Aslına bakarsanız inanılmaz sayıda fazla hakikat gözümüzün önünde olmasına rağmen farkına varmıyoruz ve bu da onlardan biri.
Dünya üzerinde geçireceğimiz zaman diliminin ne kadar kısa olduğunu herkes biliyor ancak çok az kişi gerçekten farkında.
Ve hatırlatırım ki zaman biz sıradan insanlar için tek yönlü işliyor. İleriye doğru.
Yani aslında hayat sonsuz uzunlukta bir tren içerisinde yolculuk yapmaktan farklı değil. Belirli aralıklarla kabin değiştiriyoruz o kadar.
Her kabin içerisinde farklı insanlar var. Onlarla sohbet edip küsüp barışıp bir şeyler paylaşıyoruz ve bazıları ile sohbet çok tutunca diğer kabinlere birlikte gidiyorsunuz.
Şimdi şunu da hatırlatayım sonsuzluk fazlasıyla uzun bir zaman dilimi demek. Bayağı bayağı uzun hani.
Bizim ise bu gezegen üzerinde şansımız varsa 70 yıl vaktimiz var. Sonsuzluk denilen süre içerisinde bir toz tanesi yani.
Kısıtlı olan zamanımızda bindiğimiz kabinlerin çok çok büyük bir kısmını biz seçemiyoruz. Şartlar ve fırsatlar bizi nereye iterse oraya gidiyoruz.
Ve bir istatistik: Dünya üzerinde 100 ile 125 milyar insanın var olup bizim gibi yaşamını idame ettirip sonunda hayata aboneliğinin bitirildiği söyleniyor.
Şimdi bu bilgiyi de öğrendikten sonra kendimize hayatta karşımıza çıkan herhangi bir insan ile - oynadığı rol ne kadar küçük olursa olsun - karşılaşma ihtimalimizin ne derece küçük olduğunu düşünmenizi istiyorum.
Hayat o kadar devasa ama aynı zamanda o kadar küçük ki gerçekten.
Negatif ve pozitif. Kim olursa olsun hayatımızda tanışıp anı paylaştığımız, vakit geçirdiğimiz ve herhangi bir interaksiyona girdiğimiz her kişi aslında inanılmaz bir karşılaşma.
Hele hele o kişi ile bir daha aynı kabine asla binmeyecekseniz.
Şu an düşününce üniversiteye ilk gittiğim zaman kart çıkaracaktım ve önümde aşırı uzun bir sıra vardı. Sırada benim gibi Antalya'ya yeni gelmiş bir öğrenci ile karşılaştım ve Olbia'da ufak bir kafede oturup sohbet etmiştik. Onu bir daha görmedim.
Geçen hafta İzmir'e, Aliağa'ya gittim ve dönüşte İzban'a bindim. Yoldayken tam önüme oturan bir kadın ile kısaca sohbet ettik. Bir daha görüşmeyeceğimi biliyorum.
16 yaşıma yeni bastığım sıralarda çalıştığım otelin lojmanında dışarıda oturan yaşlı adamlarla dolu bir grup vardı. Orada tanıştığım bir dayı (adını dahi hatırlayamıyorum) ile konuşurken anlattığı hikayeleri dinlerdim. İşten ayrıldığım zaman dayıyı tekrar bulup son kez bi sohbetini dinlemek istemiştim ancak olmadı. Bir daha görüşmedim.
Kız arkadaşım ile Belek'te olacak olan bir konsere giderken sıradan bir dolmuş yolculuğunda tanıştığım şoförün korsan taksici olduğunu öğrenip dönüşte şehir merkezine onunla dönerken konuştuğumuz sohbeti yaparken onu bir daha görmeyeceğimi de biliyordum.
Daha böyle onlarca anı sadece bir an düşünmemle gözümün önüne geliyor.
Şimdi siz de kendi hayatınızı gözden geçirin. Kaç kişi ile küçük bile olsa bir anı yaşayıp bir daha o kişiyi görmediniz?
Kaç kişi ile çok güzel bir konuşma gerçekleştirip, gülümseyerek ayrılıp sonra o kişi ile karşılaşmadınız?
Ve belki de en önemlisi o kişiler şu an nerede ve ne yapıyorlar? Ne yaşayıp ne gibi değişimler geçirdiler? Hangi kabinde hangi manzarayı izliyorlar?
Düşünceler, düşünceler falan.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder