1- Çobanlar
2- Koyunlar
Cevabı önden vermiş olayım.
Bu yazı bir önce yazdığım yazı ile fazlasıyla bağlantılı olacak çünkü konu yine büyük ölçüde kişilerin kendi hayatlarında yaptıkları seçimler etrafında dönecek.
Günümüzde dünyanın en ücra köşelerinde yaşayan insanlar bile yüzlerce insanla karşılaşıyorlar hayatları boyunca.
Bunu okuyan siz ve ben düşünelim biraz. Ne kadar çok insan ile karşılaştık doğduğumuz günden beri değil mi?
Binlerce etkileşime geçtiğimiz insan ve her biri farklı karakterde olan bireyler.
Bu bireylerin kendi içlerinde yaşadıkları tecrübeler ve bu tecrübelerden ortaya çıkan davranışlar.
Bu davranışların süreklilik kazanmasına yetecek kadar tekrarlanması ile ortaya çıkan alışkanlıklar.
Bu da insanların genelde belirli olaylara belirli tepkiler vermesine yol açıyor.
Benim kendi gözlemim dünya üzerinde aslında ne kadar farklı insan tipi olsa da en başta iki kategori olduğuna inanmama itti beni.
Çobanlar ve koyunlar.
Koyunlar dediğim insanlara aptal olduklarını veya kendi kendilerine düşünemediklerini söylemeyeceğim. Bu özellikler çobanlar için de geçerli olabilir.
Hayır. Asıl dikkatimi çeken şey ne kadar çok fazla insanın karar verme yeteneğini kaybetmiş veya hiç kazanmamış olması.
İnanılmaz fazla sayıda insan nerede yemek yiyeceğine dahi karar verememekte günümüzde.
Ne istediklerini, nasıl istediklerini, ne zaman istediklerini bilmiyorlar ve seçemiyorlar.
Ve en önemlisi, hayatlarında bu karar vermeme durumunun ne derece fazla olduğunun ve böyle yaşamanın sonucunda aslında ne kadar ufak detaylara bile etki edemediklerinin farkında değiller.
Tekrar hatırlatmak istiyorum "koyunlar" adı vermemin sebebi kimsenin zeka veya kabiliyet seviyesine hakaret etmek değil. Bu sadece koyunlar gibi nereye çekersen oraya gider mantığına uyan insanlar için taktığım bir lakap o kadar.
Peki neden insanların ufak şeylere karar verememesini bu kadar takıyorum?
Çünkü karar vermek bir kas gibi çalışır. Ne kadar çalışırsa o kadar güçlenir. Bazı insanlar o derece karar vermekten uzak kalıyorlar ki bu kas hiç çalışmadığı için zayıfladıkça zayıflıyor. Sonunda bu kişiler ne kadar değerli, zeki ve yetenekli insanlar olsa da hayat ile başa çıkamıyorlar ve çoğu zaman kendilerinden vizyonsuz ancak karar kabiliyeti yüksek olan otoriter çobanlar tarafından potansiyellerinin gerçekleştirilmesinden men ediliyorlar.
Bu gerçekten üzücü bir şey. Aslında daha düşük zekaya sahip bir çoban çok daha yüksek yerleri ve değeri görmeyi hak eden bir koyuna hükmedip istediği koşulda onun önünü açıp kapatabiliyor.
Çobanlar kendi kişilikleri, zekaları ve ahlaki değerlerine bakmaksızın her biri birer karar verme mecrası gibidirler. Bu kişilerin etkileri sürekli olarak hissedilir ve çoğu eğer kendilerini kontrol edemezlerse başkaları için de kararlar verirler.
Ve durum şu ki söz konusu çoban iyi niyetlilik ve ileri görüşlülük gibi özelliklere sahipse o kişi bir lider olur.
Eğer dar görüşlülük, inatçılık ve düşük zeka ile birleşirse çevresinde olan herkesin hayatında çıkmış can sıkıcı bir çıbandan ibaret kalır.
Bu yüzden iş çoban olmakla da kalmıyor. Kendimizi sürekli olarak geliştirmeliyiz ki başkalarının hayatında bir çıban olmayalım. Eğer karar alma yeteneğiniz zayıfsa ancak bir lider olma isteğiniz de yoksa o zaman hayatınızı biraz daha elinize almaya çalışın. Biraz daha dengeli olmak istisnasız her durumda faydalı bir şeydir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder