Artık alıştım, neredeyse her arkadaşımla buluşmamda veya telefonda konuştuğumuzda bana "son bir kaç haftadır iyi hissetmiyorum" mesajını veren iki dakikalık espiriyle karışık acıklı konuşma mutlaka geçiyor.
Çoğu kişi ailesini suçluyor, kimisi arkadaşlarının ilgisizliğine vuruyor, bazılarıysa sevgililerinin kaba davranmalarından yakınıyor.
Bunların hepsinin bir miktar etkisinin olduğu kesin. Stres insanın hayatına girebilecek hem en kötü hem de en kolay şey.
Fakat şüphesiz stres ve sıkıntı seviyelerinin normalden fazla olmasının sebebi hepsinin karantina ve sokağa çıkma yasakları ile gelen hayatımızdaki kısıntıların bu sıkıntıları çoğaltmasından dolayı.
Zaten kafamızı çıkarıp bir yerde çay içemiyoruz, bir de insanların dırdırını mı çekeceğiz?
Yalnız burada bir nokta var.
Karantina ve yasaklar evinden çıkmamayı sevip uzun süre başkalarından bağımsız olarak da yaşayabilen arkadaşlarımı da etkiliyor.
Bahsettiğim kişiler sıradan değil, gerçekten kimse olmadan yaşamaya eğilimleri olan ve bunu hayata geçirebilecek kişiler. Şahsen insan etkileşimi olmadan iki gün geçiremeyen ben bunu nasıl yapıyorlar hiç çözebilmiş değilim. Kaç kere sorsam da onlar da cevaplayamıyorlar. Yaratılış heralde.
Bu kişilerin etkilenme şekli de bir acaip: Çok streslenmek yerine daha çok karakterlerinin dışında davranışlar göstermeye eğilimli olduklarını anladım. Kimisini 10 yıldan fazla süredir tanırım ve asla yapmaz diyeceğim türden şeyleri yapmaya başladığını gördüm. Negatif şeylerden bahsediyorum. Normalde güçlü ve mutlu hissetmek için bir şeye ihtiyacı olmayan bu insanlar gerçekten tuhaf şeyler yapıyorlar.
Peki neden?
Uzun süre kafa yorarken sonuç olarak fark etmeden Nietzche abimizin efsaneleşmiş bir sözü aklıma geldi:
"Beni öldürmeyen şey güçlendirir."
İkinci dünya savaşı içerisinde tahminlere göre 75 milyon insan hayatını kaybetti.
Milyonlarcası da yaralanarak vücutlarının çeşitli işlevlerini kaybetti.
Savaş sürecinde bütün ülkeler düşmanı yenmek için var gücüyle teknolojik ve medikal çalışmalara yönelerek gücünü arttırmaya çalıştı.
Savaş bittikten sonra da bütün dünya zaten gergin olduğu için her an yeni bir savaş korkusuyla bu çabalar devam etti.
Çatışmaların olacağı bir savaş korkusu bir nebze olsun azaldığı zaman ise nükleer savaş korkusu ile ülkeler bir diğerine baskı kurarak daha güçlü olduğunu kanıtlama yarışına girdi. Soğuk savaş başladı. Ülkelerin gizli silahlı örgütleri diğer ülkelerde önemli kişilere suikastler düzenlediği için herkes diken üzerindeydi. Kimseye güven yoktu ve korku hakimdi. Bu savaşın kazananı aya ilk giden ülke olacaktı. Sovyetler uzaya ilk insan gönderen ülke oldu. Çok vakit geçmeden Amerika aya ilk insanı yolladı.
Birinci dünya savaşından Sovyetler birliği yıkılana kadar olan bu neredeyse 100 yıllık süreçte icat edilen veya geliştirilen şeylerin bazıları şunlar oldu:
Radar, uydular, antibiyotikler, bilgisayarlar, internet, telefonlar, radyolar, helikopterler, şırıngalar, uçaklar, gemiler, yapay kalpler, işitme cihazları, arabalar, tomografi makineleri, trenler, enigma (şifreli mesajlaşma cihazları), ısıtma ve soğutma cihazları, mikrodalga, fermuarlar, motorlar, fotokopi makineleri, hesap makineleri, karakutular, denizaltıları, fotoğraf makineleri, röntgen cihazları, doğum kontrol hapları, güneş enerjisi, deprem ölçme makineleri, meteoroloji balonları, barkodlar, metal dedektörleri, mikroçipler ve bu dönemden çıkan en önemli icat:
Lego oyuncaklar.
Dediğim gibi verdiğim örneklerin hepsi bu dönemde icat edilmemiş olsa da her biri fazlasıyla geliştirilmiştir.
Günümüzde kullandığımız her ürün şöyle ya da böyle savaşın ürünü aslında.
Türümüz bu savaşlar ve nükleer silahların tehditleri altında yok olmadı ve varlığını sürdürmeyi başardı.
Ve artık bunun sayesinde hayatlarımız daha kolay.
İnsanlık zorluklar ve mücadeleler olduğu zaman inanılmaz bir hızla çözümü araştırıp sorunları halletmek için gerekirse dağları deler. Zorluk olmadığı ve refah fazla bol olduğu zaman ise tembelleşir.
Bu yüzden herkesin ve her şeyin bir şey tarafından düzenli olarak denetlenmesi, kavgaya davet edilmesi gereklidir. Yoksa zayıflamaya başlar.
Bunu makro düzeyden mikro düzeye vurduğumuz zaman sizce hiç bir mücadele yaşamadan sadece oturduğu yerde beklemek zorunda kalan insana ne olacaktır?
Güçsüzleşecek ve zayıflayarak zamanında atladığı seviyelerden tek tek geri aşağı düşecektir.
İşte çevremdeki insanların garip hareketlerinin sebebi de bu. Hepsi izole yaşama potansiyeline sahipler yani virüsten dolayı evlerine kapanmalarında sorun yok. Asıl sorun hayatlarında üstesinden gelecekleri minimal bir hedef dahi olmaması. Atlatılan her mücadele onları bir daha ki sefere daha güçlü kılacaktır ve insanın yaşama ihtimalini arttıran her şey ona motivasyon ve mutluluk sağlar.
Bu bahsettiğim kişilerden biri gördüğüm en sakin kişilerden biri olsa da son 5 aydır sevgilisi ve arkadaşları ile sürekli gittikleri yere araba sürerken direksiyonu süren kişiye zorla çevirtip yoldan çıkıp kaza yapma isteği hissetiğini söyledi. Corona öncesi yine sakin olsa da sık sık farklı ve garip şeylerle ilgilenen biriydi.
Bir diğeri hiç bir duygusal bağ kurmadan yaşarken bir gece yıllar öncesinden bir kıza duygusal bir çekim hissettiğini söyledi. Kızla buluştuğunda yüz bulamayınca da tekrar kabuğuna çekildi.
Biri hayatında dört duvar arasında kalmanın monotonluğunu ve hayatın rutinini yok ederek kendisine üstesinden gelecek bir şey yaratmak istiyor (kaza yapmak). Diğeri ise virüs öncesi kendi kendine ayakları üzerinde durup yapayalnız yaşama kapasitesine sahipken şimdi duygusal bir eksiklik hissetmiş, mutluluğu başkalarının ilgilerinde arıyor.
İkisinde de gerileme var ve bu gerilemeye tepki kişinin karakterine göre oluyor. Birisi utangaç diğeri ise asi ve öfkesini içine atan birisi.
Eğer corona yüzünden böyle veya benzer sorunlar yaşayan herhangi biri bunu okursa, veyahut coronadan çok sonra bir zamanda izole ve yalnız kalmak zorunda olan birisiyseniz bilin ki psikolojik problemler baş gösterirse sorun sizde değil. Sadece yalnızlığın etkisindesiniz o kadar. Asıl karakteriniz sadece sizin hayatta aksiyona katılmanızı beklemekte. Tekrar savaşa döndüğünüz saniye ortalığı kasıp kavuracaksınız aha şuraya yazıyorum (parmağıyla duvarı işaretler).
Şöyle bir baktım da film izlerken iki dakika durdurayım dedim aklımdaki anlatması en zor konulardan birisini anlatmaya çalışmışım. Eğer çabama rağmen anlatamadıysam af diliyorum. Belki de izole olmak yazı yazma yeteneğimi köreltmiştir kim bilir?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder