Hayatın anlamı falan yok.
Anlam bulmak için genelde ilk olarak dinlere sarılırız ve bir tanrıya yöneliriz. Bu tanrı genelde dediklerini yaparsak bir ödül ve bir de ceza vereceğini söyler. Kişi artık kendine bir amaç edinmiştir ve mutludur.
Halbuki bir saniye düşünüp böylesine anlaşılamaz ve akıl almayacak derecede kudretli olduğu söylenen ve bizi öldüğümüz zaman yargılayacak olan tanrının bizim gibi onun gözünde atomun elektronlarından daha küçük sayılabilecek varlıklara böyle vaatler verip yasaklar koymasının ne derece acınası ve aptalca olduğunu görmemek de imkansız açıkçası.
Bu örnek resmen haberlerde iri yarı bir adamın 3 yaşındaki çocuğunu basit bir hata yüzünden hastanelik etmesinden farksız. Bu kadar körü körüne babalarından duydukları dinlere inanan kişilerin televizyonda böyle bir haber görmesi durumunda o iri yarı adamı ayıplayıp küfürler edeceğini de biliyoruz bence.
Halbuki aynısını hemen hemen her din içerisinde bilgeliği sınırsız olan tanrının böylesine insani ve başka insanlarda görsek iğreneceğimiz bir özelliği gösterip sözünü dinleyenleri hediyelere boğup dinlemeyenleri sonsuza kadar ateşe atması ve sırf kendisi tapılmak istediği için bizi yaratması normal karşılanıyor. Pekalaaa. (Dine bakış açım böyle değil ancak genelin kabul ettiği tanrı fikri böyle garip bir tanrı kişiliğine dayalı)
Ardından saçma sapan duygu yüklü kendini kandırmalar başlar. İnternet sitelerinde, televizyonlarda, kitaplarda kişisel gelişim ve pozitif enerji muhabbetlerinin parasının belini kıran bir takım kişiler kendilerinin bile inanmadıkları akılda kalıcı cümleleri kişilerin aklına sokmaya çalışırlar.
Sonra da ortaya herkesin özel olduğundan ve hayata üst bir plan tarafından belirli bir amaç için gönderildiğimizi söyleyerek gezinen insanlar çıkar.
Yanlış anlaşılmasın, hayatımıza giren herkesin küçük veya büyük bir amacı olduğuna inanıyorum ben. Kaosun içinde kesinlikle ve şüpheye yer bırakmayacak bir düzen var.
Ancak bu bahsettiğim grup gerçekten dünyanın en rol yapan insan grubu olabilir. Kötü hissettiklerinde tepki vermemeye ve "frekanslarını düşürmemeye" çalışırlar, sinirli değilmiş gibi davranırlar, o zamanın en popüler spritiüel lideri ve çok satan kitabını kim yazarsa onu takip ederler.
Bu da geçtikten sonra kendisini materyal hedeflerle uyuşturan grup var (benim yaptığım da büyük ölçüde bu).
Sürekli olarak hedefler koyup her şeyi tüketmeye çalışırız. Asla ve asla sonunun gelmeyeceğini bilmemize rağmen sürekli daha çoğunu ister ve ölüm gibi bir gerçek olduğunu bilmemize rağmen bir sonraki hedefin sonunda mutluluğa erişebileceğimizi düşünürüz.
Bu da tamamen saçmalıktır. Materyal zevkler asla kişiye kalıcı zevk vermez ve üstelik bunun diğerlerinden daha beter olan tarafı bu yolu tutup hayatını idame ettiren kişiler genelde sürekli iş düşünmekten fazlasıyla streslidirler. Kafaları hep meşguldürler ve başarısız olmaları durumunda kafaları yerler.
Çünkü hayatta olan tüm derinliği kenara atıp kendilerini işe vermişlerdir.
Ancak burada materyal şeyler derken sadece para, mal, mülk demiyorum. Kendisini çocuklarına adayan ve onları özellikle büyük çaba ile büyüten anne ve babalara dikkat ettiniz mi? Yaşları 60-70 bile olsa asla çocuklarının yuvadan uçmasını kabullenemeyip hala onlara bir şeyler katmaya ve yardım etmeye çalışıyorlar.
