8 Kasım 2023 Çarşamba

Bir Anlık Utanç

Şimdiye kadar olan pek çok yazımda sürekli olarak hayatın kısalığından ve zamanın nasıl yaş ilerledikçe daha da hızlı gittiğinden bahsettim.

İnsanların kendini sabote ederek hayatlarını verimli bir şekilde dolu dolu geçirmelerinin önemini vurguladım. Şimdi ise bu sabote etme sebeplerinin en önemli ve en felç edicisine geleceğim ki zaten diğerleri ile de bağlantılı. 

Maalesef ki insanlar olarak varlığımızın çoğunu oradan oraya savrularak ve bir yerden bir yere koşarak girdiğimiz farklı şartlar altında yaşamımızı idare etmeye çalışarak geçiriyoruz.

Bu farklı şartlar gerek ekonomik şartlar, çevresel şartlar veya kültürel şartlar olsun hepimizin hareket ve yönelimlerini farklı yerlere itecek pek çok faktör hayatlarımızı bir kuklaymış gibi oradan oraya çekmeye çalışıyor.

Ancak bu şartların kişiye etkisi özellikle iş hayatına atıldıktan sonra derinden etkilemeye başlıyor. Kişi ailesinden uzaklaşmaya ve bağımsızlığını kazanmaya başladığı zaman bu koşullardan dolayı toplumun içine tamamiyle girmesinin sonucu olarak etkilenmeye başlıyor.

Bu şartların bir ürünü olarak ortaya çıkan toplum tarafından kabul edilen kuralların varlığının kişi yaş olarak büyüdükçe giderek daha çok uyması gerektiği hissiyatı ile yaşamını şekillendirmesiyle kişiye bir utanç hissi gelir. 

Bu utanç hissi kişiye özellikle toplum tarafından empoze edilir. Çoğunluğun kabul ettiği ve doğru gördüğü kural ve yollardan geçen insan alkışlanır ancak bu kural ve yollara uymayan insanları bırak sadece doğruluk ve mantığını sorgulayan insanlar bile yukarıdan bakılır. Bu kişiler akıl ve bireyselliklerinin sonucu olarak çoğunluğun gördüğü şeyi daha reddetmemiş olsa da sadece sorgulayarak diğerlerinin dalga geçmesine, eleştirisine ve genel olarak saldırılarına hedef olur. Artık fiziksel olarak saldıramadıkları için diğer insanların zihinsel saldırılarını çeker birey. 

Ve bazı insanlar bu tür saldırıları çocukluklarından itibaren yaşamalarının sonucu olarak utanç ile büyür. Hayatlarını bu yoğun utanç hissi ile yönlendirirler ve herkesin doğuştan gelen fıtratı farklı olduğu için bir çocuğun bir anlık yoğun utanç yaşaması bile onun bütün kişiliğini bu utanca karşı bir savunma mekanizması olarak yaşayıp 70 yılını böyle harcayıp fark etmeden bu şekilde ölmesini sağlayabilir.

Bir anlık utanç hissi ile o hissi bir daha yaşamamak için kişi çevresinde gördüğü kişilerin en iyi özelliklerini kendisine geçirerek utanç duymaya sebep olacak kapıları kapatmaya çalışabilir. Mesela kişi çok başarılı olmaya çalışabilir veya tam tersine dünya umrunda değil gibi bir tavır takınarak girdiği her ortamın şaklabanı olmaya çalışabilir. Kulağa saçma gelebilir ancak yalnızlık çeken bir çocuğun ileri yaşlarında beyninde 20'den fazla kişiliği barındırmasına sebep olacak hastalıklara yakalanabiliyorsa buna da şaşırmamak gerekli.

İşte o bir anlık utanç hissi veya belki de uzun süre boyunca çocuğun başta ailesi olmak üzere çevresinde olan insanlar tarafından utanç hissettirilmesi kişinin karakterinde değişimlere yol açar.

Bu değişimler genelde tahmin edilmesi zor değişimler değildirler. Kişi hemen hemen her senaryoda sonunda inisiyatif almaktan çekinen birisi haline gelir ve içeride gömülü olan utanç hissi her hareketinden önce kişiye bu eylemin sonucunda gidebilecek kötü senaryo ve ihtimalleri hatırlatır. Bu da kişinin cesaretinin kırılmasına ve utanç hissinin verdiği daha da çok utanç hissetmekten kaçma refleksinin sonucu olarak yapılmak istenen eylem yapılmaz.

İşin en kötü yanı utanç hissi diğer insanlar tarafından empoze edildiği için çoğu zaman yine başka insanlarla olan ilişkilerimizde büyük bir rol oynar. Derinlerinde utanç yatan insan karşı cins ile konuşurken rahat edemez, tabu olan konuları konuşamaz ve hatta o kişinin gözlerine dahi bakmakta zorlanır. Kimisinin utanç hissi o kadar güçlüdür ki hele hele kişi ağır ağır kendisini bu utançtan kurtarmaya çalışmadıysa o zaman hoşlandığı bir kişiye bakmakta bile zorlanır. Çoğu zaman da yapmaz zaten. 

İlişkiler genelde insanların en çok aklında kalan anılar olduğu için bu örneği verdim ancak bu daha pek çok farklı durum için de kullanılabilir. Kişi canı gönülden inandığı bir gerçeği başkalarının ortasında savunamayabilir. Kişi bir grupta sevdiği bir arkadaşına hakaret eden birisini görürse ayakta durup savunma yapmaktan çekinebilir. Utanç hissinin arka planda çalışması yüzünden bunun gibi pek çok durum kişinin istediği şekilde gitmeyebilir.

Peki ne olur sonunda?

Aradan yıllar geçer, söz konusu kişi artık yaşlanmıştır ve gelecekte görebileceği bir şey olmadığı için geçmiş anılara dönmüştür. Geçen yılları, yaşanan olayları, giden insanları düşünmeden edemiyordur son zamanlarda. Ancak onlarca yılın ardından geçen pek çok anı içerisinde bir tane anı aklına takılıp durur. Bu anı beraberinde bir çok farklı soru ile gelir. Zamanında bu yaşlı amca veya teyzemiz utanma korkusu ile yapmak istediği bir şeyden çekinmiştir. Bu şey her ne ise onun orada konuşması, harekete geçmesi, ilerlemesi veya başka bir şey, herhangi bir şey yapması gerekiyordu. Ancak yapmadı. Utanç hissetmenin korkusu ile dondu. Sessiz kaldı ve sanki zihni tamamen kapandı. Harekete geçemedi.

Şimdi ise aradan geçen o kadar zamana rağmen hala orada insanlar bana alay eder diye yapmadığı şeyin pişmanlığını çekiyor. Acaba orada utanmaktan korkmasaydı ne olurdu? Acaba harekete geçip utansaydı ne olurdu? Bu utancın sonucunda kendisine çeki düzen vererek daha güçlü bir insan olur muydu? Yoksa daha da utanç hissi içerisinde yüzen birisine mi dönüşürdü?

Bu düşünceler ile ölümüne kadar sorgulamaya devam eder kişi. Çünkü bir gerçeğin farkına maalesef çok geç varmıştı: Bir anlık utancın acısı ömür boyu sürecek bir pişmanlık hissi ile karşılaştırılamaz. Bir an utanç duyacağım diye bir şeyden çekinmek kişiyi ömür boyu utanç hissine mahkum kılar. Bu da hiç kimsenin son günlerinde yaşamaması gereken bir durumdur. Bu yüzden utanç hissinin korkusunun bizi sabote etmesine izin vermemeliyiz. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Elimizdeki Tek Şey Tecrübe

Hayatta ne yaparsak yapalım ve nereye giderse gidelim, neler yaşarsak yaşayalım, hangi rollere bürünürsek bürünelim, elimizde gerçekten var ...