Hayatta sürekli eleştirilemez, yorumlanamaz, net bir şekilde gerçek olduğu kabullenilmek zorunda olunan gerçekler var her yerde.
Bu gerçeklerin altı asla kurcalanamaz, farklı yerlerden bakılamaz ve üzerine düşünülmesi halinde hemen bir damga basılır kişinin üzerine.
Sen hainsin, sen dinsizsin, sen ahlaksızsın gibi cümleler havada uçuşur ve ok gibi kişiye saplanır.
Bunlar palavradan ibarettir.
İnançlar ve öğretilerine bağlılığı aşırıya götürmüş ve o inançların içerisinde artık bir şeye inandıkları için yeni bir şey düşünmeden hayatlarını geçirebilme özgürlüğüne sahip olmuş olduğuna kendini inandırmış insanların cahillik akan sözleridir.
Ve değerleri yoktur.
Kutsal derken bunu kastediyorum yani. Sorgulanamaz, asla yapılamaz denilen her şey bir kişi için kutsaldır.
Ve benim kutsalım yoktur. Her şey ama her şey sorgulanıp daha iyi hale getirilebilir veya yanlış olduğu tescillenebilir.
Bu kutsallar bireylerin özgür düşünmesini engeller. Düşüncesini körükleyen ve merak veren fikirleri sorgulaması yasaklanır.
Özgür düşünmeyen bireyler nereye çekersen oraya gider. Bariz bir şekilde yanlış olan şeyler yalanlanamaz çünkü o düşüncenin kutsal olduğuna bu sığ düşünen insan topluluğu inanmıştır bir kere.
Yalanlanması gereken şeyler yalanlanmazsa toplumun ve bireylerin hayatlarını referans alıp idame ettirdikleri yaşamlarının kalitesi yerden yere vurulur. İnsanlar kendi düşüncelerini kazanamadıkları için olmadıkları kişiler olmaya yani rol yapmaya başlarlar.
Sonuç olarak hem genel hayat kalitesi yanlış olan şeylerin kabulü ile düşer hem de sürekli farkında bile olmadan rol yapan bireylerin mutluluk seviyesi dibe çöker.
Mutluluğu olmayan bir birey düşünme yeteneğini geliştirememiş olması ile birlikte hayatı boyunca çevresi ve yaşadığı toplumun kutsalları tarafından şekillendirilir.
Kendisini birey sanar ancak o aslında sadece bir makinenin dişlisi olmuştur. Yapması gereken şeyler kutsallar çevresinde şekillenmiştir ve o bunun farkında bile değildir. Doğuştan bilinç seviyesi daha yüksek olan kişiler gerçek kişilik ve düşüncelerinin yerin dibine, artık asla erişilemeyecek kadar dibe gömülmüş olmalarının bilinçaltından gelen kötü hissiyatını ara sıra depresif ve amaçsız hissederek geçirir ancak büyük bir çoğunluğu nasıl bir hayat yaşadıklarını fark bile etmeden dünyada olan vadesini doldurup mezarı boylar.
Sonuç olarak da döngüye takılmış mutsuz insanlar mutsuz toplumları oluşturur. Mutsuz toplumdan mutsuz ve öfkeli liderler çıkar. Dünya da hiç bitmeyen savaşlar döngüsüne devam eder.
Bu yüzden kutsalım yoktur. Her şey eleştiriye açıktır. Her şey yorum yapılıp düzeltilmeye açıktır. Hiç bir şey aklın eleştirisinden kaçamaz.
Kutsallar insanları hapishanelere tıkar. Zihinsel hapishanelere. Söz konusu kutsalın özünde hiç bir değeri olmasa bile yine de kişi buna saygı duyar. Hayatını bu kutsallara göre şekillendirir.
Kutsal olan şey bir kültürel değer olabilir, bir dini yasak olabilir, toplumsal değeri yüksek bir lider olabilir, aile üyeleri olabilir.
Hepsi de elle tutulabilirdir ve özünde basit şeylerdir. Hepsi eleştiri ve objektif bakış açısının altında kalabilir. Kişi bu kutsala korkmadan bakabilirse özünde çoğu inanç sisteminin (sadece dini sistemler demiyorum) ne derece anlamsız olduğunu ve aslında bu sistemlerin altında ne kadar farklı hedeflerin olduğunu veya ne kadar saçmalıktan ibaret olduğunu keşfedebilir.
Veya tam tersine eleştirdiği inanç sisteminin doğruluğundan tamamen emin olabilir. Bu da bir inanca kendini adamanın ona ihanet etmeyi göze almak olduğunu fark etmektir.
Bu yüzden kutsalım yoktur. Hayat bize verilmiş bir lütuftur, bir beladır, bir lanettir ve bir cennettir. Hepsini birden içinde taşır.
Ve genelde ömrümüz sorumluluklarla geçer. Hayatta kalma sorumluluğu ile. Hepimiz karnımızı doyurmak ve tehlikelerden korunmak zorundayız. Her gün farklı sebeplere büründürsek de özünde bunun için işe gidiyoruz.
Bunun üzerine kalan azıcık özgür zamanımızda yapabileceğimiz şeylerin zaten bu kadar az olmasına rağmen bir de kutsal olan şeyler mi bana engel koyacak?
Asla.
O kutsalın doğru olduğuna ve uyulmasına saygı duyduğum zamana kadar o kutsalın üzerimde bir gücü falan yoktur. Uymayı seçersem de bu benim iradem iledir. Bir seçimdir. Zorlama değil. Çünkü kutsalda zorlama olmaz. Zorlamayı insan ve toplum kendi kafasında yaratır.
"Babadan gördük böyle devam edecek" düşüncesi bunu yaratır.
"Yapma yoksa günah olur" düşüncesi bunu yaratır.
"Onun dediğini yap baban/annen/deden o senin" düşüncesi bunu yaratır.
"O tarihimizde önemli bir kişi, eleştireyim deme" düşüncesi bunu yaratır.
Bütün bunlar kutsaldır.
Ve benim kutsalım yoktur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder