Dünya üzerinde geçirdiğimiz zamanın kısalığı ve hayatta olan seçimlerimizin kendi elimizde olması illüzyonunun bu derece güçlü olması ile sanki bu gezegen üzerinde doğmuşuz ve tamamiyle yok olmak için bekleme amacıyla doğmuşuz gibi hissetmeme yol açıyor.
Yani hayatın amacı aslında tecrübe etmek ve denizde damla olduğunun farkına varmak evet ancak o da her babayiğitin yapabileceği bir şey değil.
Onun dışında olan yaşam dediğimiz nedir ki?
Tipik bir insan yaşamı bugünlerde büyüyüp, iş bulup, bir eş bulup evlenmek ve sonrasında ölene kadar çocuğa bakıp nalları dikmekten ibaret.
Benim bahsettiğim ise gerçek yaşam.
İnsanın kendi içerisinde zihinsel ve ruhani olarak başladığı yer ile ruhu bedeninden ayrıldığı zamana kadar gittiği yer.
İşte herkes için olmasa da benim için kesinlikle büyük bir yorgunluk sebebi olan yaşam da bu. İşin "Ben buraya neden geldim?" kısmı.
Çoğu kişi bunu sormuyor. Hatta çoğu demiyorum biliyor musunuz? Artık rahatlıkla insanlığın çeyreğinin bile bu soruyu sormadan hayatlarını idame ettirdiklerini söyleyebilirim.
Soruyu sormakla bitmez. Cevabı bulmak için peşinden koşan insanları saysak herhalde insanlığın %5 gibi bir kısmı belki kalır belki kalmaz.
İşte bu anlamsızlık ve dert içerisinde yanlızlığın ortasında kendi kendime uzun süredir yaptığım ve bu düşüncelerden kendimi uzak tutmak için yaptığım şey de bu: Hayatta hedefler koyarak geçici olarak düşünce ve enerjim oraya kaydığı için uyuşmak.
Hayatın ne kadar anlamdan yoksun olduğunu mu düşündün? Bu seni üzgün ve uykundan mı etti?
Amaaaan sende ne olacak canım? Bak şimdi sen şu kadar maaş alıyorsun ya, onu biraz daha yükseltmek için şunu yapmaya ne dersin? Başarman aşağı yukarı 3 ayını alır.
Ve sonraki 3 ay boyunca düşünceler gider. Kişi kendinden kaçar. Ne kadar süredir böyle yaşıyorum hatırlamıyorum bile artık.
İnsana motivasyon verdiği kesin. Ancak merak ediyorum da, kaç kişi kendisinden ve düşüncelerinden kaçmak için kendisini benim gibi alakasız şeylere veriyor? Ben kariyerime veriyorum ancak kimler başka nerelere kafa yoruyor?
Emin olun dışarıdan bakan biri bana kesinlikle kariyer düşkünü demez. En azından ilk bakışta. Bir süre tanıyan biri ise tam tersini söyler.
Ancak hiç kimse hayatta anlam bulmuyor demez. Bazı en en yakınlarım hariç.
En kötüsü de bu: En en en yakınlarımın bile sadece bazıları biliyor. Çünkü onların bile çok çok büyük bir kısmı asla kendilerine "Ben neden geldim?" diye sormuyor. Böyle bir şeyin varlığından bihaberler.
Ne diyelim? Belki de dışarıda böyle düşünceler yaşayan insan çoktur da ben göremiyorumdur. İnsan kendisini çok özel görmemeli ki çevresinde olan insanların özelliklerini görebilsin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder