31 Mart 2022 Perşembe

Bağımlılık Yapan Fikirler

Kafasında sürekli olarak farklı fikirler ve planlar dönen birisi olarak fikirler ile şiddetli geçimsizlikle dolu bir ilişkinin içerisindeyim son 21 yıldır.

İyiler, hoşlar. Sürekli aklımdalar ve mitoz bölünme geçinir gibi çoğalıp duruyorlar.

Buraya kadar no problem, zihni boş bir tuval gibi duran ve kafasında hiç bir şeyi canlandıramayan insanları da gördüm.

Bugün bahsedeceğim konu hayalperestlik + fikir birleşiminin yarattığı garip durum.

Gerçekçi olmayan fikirler de değil, fikirlerin gerçeğe dönüşmesinde karşılaşılabilecek bir engel. Hem de neredeyse hiç bahsedilmeyen bir fikir.

Hiç uzatmadan lafa giriyorum:

Kişinin kafasında olan büyük fikri çevresinde olan insanlara anlatması. 

Belki bazı kişiler bu cümleden bile bir şeyler çıkarmış olabilirler. 

İnsan kafasında sürekli olarak kurduğu ve düzelterek mükemmelleştirdiği fikri başkalarına anlattığı zaman o fikirden çok önemli bir şey çalmaktadır: Takdir ve onay. 

Eğer bir insan fikirlerini ballandıra ballandıra anlatırsa toplumda olan insanların çok büyük bir kısmı bu planların ve fikirlerin ne kadar şahane oldukları konusunda o kişiye destek verip "Evet, çok iyi olur, çok iyi düşünmüşsün bayağı mantıklı, inşallah yaparsın" falan derler. Beyin için bu da bir onaylamadır. 

Sadece bir kaç cümle söylenmiş olsa da bu övgüyü alan kişinin vücuduna serotonin ve dopamin aşılanmış olur. 

Eroinin dünya üzerinde olan en bağımlılık yapıcı şey olmasının sebebi bu ödül hormonlarına direkt etkisi olmasıdır ve kişi sürekli olarak daha fazlasını ister. Sonunda aşırı dozdan ölür. 

Fikirler de böyledir. 

Kişi bugün A fikri için plan yapıyorsa ve diğer insanlarla bunu paylaşıyorsa gelen mutluluk hissi yarın aynı fikirden gelecek mutluluk hissinden daha çoktur. 

Çünkü kişinin beyninin bir tarafı da bu fikri gerçekleştirmemesinden dolayı azar azar ona stres hormonunu vermektedir. Her gün akılda dönen bu fikrin verdiği his azalacaktır. 

Peki sonra ne olacaktır? 

Kişi sonunda fikrin geçerliliği geçtiği için yenilgiyi kabul edip (veya bahaneler kurup) kısa bir süre üzüntüye kapılıp hemen ardından toparlanıp aynı döngüye tekrar girecektir. 

Bu ne zamana kadar böyle gider pek kestiremiyorum açıkçası. Ama tahminimce iki ihtimal var:

Tıpkı eroinden aşırı doz alıp ölen bağımlılar gibi bu kişi de 50-60 yaşlarına geldiği zaman gerçekten zorunda olduğu şeyler hariç bir şey yapmadığını fark edecek ve kalan hayatını üzüntü ve pişmanlık ile geçirecektir.

Veya fikirlere olan bağımlılığını bu yazı sayesinde fark edip artık milletin kafasını kendi planları ile şişirmek yerine harekete geçmesi gerektiğini öğrenip iyileşecektir. Eroin bağımlılığının bile tedavi altında düzeltilebildiği bilinen bir şeydir. 

Aklınıza gelen her fikri gerçekleştirmek zorunda değilsiniz fakat şunu garanti edebilirim ki başka kişilerden yorum ve analiz beklediğiniz için paylaştığınız zamanlar hariç fikirlerinizi yaymak sizi sadece bağımlı bir hayalperest yapacaktır. 

İyi günler. 

25 Şubat 2022 Cuma

Bağımsızlık Bağımsızlık Bağımsızlık

Teknik olarak bakarsanız dünyanın en bağımsız varlığı bile aslında kendi vücudunun ihtiyaçlarına olan bağımlılıktan dolayı bağımsız ve dolayısıyla özgür değildir.

Ancak yaradılışımızın getirdiği gerekliliklerimizi saymazsak dünya üzerinde sağlığımız haricinde daha önemli olan bir şey var mıdır bağımsızlığımızdan?

Burada ülkeler ve milletlerin bağımsızlığından bahsetmiyorum. Bizzat kişinin kendi öz varlığını kastediyorum.

Özgürlük ve bağımsızlık kadar çabalamayı hak eden, değerli olan ve peşinden koşulmaya yaraşır bir amaç var mıdır?

