Medya organlarının her köşesinde kendisini dolaylı veya dolaysız olarak gösteren bu akım yeni falan değildir kesinlikle. Yüzyıllardır pek çok kadın eşit haklar için savaşmaktadır. Erkeklerin baskısı altında kimisi adını değiştirerek yazarlık yaparak kimisi direkt erkek kılığına girerek ellerinden geldiği kadar kadınların erkeklere eşit olduklarını ve eşit şartlar altında yaşamaları gerektiklerini göstermeyi hedeflemişlerdir.
Sonunda modern hayatın getirdiği özgür düşünce akımı ile kadınlar seslerini özgür bir şekilde duyurabilmekteler.
Tabii ki her şeyde olduğu gibi bazı insanlar odaklanamayıp duygusal davranıp intikam hissi ile hareket ederek kadın haklarını erkeklerin haklarına eşitleyeceğim derken aşırıya kaçıp erkeklerin haklarını kadınların haklarından aşağı çekmeye çalışmaya başlamışlardır. Bu kişiler günümüzde "Feminazi" olarak adlandırılmakta ve çok da söz edilmeye gerek olmayan kişilerdir. Duyguları ile hareket ederek bütün bir cinsiyetin varlığını gereksiz bulan kişilere nefes tüketmenin anlamı yok.
Feminizm amaç olarak kadın ve erkek haklarının eşitçiliğinin sağlanması olarak görülse de hareketin isminin kökeni kadın anlamına gelen Latince femina kelimesinin Fransızca'ya féminisme olarak geçmesi ve sonuna İngilizce dilinde inançları belirtmek için kelimelerin sonuna getirilen - ism ekinin birleşmesi ile ortaya çıkmıştır.
Yani Feminizm kelime olarak aslında Kadıncılık anlamına geliyor. Hareketin amacı eşitlik olsa da isim olarak tam tersini gösteriyor. Normalde "Equalism" gibi İngilizce dilinden tam olarak eşitçilik anlamına gelen bir şey olsa daha mantıklı olabilirdi. Düşüncenin bazı kesimlerce düşmanca ve ayrımcı olarak görülmesi yanlış bir düşünce fakat sistemin isminin sistemin amacına bu derece ters olması anlamsız.
Öte yandan kadınların erkeklerden daha yukarıda olmasını değil de gerçekten eşitliği savunan insanların bile topa tutulması ekstra ekstra anlamsız.
Bunun sebebi ise çok basit. Feminizm gerçek anlamda eşitliğin sağlanması için kullanılacaksa kesinlikle uygulanması gerekli. Keşke yüzyıllar öncesinden durum öyle olsaydı hatta. Çünkü neden öyle olmasın?
Kadınların da elleri ve ayakları var. Okumaları ve çalışmaları engellendiği zaman tam olarak ne yapacak bu insanlar?
Evinde oturup çocuğuna baksın düşüncesinin saçmalığının bu kadar insan tarafından nasıl fark edilmediğini anlamak gerçekten güç. Kadını evde otursun diye çalıştırıyorsun çocuklarını büyütsün diye. Pekala öyle olsun da soruyorum o cahil bırakılmış kadın çocuğa ne verebilecek? Nasıl bir katkıda bulunup hayata hazırlayabilecek? Hayata dair ne görmüş ki ne versin çocuğuna?
Gerici kafaların en çok sığındığı argümanın bu kadar basit bir mantık yürütme ile bile yok olabileceğini görmek gerçekten ilginç.
Pekala eğitim eşitliğini çözdük. Cahil bırakılan kadın cahil nesil yetiştirir. Peki iş?
Eğer ki kadınların kendi işlerini kurmaları, çalışmaları ve her sektörde çalışmalarının önü açılmış olsaydı insanlık ne kadar hızlı ilerlerdi? 8 milyar insanın yarısı kadın. Bütün sektörlere giren milyarlarca insanı düşünün. Çok sevdiğimiz ülkemizin Çanakkale Savaşı zamanında kadın erkek fark etmeden herkesin elinden geldiği şekilde yardım etmesi ile bu ülkenin hala ayakta durduğunu unutuyor insanlar. İşler kızışıp kan gövdeyi götürdüğü zaman saçma sapan gerici düşüncelerin can kurtarmayacağını anladığı zaman erkekliğini bir kenara bırakıyor bizim millet.
İşin özü tamamen maksimum verim almak ve üretim kapasitesini arttırmaktan ibarettir. Asla ve asla duygusal saçmalıkların karıştırılmasına gerek yok. Çalışmayan insan amaçsızdır, amaçsız insan mutsuzdur, mutsuz insan faydasızdır ve bir sürü faydasız insan bir ülkenin çöküşüne sebep olur.
Bu yüzden feminizme kötü gözle bakılmamalıdır. Sırf dünyaya gelmeden önce karar bile vermediğimiz bir cinsiyet yüzünden milyonlarca insanın evde kalıp hiç bir fayda sağlamadan mezarı boylamasını beklemek kadar vizyonsuz ve cahilce bir şey yoktur.
Fakat önemli bir detayın atlanmaması gerekiyor. Feminizm kadınların ve erkeklerin eşit olduğunu savunuyor fakat bunun içerisine fiziksel eşitliği de katıyor. Bu da feminizmi savunanların objektif gerçekliğin dışına çıkmasının sonucudur. Herhangi bir bedensel eksikliği olmayan ve aynı yaşta olan bir erkek ve kadının karşılaştırılması sonucunda hem kas oranı hem de kemik yoğunluğu erkeğin daha fazla olacaktır ve bu gerçek yüzlerce araştırma ile sabittir. Övünülecek veya küçümsenecek bir durum falan da değildir. Çünkü hiç kimse cinsiyetini seçerek gelmedi ve piyangodan ne çıkarsa o şekilde geldik.
Eğer feminizm eşit hakları savunup erkek ve kadınların bedensel farklılıklarını kabul ederek insanların bireysel niteliklerine göre en etkili olacağı ve hak ettiği pozisyona gelmesini savunursa sorun yoktur ve bunun ötesinde her cinsiyetin farklı gereklilikleri, üstün ve eksik yönleri olduğunu kabul ederse nitelikleri yetse bile işlere alınmayan, girdikleri işlerde daha az para kazanan, ailesi yüzünden evlere kapatılan ve bunun gibi çeşitli ayrımcılıklara maruz kalan milyonlarca kadının hayata kazandırılması ile zaten yeterince bölünmüş olan dünyanın birleşmesi için belki de yapılabilecek en büyük adım atılmış olur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder