21 Nisan 2021 Çarşamba

Kişisel Gelişim Furyası

2014 yılında ilk kişisel gelişim kitabımı aldığım zaman hissettiğim o duyguyu hiç unutamıyorum. Sanki kitabı almak bile beni bambaşka biri yapmış ve hayatımda yeni bir sayfa açmıştı.

Sadece kitabın varlığını bilmek bile bir övünç kaynağıydı. Bu tür kitaplar artık daha etkili bir konuşmacı olmamı sağlaycaktı, özgüvenim tavan yapacak ve baskı altında iyi kararlar verebilecek birisi olacaktım.

O kitabı okuduktan sonra başka bir konuya geçtim sonra başka bir konuya ve sonra başka bir konuya.

Çok faydalıydı. 

Okunan en saçma kitabın bile hayatımızda bir etkisi olduğuna inanırım. Onların da etkisi inkar edilemezdi. 

İnternetten araştırmalarıma devam ettim ve giderek farklı konulara daldım. Kütüphanem doldukça doldu. 

Fakat bir gün okuduğum kitaplarda sürekli kafama kafama disiplin lafını fırlatmış olsalar da bir gün bir şey oldu. 

Okuma ve araştırma isteğim tükendi. 

Bir türlü o araştırmaları yapamıyordum. Onun yerine aylaklık edip abur cubur falan yemek istiyordum. Kafam çok karışmıştı. 

Yine de bunu çabuk atlattım ve hayata devam ettim. Bir süre sonra araştırmalara dönecektim. 

Ve sonunda yeni öğrendiğim bilgileri gerçek hayatta kullanma fırsatım doğmuştu. Öğrendiğim pek çok yeni bilgiyi eyleme dökecektim ve herkese nasıl bambaşka biri olduğumu gösterecektim. 

Göstermedim. 

Neden çözememiştim ama içinde bulunduğum durum araştırmalarıma başlamamdan daha bile kötü sonlanmıştı. Yara almıştım ve neden bu kadar üzülüyordum onu bile anlamıyordum. 

Onca okunan kitabın bilgisi neden işime yaramamıştı ki? Kendim de suç aramaya başladım. Mutlaka eksik yaptığım bir şey vardır diyerek daha da hırsla kitaplara sarmaya başladım. 

Sonuç değişmiyordu. 

Kişisel gelişim maceramı ancak 2017 yılında yazın başka bir bloga yazmakla ilgilenirken karşılaştığım ismini vermek istemediğim fakat kişisel gelişim uzmanlarının en az bilinen, en köşeye sıkışmış yabancı bir üyesinin bir kaç dakikalık konuşması bütün perspektifimi aldı ve Tartarusa fırlattı.

Bu konuşmada vermek istediği mesaj kısaca şuydu:

"Kişisel gelişim hakkında öğrendiğiniz ne varsa unutmalısınız çünkü bu öğretiler sizin karakterinize uygun değilse sizi bir robota çevirir. Daha kendileriyle barışık olmayan sözde uzmanlar başkalarından çalıp ismini değiştirdikleri veya kendileri için işe yarayan yöntemleri herkese fayda sağlayacakmış gibi satıyorlar. Sıradan bir konuşmada kullanmak için taktikler vererek sizden doğallık ve samimiyeti alıyorlar. Üstüne üstlük kitaplarını aldırdıktan sonra diğer kitaplarını da almanız için ikna ediyorlar. Sonunda elinize geçen tek şey bir yığın işe yaramaz bilgi ve 0 tecrübe oluyor."

Bu cümleleri duyduktan sonra şöyle bi arkama yaslanıp az önce dinlediğim şeyin önemini idrak etmeye çalıştım. Okuduğum onca kitabın aslında beni hiç harekete geçmeye yönlendirmediğini ve onun yerine sürekli daha başka bilgiler edinmeye ittiğini nasıl görememiştim bugün bile bilemiyorum. 

Neden hala kendimi daha iyi hissetmediğim belliydi artık. Okuduğum kişiler benim karakterine uygun insanlar değildi ve aslında tek olmam gereken kişi yine kendimdi. Normalde çok konuşan ve çok kolay gülen birisiyimdir. Okuduğum kitaplar ise daha az konuşarak kendi "değerimi" arttırmamı istiyordu benden. Konuşurken ne zaman kimin gözlerine bakacağımı, ayağımın ne tarafa bakacağını ve sesimin hangi tonda olacağını söylüyorlardı. Hemen hemen hepsi benim normal karakterimin dışındaydı. Ve fark ettim ki konuşmalarım bile kitapta anlatılanlar bittikten sonra tıkanıyordu. 

Halbuki bu kitapların hiç birinde farklı konular öğrenin ve karakterinizin üzerine inşa edin demiyordu. Hepsi şekile odaklanmıştı ve beni arşivci bir zihniyete dönüştürmüştü. Kitapların bazıları okunmamıştı fakat orada olmaları bile iyi bir histi. 

Bilgi icraate dökülmezse hiç bir halta yaramaz. Kitap okuma büyüsü ile beni öyle hipnotize etmişlerdi ki öğrenmekten öğrendiklerimi deneme fırsatı bile bulamamıştım. Denediğim zaman da görmüştüm ki bu yazarların öğretileri bana veya başka bir okuyucuya değil, yalnızca kendilerine yazılmıştı.

Ne zaman ki sürekli olarak yeni tecrübeler edinmeyi kendime ilke edindim, toplumun ne düşündüğüne aldırış etmeden kahkaha atmayı özgürce kucakladım, o zaman kendimi ta 2014 yılında ilk başta olmak istediğim kişiye daha yakın hissettim.

Yani yapmam gereken tek şey kendi içimde olan insanın üzerine inşa etmekti. Olmadığım birisinin fikirlerini kendi temellerimin ve fıtratımın üzerine dikmeye çalışmak değil.

Maalesef ki kişisel gelişim sektörü içerisinde herkes birbirinden çalıyor ve kopyala yapıştır bilgiler deli gibi satıyor. Herkese iyi bir hayat sözü veriliyor ve insanlar zaten negatif frekansa köle olmuş bu dünyada bir umut bulduklarını umarak kitap, online eğitim, seminer veya ne varsa paralarını dökerek eve gittiği zaman iç sıkıntıları yüzünden hüngür hüngür ağlama potansiyeli olan kişilerden ders alıyorlar.

Bir ara yazacağım önerdiğim kitaplar arasında iki veya üç tane gerçekten ama gerçekten çok faydalı kişisel gelişim kitabı olacak. O örnekler haricinde şahsi fikrime göre kişisel gelişim kitabı okumak yerine çıkın dışarıda farklı bir şey yapın yeter. Yarın neşe ve gururla anlatacak basit bir hikayenizin olması 10 tane kişisel gelişim kitabına bedeldir. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Elimizdeki Tek Şey Tecrübe

Hayatta ne yaparsak yapalım ve nereye giderse gidelim, neler yaşarsak yaşayalım, hangi rollere bürünürsek bürünelim, elimizde gerçekten var ...