İnsanın anlamadığı veya kabul etmediği şeyi önyargı bombardımanına tutmaya eğilimi yüzünden şimdiye kadar ne kadar çok gereksiz tartışma ve hatta büyük savaşlar çıktı kim bilir.
Önyargının pek çok çeşidi olsa bile daha çok toplumsal önyargıya ve bu yargılara neden olan çeşitli sebeplere kısaca değinmek istiyorum. İçtiğim sigara başımı ağrıttı ancak olduğu kadar düşünelim bakalım.
Milletler arasında olan çeşitli farklılıklardan bazılarını sayalım:
1- Rusya ülkesinde iş hayatında parlak ve renkli kıyafetler giymek kişinin tembel olduğu anlamına gelir.
2- Bahşiş vermek Japonya ve Kore içerisinde pek çok yerde iş sahibinin çalışanlarına fazla para vermediği anlamına geldiği için kaba bir hareket olarak görülür.
3- Hindistan'da sol elle yemek anladığım kadarıyla dini sebeplerden ötürü pek de hoş karşılanmaz.
4- Kamboçya ve Sri Lanka gibi Budist öğretilerin yaygın olduğu yerlerde insan vücudunun baş kısmı kutsal sayıldığı için bebek dahi olsa dokunmak kaba bir hareket sayılır.
5- Filipinlere gidin ve birisine işaret parmağınızla gel işareti yapın. Yanınızda kendinizi savunmak için silah bulundurmayı unutmayın.
6- Yunanistan'da evlilik gününde olan bir kadının gelinliğine hani babaannelerimiz nazar gitsin diye okuyup üflerken tü tü tü maşallah der ya, o tükürme kısmını yapıyormuş gibi yapmak şans getiriyor olarak düşünülür.
7- Amazon oranlarındaki kabilelerden Satere-Mawe kabilesindeki erkekler cesaretlerini kanıtlamak için ısırığı bir mermi kadar acıtan karınca türlerinin bulunduğu bir eldiven takıp 10 dakika boyunca dans etmek zorundadırlar. Bunu hayatlarında aşağı yukarı 15-20 kere yaparlar.
Ve son örneği veriyorum. Bunu özellikle ayırdım çünkü sanırım dünyanın geri kalanından neredeyse tamamen kopuk bir insan topluluğunda nasıl farklı bakış açıları gelişebilir görmemizi sağlayacak kadar uzak bir yerden. Antarktika'da yaşayan Eskimo'lar.
Eskimolar soğuklarda hayatta kalmak için tarihte pek çok kere bir araya gelmek zorunda kalmışlardır. Yemeklerini, sularını, evlerini paylaşmışlardır. Hatta ve hatta...
Erkek bir Eskimo eğer uzun süreli bir ava çıkarsa komşusu arkadaşının evinde yalnız kalan eşiyle cinsel ilişkiye girebilir. Ve bu hareket kadının yanlızlığını "hafifletmek" oralarak görülür. Bir iyilik olarak görülür yani.
Şimdi sadece bir saniyeliğine bunun bizim ülkede olduğunu farz edin. Öldürülenleri gömecek yer kalmazdı heralde.
Peki neden bu yargılar bu kadar değişiklik gösteriyor? Neden Fransa ülkesinde insanların vedalaşırken birbirlerini yanaklarından kaç kere öptükleri bile değişiklik gösteriyor? Neden İngiltere içinde insanların çay saatleri farklı sebeplerden farklı zamanlarda yapılıyor? Neden Amerika'nın Florida eyaletinde en azından bir silah Kaliforniya eyaletinin aksine her ailenin sahip olması gerektiği bir şey olarak görülür?
Yargılar, normlar, gelenekler, toplu bilinç.
Dünya içerisinde gelenekler demokrasi ile yönetilir. Çoğunluk ne derse o olur.
Çoğunluk neyi haklı ve doğru bulursa o artık yazılı olmayan bir yasadır. Kim bu açık açık söylenmese de çiğnendiği zaman şiddetle karşılanan yasaları yok sayarsa dışlanır.
Bu neden önyargıların ve geleneklerin kenara atılmasını da açıklıyor aslında: Düşünsenize mağara adamı dönemlerinde insanlar için şiddet her gün olan bir şeydi. Kendilerini korumak ve yemek için avlanmak amacıyla her gün şiddete başvuruyorlardı.
Öylesine bir toplumda herhangi bir insan çoğunluğun yaptığı şeye karşı gelebilir miydi sizce? Adamı şırkar atarlardı oğlum.
Ve bu gerçek hala bilinçaltımızda var. Hala topluma uyma eğilimi içimizde bir yerlerde var ve hep olacak. Artık hayatta kalma mekanizmamızın parçası. Kötü bir amacı yok yani. Asıl sorun artık medeniyette ölme ve öldürülme tehlikesi mağara adamı dönemlerinden çok çok çok azalmış olsa da insanlar hala bilinçaltlarındaki mekanizmayla, hayvani biliçle yönetiliyorlar.
O yüzden toplum genel önyargıya uymayan her şeye karşı öfkeli bir tavır alıyor.
Yani aslında hiç bir anlamı yok. Özüne bakarsak nerede doğduğumuzu kimse seçmedi ve insan başkasına zarar vermediği sürece istediği her haltı yiyebilir. Bize ne abi?
Ancak kişi başkasına zarar verdiği an yargılanmak zorundadır. Kimsenin özgürlüğü başkasının haklarını çiğneyecek kadar geniş değildir. Kendi hakları dahilinde ne yaparsa yapsın.
Kendi ülkemizden bir örnek olsun. Şehrinizde en yakın alkol satılan yere gidin, mümkünse insanların geçtiği bir masaya oturun ve biranızı yudumlayın. İnsanlar baksa bile bir şey yapmayacaklardır. Çünkü bu eylemin adı "içilecek yerde içmek" olur.
15 dakika sonra ayağa kalkın ve elinizde demin içtiğiniz bira ile sokağın öbür ucuna geçip ayakta içmeye başlayın. İnsanlar eninde sonunda size gelip evinize gitmenizi söyleyecek hatta sanki toplumun ahlak bekçisi gibi şiddete başvurup size saldıracaktır. Çünkü bu eylemin adı "sokak ortasında içmek" olur.
Eğer biri alkolünü içip sonra birisine saldırırsa, zorla sarkıntılık yaparsa, hırsızlık yapmaya falan kalkarsa alın tutuklattırın polislere. Başkalarının haklarını çiğnediği için haklı sizsinizdir.
Ancak sırf sizin aileniz içerisinde sarışın insanlar var diye dışarıdaki insanın saçı yeşil renkli olduğu zaman isimler takarak hakaretler ediyorsanız bu sizin at gözlüğü ile gezdiğinizi gösterir. Derine bakarsanız göreceksiniz ki sarı rengi beyaz ışığın gözümüzde kornea ve lens kısımlarında yeşile göre daha fazla kırılması sonucu oluşur. Özünde ikisi de ışıktan ibarettir. Gördüklerimize isimler koyarak ayrımı yapan sizsiniz.
Daha sayısız örnek verebiliriz ancak birine özellikle değinmek istiyorum. Şu an bunu okuyup orda burda gördüğü güzel kadınlardan dolayı kendini yetersiz hisseden bir kadın varsa unutmayın ki güzellik standartları sürekli değişmekte ve şu an bir deri bir kemik kadınların beğenilmesi trendi sadece iki gün sonra çöpe atılabilir. O yüzden kafaya takmayın ve Moritanya ülkesinde kadınların ne kadar şişmansa o kadar çekici gözüktükleri önyargısı toplumda yer edindiği için günde 16 bin kalori yemeye zorunlu bırakıldığı gerçeğini oturun bir düşünün. Sizce günler içinde fikrini tamamen değiştirme ihtimali olan bir toplumun standartları peşinde ömür tüketmek mantıklı bir hareket mi?
Şahsi fikrim çoğunluk fikirlerini ve önyargılarını alıp kendi hayatlarını yaşayabilirler (burada başka bir şey diyecektim fakat kendime yazılarda küfür etmemeye söz verdim).
O yüzden sizde seçiminizi yapın. Elle tutamadığınız, fiziki gerçekliği olmayan önyargılar sizi kontrol mü edecek, yoksa siz mi önyargıların elle tutamadığınız, fiziki gerçekliği olmayan ancak şimdiye kadar hepimizi kontrol eden zincirlerini kıracaksınız?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder