14 Kasım 2023 Salı

Kopuk Bir Dünya

Karşılaştığımız insanların kaçta kaçı için gerçekten çaba gösteriyoruz acaba? Bunu hiç düşündük mü?

Kaçta kaçını anlayıp yaklaşmak için çaba gösteriyoruz acaba? Yaklaşıp anlamak ve anlaşılmak için ne kadar deniyoruz ki? Dost olsun sevgili olsun eş olsun fark etmez. Ne kadar insanı gerçekten anlamaya çalıştık? Ne kadar çok insanı hayatımızda tutarken aynı anda fark bile etmeden bir kol uzaklığında tuttuk?

Ne kadar çok insanın kalbini kırdık ve birlikte güzel bir şekilde anılar biriktirerek geçirebileceğimiz o çok değerli zamanı çocukların yapacağı saçma akıl oyunları ile boşu boşuna harcadık?

Artık insanlar arasında paylaşım ve ilişkinin en zirvesinde olduğu düşünülmekte. Bunun sebebi de herkesin bütün dünya ile bağlantı içerisinde olması ve herkesin internette veya giderek sosyalleşen toplumda birileri ile tanışabiliyor olması.

Fırsatların dünya tarihinde hiç olmadığı kadar çok olduğu şüphesizdir ki doğru. Ama ne kadar ilişkimiz tamamiyle gerçek?

Tanıştığımız bu insanların kaçta kaçının yanında bütün sosyal maskelerimizi çıkartıp kendimiz olabiliyoruz? Kaçı ile zorlama olmadan akıcı bir şekilde ortak paylaşımlarda bulabiliyoruz? Kaçının iç dünyasını biliyor ve öğrenmek için çaba gösteriyoruz? Kaçı ile ortak noktalar oluşturmaya çalışıyoruz? İlk bakışta insanların çevreleri başka insanlarla kaplı ve her yerde farklı farklı sosyal ortamlarda gezinip eğlendiklerini görüyoruz.

Peki bu ilişkiler gerçekten gerçek mi yoksa herkes sadece kendisine odaklandığı ve başkalarının kendisine gelmesini istediği için derin adı altında yüzeysel bir şekilde yürütülen vakit geçirmelerden mi ibaret?

Günümüzde toplumun kaçta kaçı kendi duygularını ve dikkat çekme isteğini kenara bırakarak yanında olan insanı derinlemesine tanımak için çaba gösteriyor? Çaba derken öyle basit soru sormalar ve konuşmalardan bahsetmiyorum. Onları tanımaya dair yoğun bir istek ve meraktan bahsediyorum. 

Ne kadarımız konuştuğumuz insanların kim olduğunu ve nasıl düşündüklerini biliyor? Ne kadarımız tanıştığımız yeni bir insanın kim olduğunu bulmak ve öğrenmek için sabırsızlık duyarak gerçekten heyecanlanıyor?

Yoksa herkes sadece insanların karşılık olmadan kendilerine gelmelerini ve hiç gayret etmeden sadece oldukları yerde oturarak değerlerinin bilinmesini mi istiyor? 

Bütün insanlar başka bir insanın gelip onları tanımak için çaba göstermesini bekler ve bu ağırdan alınarak ve adım adım yapılırsa herkesin de hoşuna gider. Ama kaç kişi bunun aynısını başka insanlar için yapmaya hazır?

İlişkilerinin yüzeysel kalmasını kimse istemez ancak kendi derinliği olmayan insan başka bir insanın ne derece derin olduğunu nasıl anlayabilir? Böyle bir derinliğin tanıştığı veya yıllardır tanıdığı kişide olması ihtimalini çoğu kişi algılayamaz bile. Çünkü bütün hayatı kendisinin evrenin merkezi olduğunu düşünmekle geçmiştir.

Alçakgönüllü olmayan insan herkesin kendisine gelmesi gerektiğini düşünür ve buna göre yaşar. Kazanılacak bir kupa gibi bekler ve başkalarının onun için uğraşmasını ister. Fark etmez ki kendisini bir ödül olarak görmek onu sadece satın alınacak bir mal yapar. Karşılık olarak verilecek olan ücret para değildir ancak zamandır o kadar.

Bu alçakgönüllülükten yoksun insan kendisini insan zanneder ancak sadece bir nesne olmuştur. Uğruna savaşılacak bir nesne ve bu sırada hayvanların aksine çeşitli şekillerde iletişim kurarak karmaşık şeyleri anlayabilecek ve empati kurabilecek insanlığından da kayıp vermiştir.

Bu kişiler kendilerine değer verdiklerini düşünürler fakat tek yaptıkları şey kendi kendilerini iç dünyalarında yalnız bırakmaktır. Bu insanların toplumda olan ezici çoğunluğu da herkesi kendi içlerinde ve kafalarında yapayalnız olmaya iter. Çünkü kimse yanında olan kişiyi gerçekten tanımaya çalışmaz.

Bütün bir dünya yapayalnız kalır. Hemde görünürde herkesin arkadaşları ve aileleri birlikteyken. Sonra da herkes başkalarına diğer insanların onları anlamadığı ve kafa dengi bir insan bulamadıklarından yakınırlar. Gerçekten kafa dengi olabilecek kaç kişi ile tanışmışlar fakat fark edememişler düşünmek bir an bile akıllarına gelmez. 

Çünkü herkes dünyaya sadece kendi gözlerinden bakarlar. Gözlerimizin uçup başka bir açıdan bakma gibi bir durumu yoktur ve kendini başka bir insanın yerine koymak da zeka gerektirir. Zekayı kullanmak da zor olacağı için daha kendini tanımaya efor sarfetmeyen alçakgönüllülükten yoksun bir insan başka insanların gözünden bakma fikrini bile düşünemez.

Ve sonuçta kimse kimseyle gerçek bir ilişki yaşayamadan toprağa karışır giderler. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Elimizdeki Tek Şey Tecrübe

Hayatta ne yaparsak yapalım ve nereye giderse gidelim, neler yaşarsak yaşayalım, hangi rollere bürünürsek bürünelim, elimizde gerçekten var ...