26 Nisan 2021 Pazartesi

Feminen ve Maskülen Enerjiyi Dengelemek

Evren içerisinde olan dualiteye hayranım.

Her şeyin ama her şeyin bir çifti var ve sanki hiç bir şey yalnız değil. Her varlığın bir zıttı veya eş anlamlısı yeterince araştırınca bulunabiliyor.

Buna şahsen "Hayatın Kafiyesi" diyorum genelde. Hayat şiir gibi demeyeceğim bana göre daha çok bir fıkra gibi ama kafiyeleri de eksik değil.

Evrende her şeyin bir karşılığı olduğu gibi insanın da bir karşılığı var.

İnsanda olan iki cinsiyet yine dualitenin basit ve en temel göstergesidir. Fakat nasıl ışık ve karanlık bir diğeri olmadan önemsiz kalıyorsa aynısı iki cinsiyet için de geçerlidir.

Bir cinsiyet diğer olmadan var olamaz.

Bunu okuyan hemen hemen herkes insanların varlığını sürdürebilmek ve yeni nesiller yetiştirebilmek için iki cinsiyete ihtiyaç duyduğunu düşünmüştür diye varsayıyorum fakat hayır bu gece çok daha başka bir şeyden bahsedeceğim kısaca.

Ki bildiğim kadarıyla laboratuvar ortamında cinsiyetleri anlamsız kılacak bir şekilde yapay döllenmiş yumurta üretme deneyleri de oldukça ileri bir seviyeye gelmiş durumda. O düşündüğünüz şey de yakın gelecekte ortadan kalkabilir haberiniz olsun.

Asıl bahsetmek istediğim şey her insanın içerisindeki feminen ve maskülen tarafların dengelenmesi.

Günümüzde ne çok kadın cinayeti haberi çıktı biliyorsunuz duymamak imkansız resmen. Bütün bu erkeklerde olan problemi anlamaya çalışırken pek çok klasik sonuca vardım. Kimisi ailesi tarafından sevilmemişti, kimisi uyuşturucudan kafayı yitirmişti, kimisi izlediği filmlerden gaza gelmişti falan filan. 

Yalnız haberler o kadar çok gelmeye başladı ki her gün sürekli bu konu aklıma geliyordu. Sonunda az önce saydığım ve gerçek olabilecek nedenlerin içine ilginç bir tane daha ekledim:

Erkeklerin içlerindeki maskülen enerjiyi feminen enerji ile dengeleyememeleri. 

Maskülen enerji ateşlidir, girişkendir ve feth etmek ister. Sahip olmak ve hükmetmek ister. Bir şeyleri himayesi altına almaktan hoşlanır ve daha fevridir. Yıllarca çeşitli oyuncaklar ve filmlerle askere gitmesi kolaylaşsın diye etkilenen erkek çocukları bütün bu propagandaya maruz kalmasa bile şiddet içerikli ve kalplerini zıplatan aktiviteler onları kendine çeker. Erkeklerde maskülen enerji doğal olarak daha fazladır. Aşırı maskülen enerji ise şiddetli ve yıkıcıdır. 

Feminen enerji ise çok daha dikkatli ve sakindir. Adımlarını dikkatli atar ve hisleri kuvvetlidir. Olayları ölçüp tartar ve öyle hareket eder. Feminen enerjisi doğal olarak daha yoğun olan kadınlar daha çocukken bile çevrelerindeki insanları daha iyi anlarlar. Erkek çocukları birbirleri ile boğuşurken kız çocukları çoktan sosyal dinamikleri izledikleri diziler ve takip ettikleri ünlüler sayesinde öğrenmeye başlamıştır. Feminen enerjinin aşırısı ise ağlak ve hiç bir adım atamayarak yerinde sayan insanlar yaratır. 

Peki bu adamlar neden evlendikleri veya boşandıkları kadınları bırakamıyorlardı? Neden kadının hayatını eline geçirip onu kontrol altında tutarak evlerinde himayeleri altında tutup yönetmek istiyorlardı? Neden onların kaderini feth edip avuçlarında tutmak istiyorlardı? Ve neden bunu beceremedikleri zaman kadınları çocuklarının gözleri önünde öldürecek kadar deliriyorlardı? 

Aşırı maskülen enerji. 

İçlerindeki fevri davranan deliyi sakinleştirecek duygusal zekası yüksek bir feminen enerji olmadığı için enerjilerinin negatif yönüne dönerek şiddete başvuruyorlardı. Kendi içlerinde dengeyi bulamamışlardı. 

Eğer dengeyi bulmuş bir erkek olsaydı hoşuna giden kadın için çabalar ve eğer ki onunla bir şey yaşayamayacağını anlarsa kendi yolunda yürümeye devam ederdi. Yolunun sonu o kadına çıkmazdı, kendi yolunda yürürken eşlik edecek birini arardı. Eğer işler yolunda gitmiyorsa şiddete başvurmak yerinen olaya empati ile yaklaşır ve çözüm getirmeyi denerdi. Olmayacağı gün gibi ortadaysa da kimseyi rahatsız etmezdi. 

Gelelim kadınlara. 

Günümüzdeki kadınlar toplumda çok daba belirgin ve etkili. Bu çok güzel. İnsanlık olarak nüfusun yarısı kadın olmasına rağmen şimdiye kadar o potansiyel kullanılmamış ve ne var ne yok erkekler uğraşmış. Eminim eğer kadınlar da yardım edebilseydi çok daha ileri seviyelerde olurduk. Daha çok insan = daha hızlı gelişim. 

Fakat hala kadınların çoğu yanlarındaki insana bağlı yaşıyor. Evlilikten bahsetmiyorum hayır, herhangi bir insana olan bağlılık. 

Kendi çocuğuna aşırı ötesi bağlanıyor ve tüm yaşam amacı o çocuk oluyor. Anne babasına o kadar bağlanıyor ki kendi kurduğu ailesini unutuyor. 2 haftadır tanıdığı erkeğe o kadar aşık oluyor ki her şeyi geride bırakıp onunla kaçıp gidiyor. Kendi yaşamının iplerini eline alamadığı için sürekli yanında birisinin olması gerekiyor. 

İşte bu da aşırı feminen enerji. 

Kadın bu feminen enerjiyi maskülen enerji ile dengelediği zaman kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenir fakat başkalarına karşı öfke saçan birine de dönmez. Empati yeteneğini kaybetmez. Hislerine güvenmekle birlikte körü körüne bağlanmaz. Ve başkalarına danıştıktan sonra kendi kararını yine kendi verir. Bir kölelik psikolojisi ile hayatını başkasına fırlatmaz. 

Erkek kendi içinde feminen enerjiyi dengelediğinde ve kadın kendi içinde maskülen enerjiyi dengelediğinde hayat çok daha güzel olacak. 

Bu arada aslında bu dengesizliklerin başka çeşitleri ve çok daha derin etkileri var ancak yarın vizelerim olduğu için vaktim yok malesef. Kopya hazırlamaktan anca yazmaya vakit kaldı. Bana şans dileyin :). 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Elimizdeki Tek Şey Tecrübe

Hayatta ne yaparsak yapalım ve nereye giderse gidelim, neler yaşarsak yaşayalım, hangi rollere bürünürsek bürünelim, elimizde gerçekten var ...