24 Ekim 2023 Salı

Evladın Kıymetliyse Gurbete Gönder

Her gelen yeni nesilde ailelerin çocuklarını giderek daha fazla korumaya çalıştığını ve çocukların canlarının azıcık bile yanmaması için ellerinden geleni yaptıklarını fark ettiniz mi?

Hatta düzeltiyorum, nesiller değil söz konusu olan süre. Artık bir iki yıl önce doğan bir çocuk ile yeni doğan bir çocuğun yaşayacağı zorluklar bile çok çok farklı olabiliyor.

Burada ailenin içinde bulunduğu şartlardan kaynaklanan zorluklardan bahsetmiyorum. En mükemmel aileye sahip olan çocuk bile çocukluğunu bir hasar almadan geçirmiyor zaten. 

Bahsettiğim şey çocuklar giderek daha çok el bebek gül bebek büyütülüyor. 

Artık çocukların yaptıkları yanlışların sonucunda her seferinde aile koşup çocuğun elinden tutuyor. 

Burada "her seferinde" kısmının altını çiziyorum. 

Artık çocukların bütün isteklerine karşı her seferinde aile koşup çocuğa istediği şeyi alıyor. 

Burada yine "her seferinde" kısmının altını çiziyorumç

Ve en önemlisi bütün bunları yaparken çocuk hiç bir şey yapmak zorunda kalmıyor. Arkasına yaslanıp derslerine çalışıp istediği şeylerin önüne gelmesini ve istemediği şeylerin önünden götürülmesini bekliyor. 

Peki size sormalı, gerçek hayat böyle mi işliyor?

Gerçekten hayatımızın her anında bir tek şeyi yapıp geri kalan her şeyin bizim için başkaları tarafından yapılması mıdır hayat? 

Anne ve babalar artık ilgi göstermenin ve desteklemenin dozunu tutturamıyorlar. Resmen ya aşırı ilgi gösteren ve çocukların programlarını ağzına kadar doldurup her türlü kurstan kursa gönderen ekstra hırslı ebeveynler ile tamamiyle umursamaz davranıp ancak çok ileri yaşlara gelip pişman olan ebeveyn tipleri arasında sıkışıp kalmış durumda çocuklar. 

Halbuki bu neden böyle olmak zorunda ki? 

Biz insanlar iki boyutlu varlıklar değiliz. Her şey o kadar kolay işlemiyor.

Gerçek şu ki çocuklara yeri geldiği zaman çocuk olduğu hatırlatılıp yeri geldiği zaman ise bir yetişkin gibi davranılması o çocuğu zaten büyüdüğü zamana kadar kendi sınırlarını ve neyi yapıp neyi yapma yeteneği olmadığını öğretecektir. Bu da ebeveynlerin çocuklara bir zarar gelmesi korkusunu azaltır (o korkunun bitmesi imkansız farkındayım). Çünkü çocuk neyden zarar göreceğini zaten öğrendi yıllar boyunca. 

Ancak iş kökte başlamalı. Çocuk bir problemle karşılaşınca hemen ailesine koşmayıp önce kendi kendisine çözmeyi çalışması gerektiğini bilmeli. Eğer hala elinden bir şey gelmiyorsa sağlıklı bir birey gibi yardım da isteyebilmeli. 

Hayatta kullanacağı yeteneklerin gelişmesinin önünün kapanmasının önde gelen sebeplerinden biri anne ve babaların bu dengeyi bir türlü tutturulamamasıdır günümüzde. 

Ancak demin bahsettiğim gibi çocuk en başından bir birey olarak büyürse, sonunda genç yaşlarda (14-15 yaşlarından bahsediyorum) yaşıtlarının aksine neleri başarabileceğini ve nerede durması gerektiğinin de farkına varabilir. 

İşte bu noktada çok kritik bir döneme girilir. 

Çocuk hayata dair önemli sınavlarından birine başlamak zorundadır. Ailesinden uzakta ilk deneyimini yaşamalıdır çocuk. Bu onun için geçmek zorunda olduğu bir süreçtir ve ailesi ile olan bağlantının süreç boyunca kuvvetli olması gerekmektedir. Böylelikle uzaklaşmış olan çocuk kendisini yanlız hissetmez. Çok yakın da hissetmez fakat her şekilde kendi ayaklarının üzerinde durmak zorundadır. 

Bu gurbet dediğim her zaman uzak mesafeler olmak zorunda değil bu arada. Ama anne ve babanın çocuğun istediği anda göremeyeceği kadar uzakta olması idealdir. 

Bu sürekli olarak kendi başının çaresine bakma hali çocuğun gelişimini havalara uçuracaktır. Gerçek dünya ile tanıştığı için gerekli bir değişime girecektir. Bu değişim onun ufkunu açacak ve çevresinde oluşmuş olan konfor alanını yok edecektir. 

El bebek gül bebek büyütülmek ise kişiye hiç bir şey kazandırmamayı geçin kişiden fazlasıyla özellik ve yetenek alır. Çocuğun gelişime en çok açık olduğu dönemde yaşanılan tecrübe sayısını azaltıp çocuğun fırıl fırıl çalışan beynine deyim yerindeyse hammade aktarımını kesen ebeveynler çok sıkı ve korumacı iyi ebeveynler olduklarını sanarlar. 

Aslında birini korumanın veya yardım etmenin yeri geldiği zaman o kişiye yardım etmeyi keserek kendi mücadelesi ile kendisinin yüzleşmesine zorlamak olduğunu bilmeliler. Çünkü yardım alamayan kişi kendisini sıkarak problemini kendi başına çözmeyi öğrenir ve hayatı boyunca o problem çözme yetisi yanında kalır. 

Çocuğunu gurbete göndermek de bunun gibi bir şey işte. Bir süre yardım ve desteği keserek ona bir daha asla yardım ve desteğe muhtaç olmamayı öğretiyorsunuz. En azından bunun başlangıcını atıyorsunuz. 

Daha ne olsun? 








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Elimizdeki Tek Şey Tecrübe

Hayatta ne yaparsak yapalım ve nereye giderse gidelim, neler yaşarsak yaşayalım, hangi rollere bürünürsek bürünelim, elimizde gerçekten var ...