Özellikle de evleri, arabaları ve paraları olan anne ve babaların bunu yapmasının sebebinin sürekli olarak kendileri için yaşamaları gerekse ne yapacaklarını bilememelerinden dolayı olduğunu düşündüm yıllardır. Gerçi onca insan saydık, aralarında gerçekten saygı duyulmayı hak edecek tek grup bu olsa bile insanların kendi hayatlarına anlam ve amaç katma çabasının ne şekillere bürünebileceğini de görmüş olduk. En asil sayılabilecek hareket bile kişinin kendisi için bir amaç yaratmaktan ibaret olabileceği düşüncesi ile etrafımıza bakmak gerekir.
Son olarak en sevdiğim ve en çok üyeye sahip olan ekibe geldik: Tamamiyle her türlü sorgulama ve farkındalıktan yoksun, nefes tüketmeye bile değmeyecek olan hiç bir şekilde düşünmeyen tayfa.
Bu kişiler hayatta bulunan derinlik ve düşünceden yoksun insanlardır ve bu kişilerin ciddi ciddi ortada olduğunu hiç görmedim. Bir insan bu kategoride sayılıyorsa gerçekten tamamen elle tutulur dünyada yaşamakta oluyorlar. Hani biraz olsun ben buraya neden geldim sorusunu sormuyorlar. Buna da anlayış gösteririm ama insan yaşlandıkça ve ölümün varlığını eskiyen ve daha sık hastalanmaya başlayan vücudundan dolayı bari ufak da olsa bir farkındalık kazanır ve sorgulamaya başlar değil mi?
Hayır işte. Bu insanların sorgulayışı "Zaman ne kadar hızlı geçti ya!" cümlesinin ötesine geçemez. Sadece anda yaşarlar ve genelde az önce bahsettiğim 3 gruptan biraz biraz alırlar. Ama özünde yine dışarıdan aldıkları anlamları kabul etmiş ve hepsinin özünde bulunan mantık hatalarını sorgulamamışlardır.
Ben buraya daha düşündükçe onlarca grup yazabilirim. Hiç bir kutsala da eleştiri yapmaktan çekinmem. Sadece başka insanların hayatlarına karşılıksız yapılan yardımların ve hayır işlerinin amaç edinilmesinin bu sahte anlamların arasında en saygı duyulabilecek olan seçenek olduğunu düşünüyorum.
Yanlız şöyle bir durum var: Hayatın anlamı yok. Eee?
Ne var yani?
Hayat anlamsız dediğimiz zaman hemen gidip kafamıza mı sıkmamız gerekiyor yani?
Hayat anlamsız diye düşünüp hemen balkondan falan atlayıp oyunu bitirmemiz mi gerekiyor?
Alakası bile yok.
Hayatın anlamının olmaması çözümü olmayan bir durum. Ne yaparsak yapalım beynimizin çözemeyeceği bir gerçek var karşımızda. Yapabileceğimiz çözüme en yakın şey bir şey bulup bunun bir amaç olduğuna dair kendimizi mümkün olduğu kadar inandırıp sorgulamadan buna inanmak. Şahsen bu benim için mümkün değil.
Hatta bu kulağa negatif veya depresif bir fikir gibi gelse de aslında özgürleştirici ve rahatlatıcı bir düşünce. Kişi kendisine karşı tamamiyle dürüst ve aynı zamanda gördüğü dünyanın olması için hiç bir sebep olmamasına rağmen buraya gelmiş bir kere.
Kendisini nasıl uyuşturmak isterse uyuşturabilir. Ortada hiç bir kural yok aslında. Yalnızca sonuçlar var. Bu sonuçlara katlanmayı göze aldığı taktirde her türlü şeyi yapabilir.
Olay bu kadar. Hayatın anlamının olmamasını fark etmek kişiyi intihara eğilimli veya depresif yapmak zorunda değil ki. Sadece böyle bir gerçek var. Kabullen ve geç. Ne yaparsan yap. İstediğin kadar yırtın kendi kendine. Bu gerçek sana karşı kayıtsız bir şekilde var olacak.
Sen de ona karşı kayıtsız kal. Sadece hayatını yaşa.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder