30 Ekim 2023 Pazartesi

Korku, Başarı, Özgüven ve Referans Noktaları

Sürekli olarak farklı insanlar ile tanışan birisi olarak gördüğüm hemen hemen her insanın içten içe hissettikleri bir özgüvensizlik ve korku hissiyatı ile boğuştuklarına şahit olmaktayım.

Maalesef korku hissi hissettiğimiz duyguların içerisinde genelde en güçlü olanı olarak karşımıza çıkar. Korku dediğimiz his de amigdalamızda bize herhangi bir şekilde dolaylı veya dolaysız olarak zarar veren her durum, nesne, kişi ve olaydan uzak durmamız için tehlikeli olduğu tespit edilen şeylerin kaydedilmesinin sonucunda bu tehlike teşkil eden etkenlerin bize yakınlaşması durumunda kaçmamızı sağlayan bir histen ibarettir. 

Korku ile özgüven de birebir bağlantılıdır. Çünkü korku hissi insanı felç eder. İnsan içinden çıkması fazlasıyla zor olan bir döngüye kapılır. Bu döngü kişi tarafından kazanılmak istenen başarının fazla tehlikeli olduğuna kanaat getiren amigdalanın alarm verip söz konusu bireye korkuyu yoğun bir şekilde hissettirmesi sonucu olarak elde etmek istediği hedeften vazgeçmesine sebep olması ve kişinin bu hayalini yarım bırakmasının sonucu olarak giderek daha başarısız, elinden iş gelmeyen bir korkak olduğu inancına kapılması ile oluşur.

Bu döngüye giren kişi korkusu yüzünden felç olduktan sonra yeni hedeflerin üzerine gitmek istese bile önceden yarım bıraktığı hayalin sonucu olarak başarısızlığını hatırlayarak kafasında kendi kendisine neden başarısız olacağını gösteren argümanlar kurar. Kişinin zihninde bir nevi iç savaş başlar. Birey hedeflenen hayali yapabilecek midir yoksa yapamayacak mıdır?

Eğer kişi önceden pek çok şeyi kafasına koyup yine de korkusunun onu geri çekmesinden kaynaklı olarak yapamdıysa giderek kendisine olan inancı kaybolur ve başarısız olduğu durumlar çoğalır. Bu durumlar birey için birer referans noktasına dönüşür ve yıllar böyle geçer. Sonunda kişi geçmişinde sadece başarısızlıklarla dolu bir hayat bulur ve bunu yıkması için bir felaket, kökten değişime sebep olacak bir yıkım veya yeterli olgunluğa gelerek kendisi ile barışması gerekir. Maalesef ki bütün bu değişim katalizörleri olana kadar kişi onlarca fırsatı kaçırmış olur.

Bu döngü bir korku ve başarısızlık döngüsüdür. Ancak tersi de mümkündür. Kişiye giderek daha da büyüyen ve sonunda inanılmaz bir gücün yaratımına sebep olan bir döngü. Bunun için korku ve başarısızlık döngüsünün özünde, en, en, en altında yatan sebebe bakmalıyız.

Bu sebep kişinin 0'dan 100'e bir anda atlamaya çalışması, yani hayalperestliğinin gölgesinde kalarak gerçekçi olmayan hedefler koyarak kendi boyunun çok üzerinde olan henüz gerçekleştirilemeyecek olan hayaller kurmasıdır.

Kişi henüz kendisi için yeterince referans noktası oluşturmadan yani yeterince ufak hedefler gerçekleştirmeden inanılmaz büyük beklentiler altına sokar kendini. Bu gerçek hayattan kopuk ve hayatı toz pembe görmenin bir sonucu olarak ortaya çıkan bir durumdur ve ilk hayalperestliğin sonucu belirlenen hedefin büyüklüğü henüz önceden hiç bir şey veya yeterince zorluk çekmeden bir şeyleri başarmış olan bireyi ezip geçer.

Onun yerine kişi bir başarı ve özgüven döngüsü oluşturmalıdır. Kendisine negatif değil pozitif referans noktaları oluşturmalıdır. Nasıl mı olacak bu?

Çok basit. Kişi kendisine devasa hayaller kurmadan önce küçük adımlarla başlamalı ve küçük hedefler koymalı. Bu haftalıkla çalışan birisinin parasını alınca çok istediği bir kıyafeti alması da olabilir, bir hafta boyunca her gün belirli bir saatte kalkmak da.

3 gün boyunca hiç çikolata yememek de olabilir, araba sürmeyi öğrenmekte. Odayı temizlemek de olabilir, yüzmeyi öğrenmek de olabilir, bir kitap okumak da. Limit yok. Büyük veya küçük yok. 

Kişi sadece yatağını toplamak  (biliyorum çok klişe ama doğru) ile bile kendisine bir referans noktası kazandırır. Biliyordur ki bu şeyi yapabiliyordur ve başarır. İleride giderek çıtası yükselerek zorlaşan mücadeleler karşısında ise onun da aynı hızla giderek yükselen bir referans gücü vardır. Geçmişine baktığı zaman üstesinden geldiği sorunlar ve çözdüğü problemler giderek büyümüştür ve başarısız olmayacağına dair birer kanıt olmuşlardır.

İlk başta büyük bir güç ile, biraz sonrasında daha sıkıcı bir şekilde geçen bir süreçtir bu. Başlangıçta kişi büyük bir enerji ile sürekli olarak bir şeyler başarmak ve aklına koyduğu minik hedefleri gerçekleştirmek ister. Ancak bir zaman sonra bu aktif olarak yapılabilecek bir şey olmaktan çıkar. Kişi sürekli olarak konfor alanının dışına çıkmalıdır ve uzun süreli izolasyondan kaçınmalıdır. Aksi takdirde referans noktaları çok geçmişte kalır ve kişi yeni bir mücadele ile karşılaştığı zaman referans noktasına bakarak ''O günlerde daha korkusuzdum, artık eskisi kadar cesur değilim'' gibi saçma sapan ifadelerde bulunurlar. Bunlar da birer bahanedir. Zaman insana fiziksel olarak eksiklikler getirse de karakterin değişimi yıllar içerisinde kişiyi eksitmez, yalnızca değiştirir. Ve bu değişimlerin geçerliliğini kaybetmeleri için aksine bir olayın yaşanması gerekir. 

Uzun bir süre sonra kişi fazlasıyla çok referans noktası kazanmıştır ve başarısızlık bu kişiyi yıldıramaz olmuştur. Kişi başarısız olması durumunda üzülür, yere düşer, kalkar ve devam eder. Çünkü o zamana kadar 100 pozitif referans noktası oluşturduysa bile aralarında bazılarının ne kadar zor olduğunu ve yalnızca o pes ederse başarısız olmuş olacağını bilir.

Kişi işte bu durumu yarattığı zaman başarı ve özgüven döngüsüne girmiş demektir. Korkunun sesi giderek düşükleşir ve terbiye edilmiş olur. Tabii ki korku asla yok edilemez. Her zaman sizi korumak için varlığını sürdürecektir fakat artık yerli yersiz yerde sesini çıkaramayacaktır. Birey artık normal bir yaşama kavuşmuştur. Çünkü artık mağaralarda her an vahşi bir hayvan tarafından öldürülme riskimiz yoktur. O zaman anlarız ki hissettiğimiz korku yalnızca amigdalanın modern hayatın daha az tehlikeli olmasına uyum sağlayamamış ve hala atalarımızın yaşadığı tehlikelere göre reaksiyon gösteren bir mekanizmadan ibarettir.

Bu yüzden her insan kendisine referans noktaları oluşturarak kendisine olan inancını sürekli olarak güçlendirmelidir. Böylelikle bir gün başka hiç bir şeye bel bağlamadan kendi başına güç sahibi olarak korkudan ve şüpheden kendisini özgürleştirebilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Elimizdeki Tek Şey Tecrübe

Hayatta ne yaparsak yapalım ve nereye giderse gidelim, neler yaşarsak yaşayalım, hangi rollere bürünürsek bürünelim, elimizde gerçekten var ...