14 Mayıs 2021 Cuma

Bilinçli Bağnazlık

Balkona çıkıp soluklanırken oksijen fazla geldiği için başlayan baş ağrımı daha sağlıklı olan sigara dumanı ile dengelemeye çalışırken yazıyorum bunu. İyi okumalar. 

Şimdi hayal edin, zıt düşüncelere sahip olduğunuz birisi ile hararetli bir münazara içerisindesiniz. Ne siz geri adım atıyorsunuz ne de rakibiniz. Argümanlar havada uçuşuyor ve dışarıdan bakan 3. bir şahıs konuşmayı dinlese sizin haklı olduğunu açıkça görebilecek olsa da laf anlatmaya çalıştığınız kişi tınlamıyor, inançlarının doğruluğundan hiç şüphe etmiyor.

Bu insanlardan zaten "Neden Bazı İnsanlar Başka Fikirleri Kabullenemez ve Laftan Anlamazlar" isimli yazıdan bahsettik.

Bugün aklıma gelenler sizin argümanınızı duyup, anlayıp, görüp, haklı olduğunuzun farkına varıp sonra hayatında en ufak değişikliğe gitmeyen insanlar.

Bir gün gece saat üç civarı Tanrı'nın doğası ve dinlerle ilgili tartıştığım birisi ile tamamen zıt fikirlerdeydik. İkimizin neredeyse hiç bir düşüncesi benzer değildi ve konu nereye gitse tartışmaya devam ediyorduk.

Kahvelerimizi bitirmeye yakınken sonunda argümanlarında bir açığını yakalayıp kılıcımı çektim. Sohbetimizin içinde sonunda bir taraf Büyük Taarruz'da savaşıyormuş gibi hücuma geçmişti.

Sonunda ben kazanmıştım. Karşımda olan kişi haklı olduğumu kabul edip çocukluğundan beri inandığı, hayatını tepeden tırnağa şekillendiren inançların pek çoğunun geçerli olmadığını anlamıştı. Bu kişi çok yakınımdan biri olduğu için mutluydum ve artık hayatının daha farklı bir yola girece-

Ertesi gün aynı şekilde yaşamaya devam etti.

... 

Evet inanamıyordum fakat sanki bir gün önce bütün inanç sistemine benzin döküp ateşe vermemişim gibi aynı şekilde yaşıyordu. O yaşa kadar nasıl yaşadıysa, her şeye nasıl bir bakış açısı ile yaklaştıysa öyle devam ediyordu.

Sadece bu da değil aradan bir süre sonra aynı konu hakkında tekrar konuştuğumuz zaman sanki önceden bu konuşmayı yaptığımızda bana hak vermemişcesine düşüncelerini savunmaya tekrar başlamıştı.

Zaten o günlerden beri yaşı ileri sayılacak olan, bütün hayatı aynı inanç üzerine kurulup kendi fikirleri dışında başka bir dünya göremeyen insanlarla tartışmaktan elimden geldiği kadar uzak durdum.

Sonradan karşıma böyle çok insan çıktı. Gerekirse kişiye dünyanın en kabul edilebilir fikrini kabul ettirin, kişi algılamak istemiyorsa söylediklerinizin hiç bir tesiri olmayacaktır. Bundan artık eminim. 

Çünkü bazen insanların neden bu kadar sığ yaşadıklarını ve derin fikirlerden uzak olduğunu anlamak için gizli bir bilgi öğrenmeye, gizli bir örgütün uzaydan uydular aracılığı ile insanların epifiz bezlerini köreltecek frekanslar yolladığını düşünmeye gerek yoktur. Bazı insanların sadece hayatlarını değiştiremeyecek kadar tembeldir.

Bu kişiler bilinçli olarak bağnazlıklarını kucaklamışlardır. Bağnaz insan bir fikri körü körüne savunurken farkına varmaz. Fakat bir şekilde bağnazlık yaptıkları konuda haksız olduklarına inandırmayı başarabilirseniz bile (bunu gerçek bağnazlarda yapmak epey zordur) yine de kafa yapıları aynı kalıyorsa bilinçli bir bağnazlık içerisindedirler.

Böyle insanlar böyle yaşamak istiyorlarsa bırakın öyle yaşasınlar.

Aslında yaşadıkları şeylerin bir hayalden ibaret olduğunu görüp gerçeklerle yüzleşmek yerine rüya görmeye devam etmeyi tercih etmişlerdir.

Peki siz neyi tercih ederdiniz? Güzel bir hayal mi yoksa gerçekle yüzleşmek mi? 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Elimizdeki Tek Şey Tecrübe

Hayatta ne yaparsak yapalım ve nereye giderse gidelim, neler yaşarsak yaşayalım, hangi rollere bürünürsek bürünelim, elimizde gerçekten var ...