20 Nisan 2021 Salı

Bir İnanca Kendini Adamak Ona İhanet Etmeyi Göze Almaktır

İnsanoğlunun kaderi şu dünyaya adım attığından beri karakteri ve inançları tarafından bir oradan bir buraya savrulmuş durmuş. 

Gerek dini gerek siyasi gerek de ahlaki fikir ve düşünceler ile kendi davranışlarımızı filtreleyip ona göre yaşamımızı sürdürmüşüz.

Yüzyıllar geçmiş, medeniyetler yükselip tarihin karanlık sayfaları arasına karışıp gitmiş, fikirler yok olmuş, insanlar inançlarını onları ölüme götürseler bile takip etmişler.

Kişinin bir şeye inanarak hayatına biraz olsun anlam katmaya çalışması utanılacak bir şey değil. Bütün vücudumuz bizim umutsuzluğa kapılmamamız ve kendimize zarar vermememiz için savunma mekanizmalarıyla çevrili. 

Dolayısıyla insanın şöyle yada böyle hayatının bir döneminde en az bir inanca sahip olacağından emin olabiliriz. Hiç bir şeye inanmayanımız varsa bilim adamları tarafından incelenip araştırılması gerekli zaten. 

Fakat bugün tartışmak istediğim belirli bir inancın eksiklikleri değil. O konuda yazacağım düşünceleri tek bir yazıya sığdırmam mümkün değil zaten (şeytanice gülümser).

Bugün gece saat neredeyse 4 olmuşken aklıma gelen şey bir inanç ve düşünceyi savunan insanın o inanç için yapabileceği en faydalı şeyin ne olabileceği sorusu oldu. 

Eğer bir inanç ve fikire can gönülden bağlıysak, aklımızda hiç bir şüphe kalmayacak kadar bu davaya güvendiğimize inanıyorsak, yapılacak tek bir şey kalmış demektir:

İnandığımız şeyin tam zıttı olan fikri bulup onu da sonuna kadar araştırmak ve yaşamaktır. Gerekirse ilk inancımıza ihanet etmenin eşiğine gelecek kadar uzaklaşıp karşı çıktığımız kişilerin bakış açısını tam olarak kendimize geçirmektir.

Kişi bir inanca can gönülden bağlıysa bu inancın güçlenmesi için de her şeyi yapacaktır. Fakat korku ile yönetilen inançların hemen hemen hepsi bu inancın tam tersi olan bakış açısını düşman olarak adlandırır ve şeytanileştirir. Eğer A inancına bağlıysak ve B inancı bizim tam zıttımızsa o bakış açısını görmemiz kabul edilemez bir suçmuş gibi görülür. Dogmatiklik yüzünden insan bulunduğu yere çivilenir ve inandığı davanın iki adım öteden farklı bir açıyla görüleceğini, bu açıdan bakıldığında davasında bir hata veya eksiği fark edip çözüme kavuşturacağını bilemez. Dogmatiklik sadece sorgusuz itaat ister. 

Halbuki karşı bakış açısını görüp anladıktan sonra kendi inancımızdaki eksikleri görmemiz de sağlanır ve bu maceranın sonu ilk inandığımız şeyin objektif ve eleştirel bakış açısıyla bakan birisi sayesinde çok daha güçlenmesi anlamına gelir.

Ve bu bir tipik "Kendinizi düşmanınız yerine koysaydınız kendinize nereden ve nasıl saldırırdınız?" senaryosu değil. Kendi inancınız bir siyasi parti olabilir, bir müzisyenin diğerinden daha yetenekli olması olabilir, din olabilir, ahlaki davranış olabilir. Her ne olursa olsun savunduğumuz inancı tamamen bildiğimizden emin olduktan sonra karşı tarafın yerine geçip o hayat tarzını deneyimleyip onların bakış açısını sadece kafada hayal etmek yerine gerçekten tecrübe ettikten sonra kimin haklı olduğuna karar verebiliriz ve eğer hala ilk savunduğumuz fikir doğruysa, bu sefer dogmatik olarak bakanların göremediği eksikleri bularak çözümler getirebiliriz. 

Bir inancın herhangi bir savunucusunun yapabileceği en fedakar şey bu inanç uğruna can vermektir evet buna katılıyorum. Fakat ölüm bile bir hiç uğruna olabilir. Hiç bir şey değiştirmeyebilir. İnançtan sonunda ona ihanet etme riskini göze alacak kadar uzaklaşıp geri dönerek öğrendiklerini inancın temellerine kazandırmak ise paha biçilemez bir fayda sağlayacaktır. Gelecek nesiller belki de sizin doğru zamanda doğru yerde söylediğiniz ve pek çok insan arasında ağızdan ağıza geçerek zamanla bilinen bir gerçek olmuş olan yeni bilgiler ile düşmanları karşısında üstünlük sağlayacaktır.

 Sadece bir tek objektif bakış açısına sahip insan, inancının zıttına giderek inanca karşı çıkanların argümanlarını anlayıp onlar gibi yaşadıktan sonra kendi inancının uyuşmadığı noktaları bularak bunlara çözümler getirebilir. 

Baş ağrısı çok lanet bir şey. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Elimizdeki Tek Şey Tecrübe

Hayatta ne yaparsak yapalım ve nereye giderse gidelim, neler yaşarsak yaşayalım, hangi rollere bürünürsek bürünelim, elimizde gerçekten var ...