30 Ekim 2023 Pazartesi

Modern Hayata İdealler Sökmez

Modern hayat ikinci dünya savaşı sonrası şekillenmiş ve özgür hakların hızla yaygınlaşması ile sürekli olarak yeni ideolojilerin hiç görülmemiş bir hızla ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Maalesef ki her şeyde olduğu gibi çokluğun içerisinde kalite giderek düşmüştür ve çıkan yeni ideolojiler mantık ve pratik bilginin ışığından saparak giderek daha duygusallaşmış ve subjektif hislerin etkisinde kalmıştır.

Artık dünyayı değiştiren ve problemlere çözümler getiren ideolojiler ve fikirlerden çok duygusal ve dikkat çekmek için yaratılmış mantık yoksunu sözler var meydanda.

Sözler diyorum çünkü o kadar çoklar ki hiçbirinde kalıcılık göremiyorum ve sözler unutulur gider. Kalıcılık sağlayabilecek gerçekten faydalı ve farklı fikirler varsa da maalesef gereksiz olan fikirlerin gürültülü sesleri arasında yok olup gidecektir büyük bir kısmı. Herneyse. 

Bütün bu fikirlerin sebebi modern hayatın getirdiği kolaylığın, 70 ve 80'lerde yaşamış olan neslin elde ettiği zenginliğin sonradan gelen nesile bıraktığı kolay çocukluğun rahatlığı ile kendi iç dünyalarına dönebilen ve ne hissettiklerine bakabilen 90'lar ve sonrasında doğan bireylerin sonucudur. Bu nesil önceden gelen nesile göre daha rahat bir hayat yaşamış olsalar da bunun farkında bile değillerdir. Rahatlık da yeni fikirler ve düşüncelerin doğumu için olmazsa olmazdır. Karnı doymayan insan entellektüel sohbetlere girecek vakit bulamaz çünkü.

İçinde benim de bulunduğum bu nesil kendi ideallerinin etkisi ile hayatta ilerlemeye fazlasıyla müsaittir çünkü çoğumuz maalesef gerçek hayat ile çok geç tanışıyor. Hepsi olmasa da çoğu idealin kafada oluşan birer hayalden ibaret olduğunu anlayamazlar. 

Ve bu idealist kafalardan gerçekçi ve mantığa dayanmayan ideoloji ve fikirler doğar.

İşte bu idealist kafaların bazıları ise kendi içlerine dönük, inaktif ve hareket yoksunu bireyler olup çıkmaktadırlar. Bu bireyler genelde iş beğenmeyen, her şey hakkında bir yoruma sahip olan ve çevrelerinde olan insanların davranışlarının çoğunu sessizce yorumlayan insanlardır. 

Kimi idealist saçma sapan mantık yoksunu düşüncelerini başka insanlara dikte etmeye çalışırken (ironik bir şekilde idealist ve öfkeli bir birey diktatörlüğe karşı çıkarken diktatörlüğü savunan bir bireye saldırabilir ki bu da diktatörlüğün ta kendisidir fakat mantık yoksunu insandan ne bekliyoruz ki) kimisi ise idealistliği ile sessizce arkaplanda bekler. İdeal dünyasında neler olur biterdi, nasıl şeyler başarırlardı gibi hayallere dalar.

Bu iki tipin de anlamadığı nokta modern hayata idealler sökmediğidir. Bireysel idealler güzeldir ve her insanın ideali olmalıdır. Ancak idealleri ile yaşamaya inatla devam eden bir gün hayatın gerçeklerinin kapılarını çaldıkları ve o gün kendi içlerinde besledikleri ideal hayal dünyalarının hiç bir şeye yaramadıklarını göreceklerdir.

Genelde kendi ideal dünyalarında bu kişiler asla sıradan insanların işlerini yapmazlar. Öyle bir şey isteseler ideal olmazdı zaten. Fakat iş gerçek hayata geldiği zaman bu hayalperestler gidip o içten içe hareketlerini saçma buldukları ve küçümsedikleri insanlardan yardım isterler. Kendi iç dünyalarının başka insanların saygı ve sevgisini kabul edeceğini düşünürler.

Maalesef böyle idealist insanlar mantık dahilinde düşünmedikleri ve üretim odaklı yaşamayı öğrenmedikleri sürece çevrelerine yapışarak hayatta kalmaya çalışacaklardır.

Öte yandan hem idealist, hem çalışkan hem de mantıklı olurlarsa Atatürk gibi yürüdüğü her yeri yenileyen ve ilerlemeye katkıda bulunan kişilere dönüşürler. 

Ancak kendi fikirleri ve düşünceleri üzerine harekete geçmeyen, dünyanın nasıl olması gerektiği hakkında yorumlar yaparak kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenmeyen kişiler modern hayat tarafından idealler mi yoksa gerçekler mi güçlüymüş bir güzel öğretilecektir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Elimizdeki Tek Şey Tecrübe

Hayatta ne yaparsak yapalım ve nereye giderse gidelim, neler yaşarsak yaşayalım, hangi rollere bürünürsek bürünelim, elimizde gerçekten var ...