Başka kimseye bel bağlamadan yaşamanın, başka insanlara zarar vermeme şartının dahilinde dilediğini özgürce yapabilmenin, herhangi bir otoritenin üzerinizde mümkün olduğu kadar az gücü olmasının bir kişinin yaşayabileceği en iyi hislerden biri olduğunu düşünmeden edemiyorum.

Maalesef bu bahsettiğim senaryonun daha yanına bile yaklaşamadım. Öyle bir yaşama sahip olmak isterdim fakat daha çok erken.

Bir şeyi yapabilmek için 3. şahısların aracılığına ihtiyaç duymadığımız bir yaşam biçimi, sosyal medyanın verdiği karakterinizi şekillendiren o beyin yıkama tekniklerinden arınmış bir kişilik, kimseden yardıma muhtaç olmayan bir cüzdan, her fikre duygulardan arınmış, objektif bir şekilde bakabilen bir zihin ve sizin siz olmanıza izin veren iyi niyetli eş ve dostlar.

Böyle bir hayattan daha güzel sayılabilecek ne kadar hayat var ki?


20 Şubat 2022 Pazar

Eski Reklamlar İle Yeni Reklamlar Arasında Olan Fark

Sigmund Freud reisin akrabası Edward Bernays sağolsun Amerika ülkesi medya ve özellikle reklamlar aracılığıyla tam bir tüketim topluluğuna çevirildikten sonra bu tüketim düzeni diğer ülkelerde çalışan şirketlerin de dikkatini çekmişti.

Sorun basitti: Şirketler ürettikleri ürünleri satamıyorlardı. İnsanlar bir eşyayı aldıktan sonra bir daha alma ihtiyacı duymuyordu. Neden duysun ki? Zaten elinde onun ihtiyacını karşılayan bir eşya var.

İşte bu yüzden satışlarını sürdüremeyen şirketler önce faydayı sattıkları eşyaların kalitesini düşürmekte buldu. Fazla sürmeden kalite düşüşünü fark eden toplumdan tepki gelince psikanalizcilerden tavsiye ve bilgi alan reklam uzmanları yeni sistemler geliştirmeye başladılar.

Şu an tarih 2022 yılının Şubat ayının 21'i. Saat 01:12.

Geçmişte olan reklamlara falan bakınca ne kadar pragmatik bakış açısına sahip bir toplumdan sürekli tüketime kafayı takmış bir dünyaya dönüştüğümüzü görmek mümkün.

1950-1990 arasında yapılan reklamlar daha çok satılan ürünün özelliklerini, ne kadar dayanıklı olduğunu ve ne kadar uzun süre çalışabildiğini gösterirken şu an olan reklamlarda iki yıl sonra ismi hatırlamayacak bir şarkıcı çıkıp arabası ile hızlıca yollarda ilerliyor. Adam yüzünde kararlı bir ifade ile gazlarken kamera da uzak açılardan arabanın trafiğe kapatılmış yolda dümdüz ilerlemesini çekiyor. Bütün bunlar olurken arka planda gaza getirici bir müzik eşliğinde kalın ve maskülen bir ses bize neden insanın asla pes etmemesi konusunda bir ders veriyor. 

Bunu izleyen binlerce insan da o arabayı almaya ikna oluyor. Hem de 2 yıl kredi çekmek zorunda kalmasına rağmen. 

Bunun sebebi şu: İnsanların ne derece mantıksız ve saçma davranabilecekleri Nazi Almanya'sı savaşta yenildikten sonra yapılan toplama kamplarında sürdürülmüş canavarca işkenceleri yapan kişilerin gerçekten daha 40 yıl önceye kadar (birinci dünya savaşarı öncesi) böyle şeyler yapacakları kimsenin aklına bile gelmeyen Alman halkının yapmış olması herkese bir ders vermişti:

İnsanlar düşünüldüğü kadar akıllı değildi. 

Hatta tam tersine, dünyanın devasa bir kısmı içgüdüler, anlık enerji patlamaları ve duygular ile yönlendiriliyordu. 

Sigmund Freud bilinçaltı terimini de ortaya koyunca her şey oturdu. 

Ve artık reklamlar ile insanların sürekli olarak şirketlere daha çok para kazandırmasını sağlamak için tüketim toplumunun yaratılması yavaş yavaş başlanmış oldu. 

Artık her reklam sizin bir duygunuz veya bir eksikliğiniz hedef alınarak yapılıyor. 

Özellikle böyle zamanlarda kendimize şunu sormalıyız: Ben bu eşyaya gerçekten ihtiyaç duyuyor muyum?

Yoksa bilin ki sizin iyiliğinizi en ufak şekilde önemsemeyen insanların cebinizden paranızı sürekli olarak almasına izin verme riskindesiniz. 

Ha tabi yine de karar sizin. İlla hiç bir şey almayın harcamayın demiyorum, bilinçli olun yeter.

Elimizdeki Tek Şey Tecrübe

Hayatta ne yaparsak yapalım ve nereye giderse gidelim, neler yaşarsak yaşayalım, hangi rollere bürünürsek bürünelim, elimizde gerçekten var ...