368 yılında son verdi.

Şimdi gelelim günümüze.

Yuan Hanedanlığı sorunlarla hızlı bir şekilde başa çıkmak için para basmıştı demiştik değil mi?

Pandemi başladığından beri pek çok ülke gökten zembille inmiş gibi para basıyor.

İnternet üzerinde ülkeler için ayrı ayrı pek çok veri var fakat ben bugün dünya üzerinde en önemli olan para biriminden ilerleyeceğim. Dolardan bahsediyorum tabii ki. Dolarda en ufak hareket hemen hemen bütün dünya üzerindeki mal ve mülk fiyatlarını etkilediği için küçük küçük örnekler yerine direkt büyük balığa koşmalı.

Size vereceğim tek örnek de şu: Amerika pandemi başladığından beri şu an dünya üzerinde var olan dolarların %22 kadarını 2020 yılında piyasaya sürdü.

1792 yılının Nisan ayının 2. gününde hayata gözlerini açan doların toplam %22'si sadece geçen yıl içinde basıldı. 

Bu ne demek farkında mısınız? 

Bu kadar çok parayı basıp hiç bir tepkinin olmayacağını beklemek aptallığın daniskası olur. 

E peki biz neden bir halt fark etmedik hani nerede aşırı enflasyon? 

Yuan Hanedanlığı deli gibi para basmaya devam ederken ilk yıllarda nasıl mutlu ve huzurluydu, sorunlar nasıl hızlı çözülüyor hatırlıyor musunuz? 

Bir süre tepkisizlik ve fırtına öncesi sessizlikten sonra ekonomileri Hakk'ın rahmetine kavuştu. 

Şöyle bir durum var ki dünyada ülkelerin ekonomisi birbirine inanılmaz bir sıkılıkla bağlıdır. (Buna daha sonra Büyük Buhran ile ilgili yazımda derinlemesine ineceğim) 

Dolayısı ile paraların endekslenmesi gerektiği bir şey gerekir ki deyim yerindeyse ekonomide ülkeler arası iletişim kolay olsun.

Mümkün olduğu kadar basit anlatırsam Atatürk Türkler ile diğer milletlerin iletişimini kolaylaştırmak için Latin alfabesini getirdi ya, aynı mantığı ekonomiye vurun. Parasal anlamda ortak bir dil olması gerekli yani. 

İşte ekonomide her şeyin endeksleneceği şey de yıllardır dolar olmuş durumda.

Dolardan önce standart olarak altın ve altından önce bazı ülkelerde gümüş vardı. 

Olay şu ki bu ekonomik düzenler 30-40 yılda bir balon olup patlıyorlar. Değişmeleri gerekiyorlar ki hızla değiien dünyaya ayak uydurabilsin yani. 

En son sistem 1971 yılında Amerikan Başkanı Richard Nixon tarafından altın standardının değiştirilmesi ile, tam 50 yıl önce yapıldı. Şu an olan dolar standartlı sistem inanılmaz derecede şişmiş durumda.

Yani günümüz parasal sistemini nereden tutsak elimizde kalıyor. Değişim şart.

Şimdi asıl soru şu: Biz bu değişime nasıl ayak uydurabiliriz?

Çok basit, dolar önümüzdeki yıllar içerisinde çöktüğü zaman yerine geçecek şeyi tahmin etmemiz gerekli.

Sık sık altın standardına geri dönüleceğini söyleyen insanlar görüyorum ve bu doğru olabilir, zira basit bir araştırma ile görülebilir ki başta büyük devletler olmak üzere pek çok hükümet altın rezervini hızla arttırma çabasında. Bizim de Doğu Akdeniz bölgesinde altın arayıp bulmamız belki de buna işaret ediyordur.

Eğer buna inanıyorsak paramızın bir miktarını FİZİKİ altın olarak kenara bir yere koymak mantıklı olabilir. Neden fiziki olması gerektiğini bankalarla ilgili bir yazıda anlatacağım. 

Altın değilse yeni düzene bir numaralı aday kripto paralar. 12-13 yaşlarımda gizemli ve bilinmeyene çekilen klasik bir çocuk gibi deep web ile ilgili araştırmalar yaparken bitcoinin kullanıldığını öğrenmiştim. O zamanlar bilindiği kadarıyla Silkroad isimli sitede uyuşturucu satıp, satın almak için kullanılıyordu.

Şimdi ise önü tutulamayan bir hızla dünyanın dört bir yanında kullanım alanları kazanıyor.

O yüzden geleceğin bitcoinini keşfetmek için çabalayabiliriz.

Daha pek çok örnek verebilirim ancak ben ya altın ya kripto olacak görüşündeyim.

Umalım da hiperenflasyon dünyayı dört bir yandan vurduğu zaman ve parasal sistem çöktüğü zaman herkesten önce yeni sisteme bir adım atmış olalım. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Elimizdeki Tek Şey Tecrübe

Hayatta ne yaparsak yapalım ve nereye giderse gidelim, neler yaşarsak yaşayalım, hangi rollere bürünürsek bürünelim, elimizde gerçekten var ...